Siverek Haber

Siverek Haber

Cuma Özusan

Uzmanlık ve Sağduyu Hakkında


Cuma Özusan
4 Haziran 2012 Pazartesi 00:00


 

Bir bilim dalında tahsil görmüş ve o bilim dalının en son bilgilerini öğrenmiş kimselere uzman diyoruz. Sıradan bir insan bunların bilgisini ölçüp biçemez, yanlışlarını çıkaramaz. Uzmanlık bir bilim dalının son ucu ve noktasıdır. Mesela tıp fakültesini bitirmekle doktor olursunuz ama uzman olmak için ayrıca bir dalda yine dört beş sene çalışmanız lazımdır. Bunun sonunda mesela kardiyolog veya kulak burun boğaz uzmanı olursunuz. Sizin tartıştığınız kimseler ancak sizin gibi uzman olanlar olur.

Uzmanlık çok değerli olmakla beraber insanı sadece bir konuda yetkili yapar. Bir dalda uzman oldunuz diye her konuda konuşamazsınız. Uzman olmak hayatın genel ve temel konularında insanı daha bilgili yapar mı? Yani tahsilsiz bir insandan daha akıllı yapar mı? Buna olumlu cevap veremeyiz. Yani sırf uzmanlığından dolayı bir kimsenin, daha sağduyulu kararlar vereceğini söyleyemeyiz ve bilemeyiz. Bir dalın bilgisinin diğer konular için de bir yetkinlik kazandırdığı ispatlanamamıştır.

Hayatın anlamı hakkında, nasıl yaşayacağımız hakkında, benimseyeceğimiz inançlar hakkında yaşam tecrübemiz bize yol gösterir. Bunlar herkesi ilgilendiren konulardır. Ahlakın, hukukun, siyasetin temel prensiplerini kabul etmek veya ret etmek vicdanımıza kalmış bir şeydir. Uzmanlık bu konuda bize yol göstermez, bizi aydınlatmaz. Mesela Allaha inanıp inanmamak konusunda bir doktor veya fizik âlimi sizden daha fazla bilgi sahibi değildir. Allaha inanıp inanmamak konusunda ona bir şey sormazsınız.

Din âlimi içtihat yapar, yani şer’in kati hükümlerinden zanni hükümlerini çıkarır. Bunlar bağlayıcı değildir. Kaldı ki bugün içtihat yapacak seviyede kimse de yoktur. En büyük âlim size kitapları tarayarak bir cevap verir. Akıl ve vicdana gelince o da herkes gibidir. Vicdanımızla baş başa kalmamız gereken yerde kimse size yol gösteremez. Bu konuda âlim olmakla olmamak, fizik âlimi olmakla din âlimi olmak arasında da fark yoktur. Fakih bir marangoza veya kasaba bile tefevvuk edemez. Taşın sertliğini anlamak için fizikçi, hırsızlığın kötü olduğunu anlamak için fakih olmamız gerekmez.

Dini ilimlerde uzmanlık, insanı mutlaka ahlaklı yapmaz. Bizi mutlaka doğru yola sokmaz. Fıkıh âlimi, tefsir âlimi, hadis âlimi olmak her şeyi bilmek manasına gelmediği gibi insanı yanlış yola girmekten de korumaz. Tarih boyunca ulema hep doğru yolu tutmuş değildir. İçlerinde dürüst ve vicdanlı olanlar çıktığı gibi dalkavuk olanlar ve devlete yanaşıp onun yanlış kararlarına destek çıkanlar da olmuştur. Bir peygamber geldiği zaman ona en çok muhalefet edenler ve basireti bağlananlar âlimler olmamış mı?

Fıkhi bilgi mutlaka basiretli olmayı ve doğru yolu seçmeyi zorunlu kılsaydı şarkiyatçıların en halis müminler olması gerekirdi. Onların içlerinde ilim bakımından o kadar ehliyetli olanlar var ki bizimkiler ellerine su dökemez. Anlayış, hidayet, sağduyu, akıl kitap okumakla elde edilmez. Bir meslek ve sanat dalında işin uzmanına danışmalıyız, bu zorunludur fakat dini, ahlaki, vicdani sorumluluğumuzu başkasının üzerine atamayız. İbn Hazm ve zahirilik mezhebine göre dinde taklit haramdır ve kabul edilemez.

Hatta uzmanlık sağduyudan uzaklaşmaya bile sebep olabilir. Bir bilim dalının adamları her şeyi o bilim dalının verile ile izah etmeyi severler. Bir doktora göre her şeyin çözümü sağlıktadır. Bir eğitimciye göre eğitimdedir, bir maliyeciye göre maliyededir, bir askere göre askerliktedir ve herkes çözümü kendi alanına hasreder. Her şeyin dışına çıkıp bütünü görmedikçe sağlıklı kararlar vermek zordur. Bilimler ilerlediğinden beri isabetli, tarafsız ve gerçekçi görüşlere ulaşmak daha da zorlaşmıştır.

Aklımız yokmuş gibi mesela insan hakları konusunda gidip bir âlimden fetva istiyoruz. O da bizim gibi bir insandır, doğru da yapabilir yanlış da yapabilir. Peygamber bile yanılıyorsa o nasıl yanılmasın! Arapçayı iyi bilmek, kalın ve kara kaplı kitapları anlamak kimseyi daha sağduyulu yapmaz. Hele siyasi konularda fetva makamına başvurmak çok yanlıştır. Siyasette insanlar bireysel veya toplu olarak çıkarlarını ararlar ve Allah ve Peygamber dinlemezler. Siyaset güç ve çıkar kavgasıdır. Vesselam.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Yukarı Çık