Siverek Haber

Siverek Haber

Bediüzzamanın Siyasete Bakışı


7 Haziran 2007 Perşembe 00:00
 Bediüzzamanın Siyasete Bakışı


Üstad Bediüzzman Said Nursi iman, İslâm, ibadet, sosyal ve şer’î meseleleri
izah ve ispat ettiği gibi; elbette bir müceddid (yenileyici), düşünür ve
müçtehid olarak, günümüz Kur’ânî ve Sünnetî siyaset stratejisini de
çizmiştir. Mûnâzarât isimli eseri için, “Münâzarât, siyaset tabiblerine
teşhis-i illet için lüzumludur”1(yani siyaset doktorları hastalıkların
teşhisi için lazımdır.) der. Diğer taraftan lâhikaların yanında temel
eserleri Sözler, Mektubat, Lem’alar, Şuâlar da siyasî ve içtimâî ölçüler
verir. Ki, lâhikalar da, bu temel eserlerin bölümleridir.
Siyasî meseleleri, şahıs, lider eksenli değil; fikir, akım, düşünce bazında
ele almaktadır.
Üstadın siyasetteki temel ölçüsü; ‘demokratları, hürriyetçileri
desteklemektir’.
Bizim dünyaya gelişimizin amacı imtihandır. İmtihanın gerçekleşebilmesi
ise,özgür iradeye bağlıdır. Yani, dileyen inanır, dileyen inanmaz. Hatta,
Peygamber ‘bekçi, gözetleyici, hidayete erdirici değil’, yalnızca ‘tebliğci,
çağrıcı, uyarıcı’dır. İbrahim Sûresi 22. âyete göre de şeytan
Cehennemliklere meâlen şöyle der: “Beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ben
sizi çağırdım, siz de bana uydunuz. Benim bir yaptırım gücüm yoktu.”
Aslında, yaratılış, imtihan ‘hürriyet/demokrasi’ üzerine binâ edilmiş.
Bediüzzaman bu hakikatin siyasetteki yansımasına, “Kalbe ihtar edilen sosyal
hayatımıza ait bir hakikat” kaydını düştüğü bir mektupta  şöyle işaret
etmiştir:
“Bu vatanda şimdilik dört parti var. Biri Halk Partisi, biri Demokrat, biri
Millet, diğeri İttihad-ı İslâmdır.”2 Aslında daha çok parti var, ama
diğerleri bu dört akımın değişik versiyonları ve türevleridir. Bu ana siyasî
akımlardan Halk Partisi diktatörlüğü, sekülarizmi; Millet Partisi
milliyetçiliği/ırkçılığı; İttihad-ı İslâm, din adına ortaya çıkmayı;
Demokrat ise, serbestiyeti, hürriyeti temsil eder. Şu halde Kur’ân ve Sünnet
ölçülerine göre, müstebitler, milliyetçiler/ırkçılar desteklenemez.
İttihad-ı İslâm da, “yüzde altmış, yetmişi tam mütedeyyin olmak şartıyla,
şimdiki siyaset başına geçebilir. Dini siyasete âlet etmemeye, belki
siyaseti dine âlet etmeye çalışabilir. Fakat çok zamandan beri terbiye-i
İslâmiye (İslâmî terbiye) zedelenmesiyle ve şimdiki siyasetin cinayetine
karşı dini siyasete âlet etmeye mecbur olacağından, şimdilik o parti başa
geçmemek lâzımdır.” ‘Yüzde altmış-yetmiş tam mütedeyyin olmak’ şartına ise,
toplumu oluşturan bütün katmanlar dahildir.

Mustafakaradagli15@hotmail.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık