Siverek Haber

Siverek Haber

Cuma Özusan

DARBELERİN GÜZEL TARAFI


Cuma Özusan
22 Nisan 2012 Pazar 00:00

Eskiler “mutlak kötülük yoktur cihanda” demişler. En kötü şeylerin, darbelerin bile güzel tarafı vardır. Bir daha darbe olmayacağını ve darbe ihtimalinin ebediyen kapanacağını düşünmekten daha büyük zevk var mı? Bu adeta bir insanın eşeğini kaybedip bulduğunda duyduğu sevince benzer veya Yahya Kemal’e “Ankara’nın neyini seviyorsun” dediklerinde “İstanbul’a dönüşünü seviyorum” demesi gibidir. Refah, istikrar ve güven içinde yaşayan toplumlar bunun kıymetini bilmezler. Biz huzur ve güvene susamış bir toplumuz. Darbeler bunu bozdu, ülkemizi maddi ve manevi bakımdan geriletti. Şimdi artık darbe olmayacağına nasıl sevinmeyiz. Bir gün gelecek babalar darbenin ne olduğunu çocuklarına anlatmakta zorluk çekecekler. Darbe de neymiş diyecek çocuklar.

Darbe Arapça bir kelime olup vurmak anlamındadır. Bunun üzerinde ulemalık yapabilirim. İstesem bu kelimenin kırk türevini ortaya koyarım. İnce gramatikal analizler yaparım. Şimdi bunun sırası değil. Darbenin ilmi ve edebi manalarını bir tarafa bırakıp herkesin anladığı avami manası üzerinde duralım. Herkes darbeden ne anlıyorsa onun üzerinde duracağım. Birisine bir tokat atarsın bu bir darbedir,  hele bu Osmanlı tokadı olursa yere yapıştırırsın. Bir bankayı, bir müesseseyi dolandırırsın bu da bir darbedir. Adamları perişan edersin. Bir daha belini doğrultamazlar. Asıl önemlisi hükümete bir tokat atarsın hükümeti alaşağı edersin. Darbe denince en çok akla gelen de budur zaten. Bir de ilahi darbe vardır ki darbe yapanları yere yapıştırır. Bu darbelerin darbesidir. Darbe yapanları buna teşebbüs ettiğine bin pişman eder, sürüm-sürüm süründürür.

Darbelerin çok çeşitleri vardır. Darbeleri isterseniz renklerine göre ayırabilirsiniz. Yeşil darbe, kızıl darbe, kara darbe, mor darbe. Veya çıkardığı sese ve gürültüye göre de ayırabilirsiniz. Sesli darbe, sessiz darbe vardır. Veya menşeine ve kullanılan personele göre ayırabilirsiniz. Silahlı kuvvetlerin darbesi, silahsız kuvvetlerin darbesi... Say sayabildiğin kadar. Ha unuttum bir de başarılı darbe vardır, başarısız darbe vardır. Hatta legal darbe, illegal darbe vardır veya modern darbe, post modern darbe vardır. İsterseniz realist ve sürrealist darbeleri de buna katabilirsiniz. İşin içine biraz edebiyat katmadan duramıyorum. Biraz entellik tarafım tuttu. Kafanız fazla karıştı ise bu ayırımlara son veriyorum. Darbelere karşı direnmek veya hükümeti teslim etmek vardır. Teslim edenler meclisi açık tutmak ve gemiyi batırmaktan kurtarmak istediklerini söylerler.

Darbenin asıl failleri vardır, yan failleri ve destekçileri vardır. Bunlar olmadan darbe olmaz. Ekonomi bozuk olacak, konjonktür uygun olacak. Hava biraz karışmış olacak, etrafı sisler kaplayacak. Kurt dumanlı havayı sever, darbeciler de istikrarsız havayı... Ancak akılsızlar halkın desteğine sahip ve başarılı iktidara karşı darbe teşebbüsüne geçer. Böyle yaparlarsa ne olur. Karşılarında yürekli adam varsa sonu dam altı olur. Yapan buna bin pişman olur. Teşvikçiler de kuyrukları üzerine otururlar. Devranın hep böyle gideceğini sanmış, bunu hiç tahmin etmemiştik derler. Bir gün hesabın ters döneceğini bilemezdik. Esip gürlüyorduk. Kim bilirdi yiğit bir adam çıkar bütün hesapları altüst eder. Biz zannediyorduk ki höt desek iktidardakiler tası tarağı toplayıp gider. Biz de keyfimize göre yaşarız.

Peki, bu durumda darbeciler ne yapar veya ne yapmalı. Bence üç yoldan birini seçecekler. Birincisi yaptıklarına pişman olup milletten özür dilemelidirler. Biz hata ettik demeliler. Bu günahlarını biraz hafifletir, hapis yattıktan çıkar topluma karışırlar. İkinci yol yaptıklarını savunmalarıdır. Biz doğru olanı yaptık. Bu halk cahildir, bir şey anlamıyor, yanlış adamların peşinden gidiyor, bunu önlemek istedik fakat başarılı olamadık. Bu şekilde davranmak yanlış da olsa onurlu bir davranıştır. Taraftarlara az da olsa moral verir. Üçüncü ve en kötüsü yaptıklarını inkâr etmektir. En büyük felaket budur. Kast ettiğim hapis yatmak falan değil. Bir şeyi yapıp da inkâr etmek kadar ağır bir suç yoktur. Bu, kişiliğin içten bölünerek kendine olan saygının tamamen yok olmasıdır. Vesselam.

 

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık