Siverek Haber

Siverek Haber

Cuma Özusan

HASAN MEZARCI İSA MIDIR?


Cuma Özusan
4 Temmuz 2011 Pazartesi 00:00
Vallahi bunu bilemem. Nasıl bileceğim ki! Bunun nesnel sağlam ölçütleri yok. Mezarcı İsa olabilir de olmayabilir de. Ne onu kabule ne de redde sevk edecek apaçık deliller var. Yahudilerin de beklediği bir şahıs vardır ki ona Mesih diyorlar. Onlara göre hala gelmemiştir ve ileride gelecektir. Hıristiyanlar ise İsa’yı Mesih kabul ederler. Bu, onların bileceği iştir. İslam dini İsa’yı Allah’ın mübarek ve yüce bir peygamberi kabul eder. Ve “Meryem oğlu İsa Mesih” der. Müslümanlara göre kıyamete yakın İsa Mesih gelecek ve dünyayı sulh ve selametle dolduracak, gerçek İslam’ın yaşanmasına çalışacak. O zaten bir İslam peygamberidir.

Kuran’da İsa Mesih’in tekrar dirilip geleceğine dair ancak zorlama bir işaret vardır. Bu işin ehli âlimler bu delaleti yeterli görmüyorlar. İş bir zamirin yorumlanmasına dayanıyor. O zamirin merciinde yani nereye atfedileceğinde ihtilaf vardır. Nüzulü İsa meselesi ancak hadislerde vardır ve bu hadislerde söz birliği yoktur. Birçoğunun senetleri zayıftır. Akaitte ancak mütevatir olana yani pek çok kanaldan gelen ve doğruluğunda şüphe olmayan haberlere inanmak bir usulü din kaidesi olarak mecburidir.

Gelecekle ilgili rivayetlerden biri de Mehdi ve Deccal meselesidir. Bunlara inanıp inanmamak da dinin zorunlu esaslarından değildir. Kim Mehdidir, kim Deccaldir, kim İsa’dır nereden bileceğiz. Bu hususta açık ve net bir bilgi yoktur. Tarihte mehdi, deccal, sufyan tarifine uygun pek çok insan çıkmış; pek çok insan İsa olduğunu iddia etmiştir. Etsinler bakalım. Kimsenin ağzını bükemezsiniz. İsteyen istediği kişi olabilir. Tımarhaneler “peygamber”lerle, Allah olduğuna inananlarla doludur. Bunlar olmasa zaten o toplum eksik olur. Bir toplumda her çeşit insanın ve her çeşit iddia sahibinin bulunması lazımdır.

Sayın Mezarcı müftülük yaptı ve milletvekili oldu. Milletin temsilcisi olarak parlamentoda yer aldı. Akıllı bir adam olmasa pek az insanın gelebileceği bir yere gelirdi. Tıp ve psikiyatride bir insanın Allahlık iddiası dışındaki söylemlerinden dolayı delilikle suçlanamayacağı kabul edilir. Çünkü Allah olduğunu söylemek tevil kabul etmez bir zırvadır ve akıl hastalığıdır. Yani tam bir kişilik bölünmesidir. Ama bunun dışında mesela veli olduğuna, Peygamber olduğuna, zamanın kutbu olduğuna, Allahtan vahiy aldığına inanmak ve bunu söylemek delilik kabul edilmez. Her ne kadar toplumda Hasan Mezarcı’nın çıldırdığına inanılsa bile Hasan Mezarcı tıbben sağlıklı kabul edilmiş, bu hususta sağlam raporu almıştır.

Şunu açıkça söyleyelim ki hiç kimse Mezarcı’nın İsa olduğunu da olmadığını da ispatlayamaz. Biz gerçekten hakiki İsa’yı nasıl tanıyacağız. Bu hususta elimizde yeterli bir delil yoktur. Bir insan ben İsa’yım dese neye dayanarak sen İsa değilsin diyeceğiz. İsa da bizim gibi bir insan olarak dolaşmayacak mı? İsa hangi elbiseyi giyecek. Takım elbise mi, başka bir elbise mi? Bu çağın elbisesini mi giyecek veya kadim çağın elbisesini mi. Fraklı, şapkalı bir insan gelse biz ona sen İsa olamazsın mı diyeceğiz? Yani İsa’yı bir defa elbisesinden teşhis edemeyiz. Takım elbiseli bir İsa bize garip geleceği gibi poşulu ve entarili bir İsa da bize garip gelecektir. İsa’nın sakalı olacak mı, olmayacak mı?

Peki, İsa hangi dili konuşacak, en mantıklısı hangi ülkeden çıkarsa her halde oranın dilini konuşmasıdır. Bugün kalkıp Aramice konuşsa kim onu anlayacak. Ama eğer Türkçe konuşsa
bazıları da İsa neden Türkçe konuşuyor diyecekler. İsa’nın geleceği ülke de geleneksel İslam anlayışına göre Suriye’de Şam şehri olacak. İsa Peygamber gökten Emeviyye Camisinin tepesine inecek ve oradan alıp katırına bindirecekler. Duyduğuma göre orada bir katır devamlı bekliyormuş. Sonra İsa hangi dinden ve mezhepten olacak. Hazreti Muhammed’e bağlı olarak mı veya kendine göre mi hareket edecek. İslam Şeriatına bağlanırsa hangi imama tabi olacak. Sünni mi, Şii mi, Şafii mi, Hanefi mi olacak. Gel çık işin içinden. Ey Mezarcı bize ne müşküller çıkardın. “Ey mezarcı mezarımı derin kaz”.

Biz Hasan Efendinin İsa olup olmadığını hiç bilemeyeceğiz. Ama Hasan da kendisinin İsa olduğundan emin mi acaba? O İsa olduğuna hangi delilden dolayı inanıyor. Kendisini buna inandıracak yeterli sağlam kanıt var mı? Var olduğunu sanmıyorum. Hasan bu kanaate bir muhakeme ile mi ulaştı yoksa kendisine apaçık bir görü mü verildi bilemiyoruz. Bu akıl yürütme olamaz. Çünkü akıl yürütmeye dayanacak deliller olsa bizimle paylaşılırdı ve biz de onun İsa olduğunu anlardık. O mutlaka bizden farklı bir tecrübe yaşamıştır. Bizden tamamen farklı ve olağanüstü bir tecrübe yaşadı ise bu tecrübeyi de hiçbir zaman anlayamayız. Hasan acaba gündüz mü, gece mi bir rüya gördü ve ona inandı. Kendisine görünen şeyin hakikatin ta kendisi olduğunu nereden biliyor. Bu ilhamın şeytandan gelmediğine nasıl emin oluyor. Kendi iddiasına kendi sözünden başka delil yoktur. Yalnız kalıyor. Yalnız kalmak durumundadır. Mutlak’ın tecrübesini yaşayan kimse öznel kalmak durumundadır. Aldanmadığını nerden biliyor. İnsan hayali hakikat sanabilir. Bu hususta sağlam bir ölçüt yoktur. Hasan’ın mertebesi hepimizden üstün olduğuna göre onun peygamberliğini onaylayacak olan biz değiliz. Acaba zindanda çok sopa yedi de mi böyle oldu!

Bazı şeyler ispat edilmezler, kabul edilirler. İspata ihtiyaçları yoktur. Temel gerçekler böyledir. Bu hususta hepimiz birleşiriz. Doğrudan ve dolaysız biliriz. Mesela var olduğumuzu, güneşin var olduğunu, sabah, öğle akşam olduğunu dolaysız biliriz. Vahyi gerçekler de öyledir. Dolaysızdır. Ama bizim o tecrübeden nasibimiz olmadığı için onu anlamak bize kapalıdır. Mutlak hakikatin bu durumu Peygamberlerde yaşanır. Bir Peygamberin doğruluğuna delil yine kendisidir. Bir peygamberin iddiasını ispatlamaya ihtiyacı yoktur. “Ben Peygamberim” der ve kabul ettirir. İnsanların inanıp inanmamaları ayrı bir konudur. Eğer gerçekten peygamberse, peygamberdir. İnanana göre peygamber’dir, inanmayana göre değildir. Peygambere bağlananların azlığı çokluğu davasının hak olduğunu göstermez. Peygamberi tanımak mantık ve muhakeme ile ve hatta gösterdiği mucizelerle de değildir. Çünkü mucize dediğimiz şeyleri peygamber olmayanlar da gösterebilir. Mucize inanmanın sebebi değildir. Mucizeyi aklen rüşte ermemişler ister. Mekke müşrikleri Hazreti Muhammed’e şu tepeleri altın yap da sana inanalım dediklerinde Kuran bunu ret etti.

Hasan’ın İsa olmak için söyledikleri şeyler hiç akla yatkın değil. Küçüklüğünde geçirdiği bazı hadiseleri şahit gösteriyor, gösterdiği şahitler (Amcası emekli imam) de bunu doğruluyor, ayın yüzünde resminin göründüğünü söylüyor, Kuran’daki “Ha Mim” mukattaat harflerinin Hasan Mezarcı’nın baş harfleri olduğunu söylüyor, renkli süslü elbiseler giyiyor ve leigt marlboro içiyor, Türkiye Cumhuriyeti emekli sandığından bir parlamenter emeklisi olarak maaş alıyor. Gerçek İsa’nın bunlara benzer bir yaşantıda olmaması lazım. İncili şerifi okuyun “yiyecek içecek bir şey için, hayatınız için endişe etmeyin. Hayat yiyecek içecekten, ruh bedenden daha kıymetlidir” diyor. “Sabah çıkan aç kuşlar akşam tok olarak dönerler, sudaki nilüferler en mükemmel bir gıda ile beslenirler”.

Meseleyi sonlandırırken: yine de ne olur ne olmaz Mezarcı’nın aleyhinde konuşmayalım. Bir kapıyı açık bırakalım. Nice aptal ve budala görünen insanlar var ki Allahın veli kullarıdır. Yahu bu
Hasan Mezarcı belki de gerçek İsa’dır da bizim aklımız almıyor. “Her insanı vezir, her tanıdığını ızır bil” demişler. Bizim idrakimiz kısadır. Vesselamü ala men ittebe’el hüda.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık