Siverek Haber

Siverek Haber

Prof. Dr. Yılmaz Emre

Gurbetten damlalar iki portre


Prof. Dr. Yılmaz Emre
19 Mayıs 2020 Salı 18:25

Ocak ayı sonunda okulların tatil olması ve sıla-ı rahim isteğimiz doğrultusunda kardeşimle birlikte annemi görmek için memleketimize geldik. Uzun yıllara dayanan gurbet nedeni ile doğrusunu isterseniz havasını, suyunu ve sokaklarını hatıralarıyla oldukça özlüyordum. Geldiğimde bir takım sağlık sorunları yaşamama rağmen, içimdeki özlemden dolayı vazgeçemiyor, mutlaka yılda bir ile iki kez haftalık sürelerle seyahatler gerçekleştiriyorum. Son gidişimde de yine sağlık sorunları yaşadım. Ama güzel şeyler ve duygulandıran olayları duymak beni çok mutlu etti.

Benim gibi öğretim üyesi olan kardeşimle yaşlı annemizi konuşturmaya çalışırken, kim var? Kim yok? Sorularını sorarken; Annem ’den bazı bilgiler almaya çalıştık. Bu sorular Mahallemiz ve özellikle çarşıdan tanıdıklarımıza yönelik sorulardı. Bir taraftan bu soruları sorarken, diğer taraftan da hatıralar zihnimde, 1960’lı yılların Şeytan Küçesi ile Karakeçili Camii arasında (zira o mevkiide oturuyorduk) yaşadıklarım canlanıyordu.

Bahsettiklerimizin kimisinin çocuklarını, kimisinin ebeveynlerini hatırlıyordum. Yaşlanmış bedenim ve ağarmış saçlarımla o periyodu hatırlamaya çalışıyordum. Yaşlı annemin anlattığı bir vaka bana o güzel insanların o beyaz atlara binip gitmediğini çağrıştırdı. Güzel hasletlerine ait genlerini miras olarak bıraktıklarını bana düşündürdü.. İşte size bir vaka.: Annem PTT’ye gidiyor, elinde bir fatura... O faturanın bedelini ödemek istiyor. Ancak gişedeki Memure Hanım, “Teyze senin ödenmemiş iki faturan var." diyor. Annem yeterli parasının olmadığını ifade etmiş. Sonra o kızımız “Tamam teyze ben diğer faturayı kendim yatırıyorum...Sen ne zaman istersen o zaman getirip bana ödeyebilirsin” deyip, her iki faturanın ödeme makbuzunu yaşlı anneme uzatmış. Bilahare annem gidip bu hanımefendiye olan borcunu iade etmiştir. İşte bu vaka beni oldukça etkiledi. Miktarı ne olursa olsun, davranışın rengi ve tarzı çok güzel...Onun için bu güzel davranışı sergileyen sıhhıyeci Kamil Amcanın Kızı Aysel Hanıma binlerce teşekkürler ediyorum. Allah kendisinden razı olsun.Bu güzel davranışı gelecek nesillere ışık olsun inşallah diyorum..

……………………………………………………………………………………………….

Antalya’ya döndükten birkaç gün sonra Ebubekir Çınar Hocanın vefatını duydum..Daha geçen Yaz ayak-üstü kısa bir sohbet etmiştik.. Yıl 1972..Siverek Kalesinin arkasında “Kara Camii” de gördüm Ebubekir ÇınarHocayı ilk kez...Yanımızda o Camiinin imamı Muhterem Emin Gelener'de vardı. Çınar Hoca o zaman imam-hatip son sınıf öğrencisiydi. Konuşmaları heyecanlı ve latifdi. Bazen konuşmalarına şakalar da eklerdi.. MSP’nin faaliyetlerinde kesişti dostluklarımız. Aslında o zaman Siverek’te 3-5 kişiydik,  genç olarak...Özellikle nefsim adına çok zorluklar yaşadım...Ama şunu rahatlıkla ifade edebilirim: Ebubekir Hoca en son gördüğümde de hiç değişmemişti. Yazın elinde “Milli Gazete”, kışın paltosunun cebinde yine “Milli Gazete” taşırdı. Güzergahını hiç terketmedi. Allah rahmet etsin. Ondan merhametini esirgemesin. Sevgili Ebubekir Hoca Siverek'te sen farklı bir renktin, güzel bir insandın. Seni Siverek'in sokakları ve özellikle “ Milli Gazete” ile "Milli Görüş Camiası" çok özleyeceğiz..Nur içinde yat…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık