Siverek Haber

Siverek Haber

İlk Göz Ağrım


7 Mayıs 2010 Cuma 00:00
                            
       Önce ağlama sesini duydum sancılı bir bekleyişin ardından. Tüm sessizliği yırtarak bir avazda, “ben geldim” edasıyla dünyaya gözlerini açan minik, sevimli bir bebektin. Ense tarafını da saymazsak, neredeyse hiç saçın yoktu. Bembeyaz tenli, cennet kokulu bir melektin avuçlarımda. “Bahtı güzel olsun” temennilerini şimdiden duyar gibiydim senin için söylenen. Tüm güzellere edilen olmazsa olmaz bir duaydı bu. Kaç güzelde yerini buldu diye sorsalar, kimse bilmezdi herhalde.   
     
      İlk gülüşünü, ilk çıkardığın sesleri bugün gibi hatırlıyorum. Zalim dünyaya alaycı bir edayla göz kırpan yıldız gibi parıldıyordu bakışların gülümserken. Hayatın zorluklarıyla erken karşılaşacağın kaçınılmazdı. İşte bu yüzdendir ki, benim yetiştiğim gibi, soğukkanlılıkla büyütmeye çalışıyordum seni günden güne. Uçurum kenarlarında yürürken, dimdik durmayı bilmen gerekiyordu. Zalim hayatın tek kuralı buydu ve bu kural, en iyi bizim topraklarımızda işliyordu.

      İlk adım.
     
      Hayata meydan okurcasına, ayakta durabilmek için verdiğin mücadele. Nasıl olsa sana kol kanat geren, seni koruyabilen bir “anne”nin oluşu cesaretlendirmişti seni. Sendelediğin anda daha düşmeden seni kavrayabilen, tırnağın taşa değmesin diye çabalayan bir anne! Her anne gibi, sadece “anne!” Yani, canından koptuğun can. Uğruna, tereddütsüz ölüme koşabilecek tek “can”.

      Ardı arkası kesilmeyen bir “ilk”ler süreci ve bunun haklı gururuyla geçiyordu günler. Büyüyordun. Günden güne serpilen, boy veren taze bir fidan edasıyla, hayata “merhaba” diyordun her değişimde. Sevgi ve şefkatle sana her bakışımda, yüzündeki o güven ve sevinç, bana yaşam hazzı veriyordu. Sen büyüyordun, seninle birlikte ben de büyüyordum.

       Rüya gördüğümü sandığım günlerin, gerçekle yüzleşmesi oldu ilk “anne” deyişin. Ardından uzunca bir alışma dönemi ve anneliğe geçiş… Hiç de kolay olmadı biliyor musun? “Anne”liğin ne kadar zor bir şey olduğunu anlamak kısa sürdü. Ve gariban anacığımı anlamak… Yüzündeki çizgileri, yorgunluğunu, her bir evladı için ayrı ayrı ciğerinin nasıl da yandığını anlamak…

       Büyüyordun.

       Okul hayatın başladığından beri, bir birey olarak kendini ifade edişin, ortaya koyuşun, büyüdüğünün açıkça kanıtıydı. Şaşkın bir halde, bir kendimi bir seni izliyordum. Zaman ne de çabuk geçiyordu. Daha dün küçücük bir bebekken, bugün, boy vermiş, güzeller güzeli bir kız olmuştun.

      Şimdilerde, yeni yaşına yaklaşmanın heyecanı var sende biliyorum. “Artık dokuz yaşıma giriyorum” diye seviniyorsun. Hayatın boyunca hep olgun ve kendinden emin adımlar atacağına yürekten inanıyorum canım kızım. Henüz küçük yaşına rağmen, bizlere hep sevinç tabloları yaşattığın için de seninle gurur duyuyorum. İyi ki doğdun ve iyi ki varsın Hazal’ım.
Seni çok ama çok seviyorum…

       

      

     

      

       

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık