Siverek Haber

Siverek Haber

Fikirlerin Çatışması


29 Eylül 2009 Salı 00:00
                                

Son yıllarda artan siyasi kutuplaşmanın bitirdiği dostluklardan, yıprattığı akrabalıklar, hepimiz in yaşadığı ciddi ve kitlesel bir sorun. Çevremizdekilerin ve akrabalarımızın tahammül edemedikleri kişiler ve başkaları hakkında söyledikleri bizi üzmeye devam ediyor.  Saygı duyduğumuz bir büyüğümüzün veya meslektaşımızın ne kadar  statükolaştığını görünce de bir  idolümüz  den olamaya başladık bile. Daha birkaç yıl öncesine kadar benzer şeyler düşündüğümüz  dostlarımızın ne kadar şoven laflar ettiklerini görünce onlarla kopma noktasına geldik ve bazılarıyla da koptuk. 

Ancak bu farklılıklar sadece düşünce bazında değil. Son yıllarda, Türkiye’deki statükonun devamından yana olan insanlarda ciddi bir tuhaflaşma, aşırı sinirli olma ve hatta bazen yarı delilik diyebileceğimiz haller görülüyor. Muhafazakar  bir kadını kendi yaşam alanında gören dostlarımızın ne tuhaf tepkiler verebildiklerini görüyoruz. Hele de bu kadın TV’de konuşuyor ve kadın haklarından bahsediyorsa, gıyabında en ağır hakaretlere uğruyor  ama sevdiklerimiz bunda bir gariplik görmüyor. Sayın başbakan veya Eşi, TV’ye çıktığında ise sinirler iyice geriliyor, bağırış çağırış arasında kanal değiştirmek üzere kumanda aranıyor. Mitinglerde Atatürk posterlerini öpüp hıçkırıklar içinde ağlayan insanlar, bu bahsettiğimiz ruh halinin belki de en uç örnekleri. Bu tahammülsüzlüğün nereye kadar süreceğini ve bunun kısa bir sürede içselleşemeyeceği de aşikardır.

Bu insanların statükoyu dört elle savunmaları çoğu zaman statükodan beslenmeleriyle açıklanıyor, haklı olarak. İmtiyazlarını kaybettikçe veya paylaştıkça otoriter ve emperyalist eğilimlere savruluyorlar. Ancak bu imtiyaz kaybı meselesi sanırız yukarıda bahsettiğimiz türden tuhaflaşmaları, aşırı kızgınlıkları ve aile içi bağrışmaları açıklamakta yetersiz kalıyor. Buradaki sorun, bu insanların imtiyazlarından ziyade, bildikleri dünyayı kaybettikleri hissinden kaynaklanıyor. Bildikleri, inandıkları şeylere artık değer verilmediğini ve verilmeyeceğini görüyorlar, seziyorlar. Bildikleri dünyanın sonu geliyor ama yeni dünyaya ve düzene de ayak uyduramıyorlar, onu anlayamıyorlar, anlamak dahi istemiyorlar. Değişen şartlara ayak uydurmalarını sağlayacak düşünsel esneklikten, bilgi birikiminden ve bağımsız düşünebilme yeteneğinden bilinçli olarak mahrum bırakılmışlar.
Değişim korkusu denilen şey de aslında bu mahrumiyetten kaynaklanıyor. Ergenekon tipi örgütlenmelerin son yıllardaki propagandası da hedefledikleri kitlelerin bu mahrumiyeti sayesinde başarılı olabildi. Esneklikten mahrum insanları daha da katılaştırdı

Siyasî kutuplaşma, düşünce temelinde ve ruhsal hallerde farklılaşmalar tabii ki daha çok okur-yazar veya aydın denilen insanlarımızın oluşturduğu kesimlerde görülüyor ve anlaşılması, irdelenmesi, aşılması yönünde değil, tersine normal, sağlıklı bir durummuş gibi savunulması, mücadele edilmesi yönünde çabalar daha çok dikkat çekiyor.  Statükoya dört elle sarılanların ruhsal durumlarındaki tuhaflıkların sadece imtiyaz kaybıyla açıklanamayacağını, bu insanların imtiyazlarından ziyade bildikleri dünyayı kaybettikleri hissinden dolayı böylesi tutum ve davranışlar içinde oluyorlar. Bildikleri dünyanın sonu geliyor ama yeni dünyaya ve düzene de ayak uyduramıyorlar, onu anlamıyorlar, anlamak dahi istemiyorlar. Değişen şartlara uyum göstermelerini sağlayacak düşünsel esneklikten, bilgi birikiminden ve bağımsız düşünebilme yeteneğinden bilinçli olarak mahrum bırakılmış insanlar değişim korkusu denilen şeyin de bu mahrumiyetten kaynaklanıyor.


Emperyalizmin kucağına itilmiş bu düzene dur diyebilecek adil bir sistem ve bunu tersine döndürecek bir kurtarıcıya bakalım ülkemiz ve dünyamız ne zaman kavuşacak?

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık