Siverek Haber

Siverek Haber

A.Deniz UĞURLU

HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ -3-


A.Deniz UĞURLU
9 Mart 2009 Pazartesi 00:00

Taburca olmadan önce ameliyatı yapan doktor odamıza gelip, çocuğu 15 gün sonra kontrole getirmemizi, 1 hafta sonra ise çocuğun bacağını pansuman yapmamız gerektiğini söyledi.Bizde yapılan taburca işlemlerinin ardından hastaneden ayrıldık.Hastaneden taburca olurken de bizden para istenmemesi hayretlerimizi bir kez daha artırmıştı.
Siverek’e geldikten sonra evimiz adeta ziyaretçi akınına uğruyordu.Sevenlerimiz bu zor günlerimizde bizi yalnız bırakmamıştı.M. Enes ise tam da yürüyeceği sırada başına gelen bu olaylara bir anlam veremiyor, sık sık ayağına takılan çivilere bakıyor, ayağındaki çivilerle yaşamaya çalışıyordu.
Aradan 1 hafta geçmişti, doktorun söylediği üzere oğlumu pansuman için Siverek Devlet Hastanesine götürdüm.Muhammed Enes’in bacağının üzerine sarılan sargı bezini açan sağlık memuru, bacağın iltihaplandığını söyledi. İltihaplanmanın sebebini sorduğumuzda ise, pansumanın haftada bir değil de her gün yapılması gerektiğini söyledi. Sağlık memuru söylediklerinde haklıydı, çocuğun ayağı tamamen iltihaplanmıştı. Sebep ise doktorun bize söylediği pansuman hakkındaki yanlış bilgilerdi. Bir yandan kırık ve doktorun söylediği cam kemik hastalığı ile uğraşırken şimdi de doktorun yanlış yönlendirmesi sonucu çocuğun ayağında ciddi manada iltihaplanma başlamıştı.
Hastaneden eve gelir gelmez, ameliyatı yapan doktora telefon açıp sağlık memurunun söylediklerini doktora anlattım.Doktor ise çocuğu Diyarbakır’a getirmeme gerek olmadığını, ameliyat yapılan bacakta iltihaplanmanın normal olduğunu, önemsenecek bir durum olmadığını bize anlattı.
Doktor yine bize kandırmıştı! Çünkü o kazanacağı paracıklara bakıyordu! Onun için müşteri sandığı hastanın hiçbir önemi yoktu.
M. Enes’i pansuman için ertesi gün tekrar Siverek Devlet Hastanesine götürdüm.Pansumanı yapan sağlık memuru değişmişti. Bacağa sarılı sargı bezini açan memur dünkü pansumanı yapan memur gibi, bacağın iltihaplandığını, iltihabın kemiğe kadar indiğini, çocuğu ameliyatı yapan doktora göstermemi istedi. Ben ise doktor ile dün görüştüğümü ve iltihaplanmanın normal olduğunu söyledim.
Aradan 15 gün geçmişti.Muhammed Enes’i sabah erkenden konrol için Diyarbakır’a götürdüm. Hastanede saatlerce doktoru beklememize rağmen doktor ameliyatta olduğundan dolayı bir türlü ulaşamadık. En sonunda ameliyathaneye telefon açan muayenede bulunan bayan sekreter, doktor ile görüştükten sonra çocuğun filmini çekmemizi, filmi ameliyathanede doktora gösterebileceğimizi söyledi. Filmi çektikten sonra görevlinin dediği gibi filmi ameliyathanede doktora gösterdim. Filmi inceleyen doktor kemikte kaynamanın başladığını, 1 ay sonra çocuğun ayağına takılan çivileri (fisketörü) çıkarabileceğimizi söyledi.O anda dünyalar bizim olmuştu. Doktora teşekkür ettikten sonra pansuman için çocuğu hastanedeki pansuman odasına götürdüm. Pansumanı yapan 25 yaşlarında, 1.75 boylarında, esmer, favorileri uzun, yakışıklı bir gençti. Çocuğun ayağına bakar bakmaz oda diğer sağlık memurları gibi bacağın iltihaplandığını bacağı temiz tutmamız gerektiğini, önemsenecek bir şey olmadığını söyledi. Bizde bu müjdeli haberlerden sonra hastaneden ayrılıp tekrar Siverek’e döndük.
45 gün boyunca her gün Muhammed Enes’i Devlet Hastanesine götürüp düzenli olarak pansumanını yaptırdım. Ama aradan geçen zamana rağmen çocuğun ayağındaki iltihaplanma devam ediyordu.


Devam Edecek...

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık