Siverek Haber

Siverek Haber

CEMİL MERİÇ'İ ANLAMAK


2 Mart 2008 Pazar 00:00
CEMİL MERİÇ’İ ANLAMAK
.
Cemil MERİÇ’i üniversitede, Hint Edebiyatı incelemelerimde tanımış, ve eserlerinden büyük istifade etmiştim. Bediüzzamanla ilgili görüşlerini ise, eserlerini okumadan önce hiç duymamıştım. Ve Türkiye’de bu alanda yapılmış herhangi bir çalışmada yoktu maalesef.
Ona ilk hayranlığım kızı  Sosyolog Prof. Dr. Ümit MERİÇ le başlamıştı. Ümit MERİÇ’ in sosyolojik yazı ve makalelerini severek okuyordum. Kendisi, bu ülkenin kültürüne saygı duyarak, büyük sosyolojik eserler ortaya koymuştur. Halen Türkiyede bir üniversitede hocalık yapmaktadır
1916 Yılında Hatay Reyhanlı da doğan Hüseyin Cemil Meriç, bir Said NURSİ  hayrandır... Batının içine düştüğü çıkmazdan ancak şarktan cıkacak bir akımın düzene koyabileceğine inanmaktadır.  Toplum huzuruna çıkan bütün düşüncelerinde Bediuzzaman’a duyduğu hayranlığı dile getirmekte tereddüt etmez. Nitekim Said Nursî hakkında yazılmış eserlerin en güzeline imza atar. Gençliğinde komünistlikle itham edilip soruşturma gören Meriç, vefatına 4 yıl kala, 7 Mart 1983 târihli Hamle dergisindeki yazısında Said NURSİ’yi  övdüğü için yargılanır.
1963’te “Jurnal” adlı eserine  kaydettiği bilgiler, bize ışık tutabilir:
“Said-i Nursî’nin risâlelerini okumak için toplanan üç beş vatandaşın tevkifi, tabiî hukuk bakımından ahmaklıkla kaynaşan bir cinayettir. Ahlâksızlığın, bencilliğin, kayıtsızlığın ferman ferman olduğu bir ülkede, bir kitabı, ahlâktan, insanlıktan bahseden bir kitabı okuyanlar ancak takdire lâyıktır. Soğuk ve süprüntülüklerden devşirme, maddeci, sözde maddeci yayınlardan tiksinen, kendilerine insaniyetçi süsü veren bir alay züppenin sapıklıklarına iğrenerek bakan ve bir kurtuluş arayan samimi çocuklar... Davranış bakımından kendimi onlara çok yakın buluyorum.( Jurnal)
Eserlerinde, yazılarında ve sohbetlerinde Said Nursi’ye atıflarda bulunur Meriç. Kader bahsi gibi zor bir mevzuu okuyucuları için Üstad’ın rehberliğinde açıklığa  kavuşturmaya çalışır. Yirmi altıncı Söz’ün kısa bir özetinden sonra aczini ve Bediüzzaman’a duyduğu hayranlığı şu ifadelerle haykırır:
“Yazı şu ezelî hükümle mühürleniyor: ‘Kader’e îman, imanın erkânındandır. Kısaca, hayat-ı insaniye bütün ayrıntılarıyla  kaderin ölçüsü ile çizilmiştir ve kalemiyle yazılıyor.’
“Üstâd şimşek pırıltıları ile aydınlanan bu karanlık bölgelerde büyük bir güvenle dolaşıyor. Üslûb kesif ve izahlar inandırıcı. Asırları kucaklayan bir düşüncenin çağdaş akıllara seslenişi, yaralanan bir akıla, yabancılaşmış bir düşünce. İrfanımızın madde-i asliyesi olan bu fikirleri ne kadar anlayabiliyoruz? Heyhat; ne meselenin kendisine âşinâyız, ne mefhumlara.”(jurnal)
Said Nursî ve Risâle-i Nur Külliyatı, Meriç’in hakikat arayışını bitirecek, susuzluğunu giderecek kaynaktır. Bunu o da hissetmiştir: “Said-i Nursî söyledikleriyle yaptıklarını birleştirmiş insan. Mücâhit insan.  O devirde tek başına karşı koyabilmiş. Düşüncesinde sosyalizm, sınıf çatışması da var. Adamı inceledikçe hürmetim artıyor” der.
Ne var ki, Meriç hiç bir zaman şâkirt olamaz... Düşüncesindeki değişime amelî hayatı ayak uyduramaz ve buhranlar geçirir. Üstâd ona göre, inzibat adamıdır. Amelde daha esnek ve daha kucaklayıcı gördüğü Kenan Rifai’ye bu sebeple sığınır.
Benim için Meriç, düşüncesi kadar, hattâ ondan da çok, üslûb ve dil noktasından hayranlık uyandırıcıdır. Türkçe için Meriç büyük hazine ve eşsiz kaynaktır.
Sonradan öğrendiğim Türkçemin düzelmesinde, Cemil MERİÇ’ in büyük bir payı vardır. Aslında Türkçe konuşan,  herkesin Cemil Meriç’e bir borcu vardır: Milleti millet yapan temel unsurlardan biri olan dillerine yaptığı büyük hizmete karşılık, teşekkür borcu...
Düşünürümüzü ölüm  yıldönümü dolayısıyla  rahmet ve mağfiretle anarken, yazımızı onun o veciz ifadelerinin muhteşem dizesiyle noktalayalım:
“Said-i Nursî, bir dava adamı. Yalçın bir irade, taviz vermeyen bir mizaç, tefekkür ve imandır Onun davası.

Mustafa KARADAĞLI
Mustafakaradagli15@hotmail.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık