Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Ali Cevheri’nin 30 Ekim 2026 tarihinde televizyonda gerçekleştirdiği kapsamlı konuşmayı büyük bir dikkatle dinledim. Şanlıurfa’yı temsil eden bir siyasetçinin şehrin nabzını nasıl tuttuğunu, güncel meselelere hangi pencereden baktığını görmek adına bu tür açıklamaları son derece önemsiyorum. Programda değinilen tüm başlıkları tek tek ele alacak değilim; ancak hem memleketimiz hem de ülkemiz adına hayati gördüğüm üç temel hususu ve kendi izlenimlerimi okuyucularımla paylaşmak isterim.
1. Tarafsızlık ve Barış Köprüsü Olma Sorumluluğu
Konuşmanın ilk dikkat çeken noktası, önümüzdeki dönemde Urfa merkezde ve ilçelerde yapılacak olan oda seçimleri (örneğin Ziraat Odası ve benzeri kurumlar) oldu. Sayın Cevheri, bu süreçlerde kesinlikle taraf olmayacağının altını çizdi. Siyasi anlayışının temelini “bütün insanlarla görüşmek ve kucaklaşmak” olarak özetleyen vekil, Urfa’da bir barış köprüsü görevi üstlenmek zorunda olduklarını vurguladı. Her kesime eşit ve tarafsız mesafede durmanın, şehrimizin huzuru ve kendi siyasi duruşu için ne kadar elzem olduğunu açıkça ifade etti. Bu yaklaşım, toplumsal barışın tesisi adına oldukça kıymetli ve takdire şayan bir tutumdur.
2. Yüksek Faiz ve Sanal Kazanç Oyunları: Ekonomiye Vurulan Darbe
Gündemin en sıcak maddelerinden biri olan %100’lere varan olağanüstü kazanç vaatlerine ve son dönemdeki finansal sarsıntılara değinilmesi, programın en çarpıcı bölümlerindendir. Sayın Cevheri, bu durumun masum bir kazanç kapısı olmadığını, bilinçli bir şekilde toplumun üzerine kurulan bir tuzak ve oyun neticesinde ortaya çıktığını vurguladı.
Bir tarafta insanlar bu tür hayali kazançların peşinde koşarken, diğer tarafta temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanan aç ve susuz kesimlerin varlığı ne yazık ki göz ardı edilmektedir. Vekilin, bu oyunların planlayıcılarının mutlaka tespit edilerek adalet önüne çıkarılması ve hak ettikleri cezayı alması gerektiğini belirtmesi yüreğimize su serpti. Çünkü yaşanan bu süreçler sadece bireyleri değil; Türkiye’nin ekonomisini, siyasetini ve en önemlisi toplumsal güven duygusunu derinden yaralamıştır. Parası olanların sermayesini dışarıya aktardığı, güvensizlik ikliminin tırmandığı bu çarpık düzenin acilen son bulması şarttır.
3. Terörsüz Türkiye ve Kardeşlik Vurgusu
Ülkenin en büyük kanayan yarasından biri olan terör meselesi ve bunun ülkemize maliyeti de programda etraflıca masaya yatırıldı. Bölücü zihniyetin ülkenin enerjisini nasıl sömürdüğünü ifade eden Cevheri, çarpıcı bir kıyaslamada bulundu: Bu süreçte uğranılan ekonomik zararla, 700 adet üzerinde Atatürk Barajı’nın inşa edilebileceğini belirtti.
Ucu dışarıda olan bu taşeron yapıların bilinçli bir kaos ortamı yaratmak istediğini; Türk’ün, Kürt’ün ve Arap’ın bu memleketin asli unsurları olduğunu unutmamak gerekir. Batı dünyası kendi içinde birleşme yolları ararken bizim kendi içimizde ayrımcılığa düşmemiz, bindiğimiz dalı kesmekten başka bir şey değildir. Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Devlet Bahçeli’nin öncülüğünde yürütülen "Terörsüz Türkiye" iradesine tüm kesimlerin samimiyetle inanması gerektiği vurgulandı. Zira "Anneler ağlamasın!" çağrısı; rengine, diline, kimliğine bakılmaksızın tüm annelerin gözyaşlarını dindirmeyi amaçlayan ortak bir insanlık görevdir. Türk, Kürt, Arap, Zaza, Çerkez fark etmeksizin bu coğrafyanın evlatları kardeştir ve bu süreç kararlılıkla yürütülmelidir.
Sonuç Yerine
Bir milletvekilinden beklenen de tam olarak budur: Hem kendi şehrinin kalkınması, refah seviyesinin yükseltilmesi ve medeniyet çizgisinde ilerlemesi için gayret etmek hem de ülkenin genel meselelerine milli bir şuurla yaklaşmak.
Sayın Mehmet Ali Cevheri’nin bu samimi, yapıcı ve meseleleri net bir dille ele alan televizyon programı için kendisine teşekkür ediyor; memleketimize ve milletimize hizmet yolundaki çalışmalarının devamını diliyorum