Siverek Haber

Siverek Haber

İŞİ EHLİNE VERMEK


14 Mayıs 2007 Pazartesi 00:00
İŞİ EHLİNE VERMEK
Fert, aile ve toplum hayatının güven ve huzuru için “olmazsa olmaz” ilkeleri vardır. Bu “ilkeler” ihlâl edildiği zaman huzursuzluk, fitne, kargaşa ve verimsizlik meydana gelir, temel haklar zedelenir, sevgi ve saygı kaybolur, işler bozulur, verim düşer, kin ve düşmanlık başlar. Bu, sosyolojik bir olgudur.


 Kamu görevlerini, çeşitli gerekçelerle ehli olmayanlara tevdi edenler, zulme ve başarısızlığa davetiye çıkarmış olurlar. İşlerini uzmanlara yaptırmayanlar zarar ederler

 İşte bütün bu olumsuzluklara dikkati çeken yüce Allah, Nisa süresinin 58. ayetinde

“Şüphesiz Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Nisa 58 )



Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(İş ehli olmayana [layık olmayana] tevdi edildiği [verildiği] zaman, kıyameti bekle.) [Buhari]

(Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin.
"Ya Resulallah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur?" denince, (Görev ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin) buyurdu. (Buhari)


          Bu konuyla ilgili yakın tarihten ilginç bir anekdot sunacağım.
İşin ehline bakılmaksızın Sırf iktidar hırsı yüzünden ülkeyi anarşi’ye;
Benzin, gaz,  ekmek ve yağ kuyruklarına sokan 1978’de kurulmadan önce Bülent Ecevit’in iktidarının güneş motel vakasını yazacağım.

5 Haziran 1977'de gerçekleşen ve CHP'nin %40 barajını geçerek rekor kırdıgı seçimlerden sonra kurulan CHP azınlık hükümetinin meclisten güvenoyu alamamasının ardından, ikinci milliyetçi cephe hükümeti kuruldu. Hükümet kurmayı 11 oy ile kaçıran Ecevit, "kumar borcu olmayan 11 adam arıyorum" diyerek, kapılarını AP'li milletvekillerine açtı.

İstanbul'da güneş motelde yapılan bakanlık pazarlıklarının ardından, 11 AP'li milletvekili CHP'ye geçti. Bunların arasında sonradan yolsuzluktan dolayı hapse giren Tuncay mataracı ve Elazığlı "aşiret lideri kontenjanı”ndan meclise giren ali rıza septioğlu da yer alıyordu.

 Milliyetçi cephe, gerekli çoğunluğu yitirdiği için hükümeti kaybetti,
11 milletvekilinin hepsi bakan yapıldı, hatta okuma yazmayı geç yasta öğrenmiş âli riza septioğlu, meteorolojiden sorumlu bakan koltuğuna oturtuldu. Kendisi, meteoroloji kelimesini, telaffuzda etmekte zorlanıyordu.         Kaynak: sozluk.sourtimes.org

Buradan doğru dürüst okuma yazma bilmeyen. Meteoroloji kelimesini telaffuz edemeyen, işin ehli olmaksızın, Ecevit’in iktidara gelmek için verilen bakanlık. Ve sonrasında yaşanan olaylar.


                                                                                      

Meteoroloji kelimesini bile bir türlü telaffuz edemeyen Ali Rıza Septioğlu,
Elazığ'da, neden sorumlu bakansın diye sorulur. Bakan yine 'meteoroloji' kelimesini bir türlü telaffuz edememiş ve kısaca şöyle demiş: "Hava cıvadan sorumlu bakanım." Septioğlu’nun uzun bir süre 'hava cıva bakanı' olarak kaldı.
Meteorolojiden Sorumlu Devlet Bakanı olunca kırmızı plakalı araba kapısına dayandı. İlk şaşkınlığı, koruma polisinin arabanın arka kapısını acınca oldu Ula gavat, bakan sen misin ben miyim?. Ben şoför mehlesinde oturacağım. Demiş.!




Ali Rıza Septioğlu, Meteorolojiden Sorumlu Devlet Bakanlığı koltuğuna oturduğu gün, odasına akın akın misafir gelir. Her grup içeri girdiğinde, Bakan Septioğlu kapıya gidiyor ve dışarıda bekleyen odacısına çay sipariş ediyordu. Odacı, bir süre sonra dayanamaz bakanı uyarır: "Efendim, kapıya kadar gelip yorulmayın. Ayağınızın altında zil var. Basarsanız ben içeri gelirim....
Bakan Septioğlu, hemen ayakkabısının altını çevirip odacıya gösterir:
"Ne zili oğlum, benim ayağımın altında zil mil yok..."

Septioğlu, meteorolojiye müthiş ilgi gösteriyordu! ‘‘Acaba meteorolojinin tahminleri doğru muydu?’’ En çok merak ettiği buydu! Zaten Genel Müdürü de görevden almanın çaresini arıyordu.
Bir gün Aklına bir plan geldi. Palu Belediye Başkanı'nı arayıp sordu. Palu'da yağmur yağdığını öğrenince Meteoroloji İşleri Genel Müdürü'nü arayıp Palu'daki hava durumunu sordu. Genel Müdür, hemen karşılık verdi:
- Palu'da hava, az bulutlu ve açık, yağış yok.
- Şimdi seni yakaladım bilemedin...
Genel Müdürün görevden alınması için hemen yazı yazdı; gerekçesi de bu olsa gerek.
Daha sonra lise mezunu bir zatı genel müdür yapmış.
İşte böyle!!!
İşin ehliyet ve liyakatine bakılmasızın yapılan işler zulme, adaletsizliğe, Başarısızlığa ve kaosa sürüklenmeye mahkûm olur
Bu her kurumda  “olmazsa olmaz“ bir olgudur. Yaşadığımız veya yaşayacağımız Hayat’da böyledir.
İşi ehline vermek !!!!



Saygılarımla
Kamber Mevlütoğlu

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık