Siverek Haber

Siverek Haber

HÜZNÜN ÇOCUKLARI


16 Aralık 2010 Perşembe 00:00






                  Denizin çırpınışında kayalara çarpıp parçalanmış bir martının çığlığıdır yaşadıklarımız. Hayatımız sırtımıza giydirilmiş kanlı bir gömlektir. Biz avuçlarında öldürülmüş güvercinleri taşıyan, güneşleri soğutulmuş ve ömründe gülüşleri olmayan hüznün çocuklarıyız.

                  Yıldızların parıltısıdır gözlerimiz. Yağan karın beyazlığıdır düşlerimiz. Her iklim, kırık umutlarımızın adıdır. Mevsimlerinde gülleri kanlı açan bir coğrafyanın gözü yaşlı çocuklarıyız.
                   
                    Yüreklerimiz maviye vurgundur. Dünyamız ise kızıla boyanmıştır. Kırları bilmeyiz. Papatyaları mezarlıklarda toplarız. Bir dilim ekmeğe hasret açlığın pençesinde kıvranan siyah tenli sömürünün kurbanlarıyız. Mermi kovanlarından başka oyuncakları olmayan, alınlarında kandamlalarını taşıyan Mescid-i Aksa’yız. Mayınlar üstünde seksek oynayan Hindikuş dağlarıyız. Özgürlüğe ağıt yakan anaların yanık sesine ağlayan Fırat’ız,  Dicleyiz. Biz Ortadoğu’nun kederli çocuklarıyız.

                      Sokaklarımız kan gölü, tenimiz de barut kokusu. Gök kubbeye sığmıyor çığlıklarımız. Dünya durmuş bizi dinliyor. Üşüyoruz, korkularda yaşıyoruz. Söyle be anne acıyan yanlarımıza çiçek tozlarını dökemez misin? Ağrılarımız dinmiyor, gözyaşlarımız kurumuyor. Yaralarımızı bulutlarla saramaz mısın anne? Yüreği sızlıyor zamanın. Çocukluğumuz kırılıyor, göz kapaklarımız kapanıyor, uyumak istiyoruz. İçinde çocukların ölmediği, ağlamadığı sevgice büyüdüğü rüyalara gitmek istiyoruz. Hadi dizinde uyut bizi sıcak sesinle ey insanlık!
 
                      Yaşamına Özlem isimlerle birbirimize sesleniriz: Barış, Umut, Özgür diye. Her birimiz ayrı göç ederiz güneşlere, ardımızda sizlere seslenerek. Ey vicdanları uyuyanlar! Varın siz demokrasi havariliğini yapın. İnsan hakları nutkunu çekin. Demeçler vererek birilerini kınayın; sonra da sıcak evlerinizde güzel oyuncaklarla çocuklarınızı eğlendirmeye çalışın. Dizilerinizi kaçırmayın, koltuklarınız soğumasın, kahkahalarınız eksilmesin, bizi düşünmeyin. Ölümümüze dokunmayın; sonra elleriniz kirlenmesin. Bizi merak da etmeyin. Ateşlerdeki İbrahim’cesine kuyulardaki Yusuf’çasına direnmesini biliriz. Hiç ama hiç merak etmeyin ne de olsa biz ölmeyi de biliriz.
                        …
                        Güneş dediğimizde çık, Ay dediğimizde çıkma bu insanlar bu yaşam ve çocukluğumuz bizi çok yordu. Güneş diyoruz hadi çık artık ey insanlık…!

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık