Siverek Haber

Siverek Haber

KELEBEKLER SINIFI


7 Nisan 2010 Çarşamba 00:00
Kelebekler Sınıfı

          “Bir varmış bir yokmuş…

          Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; uzak diyarların birinde güzel mi güzel, şirin mi şirin, yemyeşil görüntüsüyle göz alıcı bir köy varmış. Bu köy, lezzetli ve kocaman narlarıyla meşhurmuş. Önceleri adına “Katine” denilen köyün adı sonraları, sahip olduğu güzel narlarından dolayı “Narlıkaya” olarak değiştirilmiş.

           Narlıkaya Köyü’ndeki ilköğretim okuluna bir gün genç, dinamik, eğitim aşkıyla dolu, idealist bir anasınıfı öğretmeni atanmış. Amma velâkin, Vizontele filminde nasıl ki kütüphanesi olmayan köye kütüphane müdürü atanmıştı, buradaki olay da bundan farklı olmamış. Öğretmenimiz atandığı köye gelmiş gelmesine de, ortada ne sınıf var, ne sınıf içi araç gereçleri var! Bu idealist öğretmenimiz asla karamsarlığa kapılmamış ve sıvamış kolları. Kendisine verilen boş bir sınıfı almış ve kocaman yüreğindeki eğitim ve hizmet aşkıyla, tabiri caizse “çiçek bahçesine” çevirmiş. İmkânları ölçüsünde elinden geleni yapmış. Gecesini gündüzüne katmış, bulmuş buluşturmuş ve nihayetinde o pırlanta çocukları getirip sınıfa yerleştirmiş. Adını da “Kelebekler Sınıfı” koymuş. Hepsi birbirinden zeki, sevimli ve öğrenme aşkıyla dolu bu kelebeklerin en büyük şansı, böylesi aktif bir öğretmene sahip olmalarıymış.

            Gel zaman git zaman, kısıtlı imkânlarla edindiği malzemeleri artık yetersiz hale gelmeye başlamış öğretmenimizin. Kelebekler durur mu? Değişik hikâyeler duymak istiyorlarmış artık. Farklı etkinlikler yapmak, yeni oyuncaklar edinmek, yeni beceriler kazanmak istemişler haklı olarak. Her birinin gözlerindeki parıltı, genç öğretmenimizi daha çok heyecanlandırıyor, görevini daha istekli ve azimle yapmasını sağlıyormuş.

            Öğretmenimiz çareyi sesini duyurmakta bulmuş. Sesine ses veren çok az kişi olmasına rağmen, bu olumsuzluk da onu yıldırmamış. Var gücüyle çırpınmaya devam etmiş. Nihayetinde, hayırsever bir insan kulak vermiş bu çağrıya ve elinden gelen ne varsa “Kelebekler” için yerine getirmiş seve seve. Çocuklar sevinçten deliye dönmüşler aldıkları hediyeler karşısında. Onların bu mutluluğu görülmeye değermiş doğrusu. Öğretmenimiz de bu anlamlı tablo karşısında çok duygulanmış. Sesine ses verilmesinin de sevinciyle, umudu artarak devam etmiş yavruları için çırpınmaya, belki bir ses veren daha bulurum diye…”

            Hikâyemiz böyle dostlar. Ben bu hikâyenin mutlu sonla biteceğine gönülden inanıyorum. Öğretmen atamalarının torpille yapıldığı, Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’ne gitmemek için elinden geleni yapan özellikle genç nesil “öğretmenlerin” (!)  olduğu, öğretmenlik mesleğini sırf laf olsun diye yapanların gittikçe arttığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu yüzden de, tüm imkânsızlıklara rağmen; dişini tırnağına takıp, görev yeri olarak kendi memleketini ilk sırada seçen ve “eğer hizmet vereceksem öncelikle kendi köyümde ve bu hizmetten yoksun çocuklara eğitim vermeliyim” bilinciyle hareket eden bu genç arkadaşımızı fark edecek, sesine ses verecek hayırseverlerin olduğu düşüncesindeyim. Bu vesileyle, hikâyemizdeki iyilik kahramanı olan değerli büyüğümüz Siverek Belediye Başkan Vekili Sayın M.Hivi ABİKOĞLU’na da teşekkürlerimi sunuyorum. Minik kelebeklerin gözlerinde sevinç, yüreğinde mutluluk ve heyecan oldunuz başkanım, iyi ki varsınız!

           Gelelim hikâyenin esas kahramanı olan pırlanta yürekli, idealist öğretmenimiz sevgili Nurettin GENÇDAL’a. Seninle ne kadar gurur duysak azdır. Yolun her zaman açık ve aydınlık olsun kardeşim. Her daim yanında olacağız inşallah. Bu davranışının tüm öğretmenlere örnek olması temennisiyle…









YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık