Siverek Haber

Siverek Haber

Demokles’in Kılıcı


8 Şubat 2013 Cuma 08:48

Demokles’in Kılıcı Meşhur hikâyedir, Demokles’in Kılıcı. Çoğumuzun bildiği, ya da bilmediği… Duyduğu ya da duymadığı… Dinlediği ya da dinlemediği… Ama şurası muhakkak ki; günümüzdeki birçok olaya ve duruma ışık tuttuğu da tartışma götürmez bir olgudur.

Demokles, M.Ö. 4. yüzyılda Sirakuza'da hükümdar olan Dionysios'un sarayında yaşamış ve dünyaca ünlü ‘’Demokles’in Kılıcı’’ deyiminin zamanımıza kadar gelmesine sebep olmuş kişidir.

Efsaneye göre Demokles Kral Dionysios'un yakın dostu olduğu için, daima kralla sohbet ederdi. Konuşmalarında çoğu defa krala krallığın bahşettiği mutluluktan bahseder dururdu. Bu durumdan usanan kral, bir gün Demokles’e dönerek; Bu mutluluğu senin de tatmanı arzu ediyorum! Demişti. Büyük bir ziyafet hazırlatarak tacını ve tahtını krallın güç ve imkânlarına özenen Demokles’e bırakmıştı. Demokles de sevinçle krallık elbiselerini ve tacını giyinip tahta oturmuştu. Ziyafetin ortalarına doğru tam başının üstünde bir şeyin sallanmakta olduğunu gören Demokles, dikkatle bakınca bunun at kılına bağlı keskin bir kılıç olduğunu görmüştü. Demokles bunun ne manaya geldiğini düşünüp, Kral Dionysios'un böyle yapmakla, kendisine krallığın sadece krala ait güç ve zenginliklerden ibaret olmayıp, aksine insanın canını daima tehlikelere sokabilecek bir mevki olduğunu idrak ettirmek istediğini anlamıştı.

Bu eski Yunan efsanesinden kaynaklanan Demokles’in kılıcı gibi deyimi, günümüzde de büyük görev ve mesuliyetlerin aynı zamanda büyük tehlike ve sıkıntıları da beraberinde getireceğini vurgulamak amacıyla kullanılmaktadır. Ayrıca Kral Dionysios'un krallığı süresince büyük tehlikeler ve korkular yaşadığını da ifade etmektedir. "Demokles’in kılıcı gibi" deyimi halen günlük diyaloglarda kullanılır ve bu deyime edebi eserlerde, makalelerde rastlanır.

Hikâye bu. Bu hikâyeden alınacak çok ders var kuşkusuz. Bu yazının alınacak dersleri göstermek gibi bir amacı yok, elbette. Her okuyucunun zihin dünyasında açılan yelkenler var ve olması gerekenin bu yelkenlerin olabildiğince özgür, olabildiğince engelsiz bir tarzda ve mecralara doğru yol açmasıdır. Bu yazı yazarın kendi kanaat penceresinin okuyucuya açılmasından başka bir amaç taşımamaktadır.

Evde, okulda, çarşıda, fırında, markette her mekânda ve her zamanda değil belki; ama çoğu zaman ve mekânda Demokles’in kılıcı sallanıyor, insanların üzerinde. Çocuk, daha hayata adımını atar atmaz, karşılaşıyor, Demokles’in kılıcıyla. Susturmaya çalışıyor, anne. İleriki yaşlarda baba. Daha sonra resmi ideoloji. Bu susturma politikası, doğal olarak hastalıklı, dünya için tehlike saçan nesillerin ortaya çıkmasına sebep oluyor.

-İnsanın özüne dokunma anlamında- Olmaması gerekenler olduğunda, söylenmemesi gerekenler söylendiğinde, konuşulmaması gerekenler konuşulduğunda; insanın özünde onulmaz yaralar açılıyor. Sonra da bu yaraları tedavi için hastanelerin psikiyatri bölümleri, okulların Rehberlik birimleri dolup taşıyor.

Evden, kendi evimizden; hatta ve hatta kendi içimizdeki Demokles’in kılıçlarını yerlerinden söküp atmak için daha ne kadar bekleyeceğiz? Kendi içimizden başlayarak, tehdit, şiddet, kin, nefret içeren sözcüklerin yerine sevgi, şefkat, mutluluk barış kavramlarını içeren bir dil kullansak ne de huzurlu, ne de mutlu, ne de yaşanabilir bir dünya ortaya çıkacak?

Özgürlük insanın omzundaki bir yüktür. Çünkü özgürlük kendisiyle birlikte sorumluluk, suç ve ceza getirmektedir. Buna rağmen özgürlük, yine de insan soyluluğunun biricik kaynağıdır. (Jean Paul Sartre)


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık