Siverek Haber

Siverek Haber

KOSOVA


8 Mayıs 2009 Cuma 00:00
Şimdi nerden çıktı bu Kosova diyeceksiniz? Vallahi nereden çıktı bu Kosova bende bilmiyorum. Birkaç arkadaş planlamışlar,Kosova'ya gidecekler.Hem ticari faaliyet alanlarını görmek, hem de gezi amaçlı birkaç gün tatil yapmak.Beni de nazikçe davet ettiler. Bende hemen balıklama daldım ve kabul ettim. Nede olsa yeşil pasaportum vardı.
Hani,sizde mahrum kalmayın diye yediklerim hariç (yiyecek bir şey yok ya) gezip gördüklerimi sizlerle paylaşmak istedim. Malumunuz bahar mevsiminin en güzeli nisan ayıdır. 16 Nisan 2009 tarihinde atladık uçağa,verelini Kosova.Uçaktan inmeden önce aklımda;çok modern, gelişmiş, Avrupai bir ülke olarak düşünüyordum Kosova'yı. Nede olsa bir Avrupa ülkesiydi!

Bir buçuk saatlik İstanbul-Kosova yolculuğundan sonra başkent Priştina'ya vardık. Havaalanı tıpkı bir kapalı spor salonunu andırıyordu. Perdeler yırtık, duvarlar sökük,dışarısı ise boş bir araziden ibaretti.Hayal kırıklığına uğramıştım!...

Rehberimiz Başkim bey bizi havaalanında nazikçe karşıladı. Kendisi Mısır El-Ezher Üniversitesini bitirmiş,çok kibar ve mütevaziydi.Biraz Priştineyi gezdik.Yorulunca,yüksekçe bir mekanda mola vererek kapiçino içtik.Kahvesi çok güzeldi,baktım ki hafiften dönüyoruz. Yok yok kapiçinodan değil!Oturduğumuz yer bu şekilde tasarlanmış. Priştine ayaklarınızın altında,siz onlarca metre yükseklikte döne döne kahvenizi yudumluyorsunuz.İstanbul'daki Ata kule gibi.Güzel bir mekandı.

Başkent Priştine 500-600 bin nüfuslu bir şehir.Kosova'nın ise toplam nüfusu 2,5 milyon civarında,iklimi karasal iklim, aynen Siverek havası gibi kaypak ve oynak bir havası var Kosova'nın!Düz ve geniş arazilerinin yanı sıra dağlık kısımları mevcut,sanayi ise yok denecek kadar az.Para birimi Euro ve halkın % 80'i yoksul.% 20 si ise elit ve iyi yaşıyor. Kosova'nın etnik yapısı şöyle;halkın % 96 sı Müslüman Arnavut,diğerleri ise Hırvat, Sırp, Osmanlı Türklerinden oluşuyor. Resmi dili Arnavutça ve Sırpça. Türkçe de konuşulan diller arasında. Bir Balkan Ülkesi olan Kosova; Arnavutluk, Sırbistan, Makedonya ve Karadağ'la sınır komşusudur.

1998 yılında Yugoslavya'da iç savaş başlamasıyla birlikte 1999 yılında Kosova NATO gücüyle Sırbistan idaresinden kopartılıyor. 2002 yılında Yugoslavya parçalanıyor. Sırbistan bu parçalanma ile birlikte bölgenin hakimiyetini elinde tutmak istiyor. Çıkan savaşlar sonucu Kosova 17.02.2008 tarihinde tek taraflı bağımsızlığını ilan ederek şu an dünyanın son bağımsız ülkesi haline geliyor.
ABD NATO ve AB'nin bağımsızlık için destek verdiği Kosova,önceleri BM denetiminde iken şimdi AB denetimindedir.Nereye bakarsanız bakın Kosova bayrağının yanı sıra AB ve ABD bayrakları birlikte asılı duruyor.Varın Kosova'nın ne kadar bağımsız olduğunu siz düşünün!
Türkiye'nin de bağımsızlığını tanıdığı Kosova'yı şimdiye kadar 58 ülke tanımış durumda.Şimdi diyeceksiniz ki,bize Kosova tarihini anlatmayı bırak gezdiklerini-gördüklerini anlat.Tamam, o halde geziye devam edelim;Kosova'nın ikinci büyük kenti olan Prizren'e geldik.
Sanki İç Anadolu Bölgesinde bir ilimiz gibi,yaklaşık 300-400 bin nüfusu var. Evler iki veya üç katlı,istisnasız bütün evler çatılı ve bu kentte 32 camii var.Osmanlı kültür ve mimarisinin hakim olduğu bu şehirde ne yazık ki camiler harap ve bakımsız.Gerçi kiliselerin durumu da aynı, ya harap ya da kapalı durumda.500 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalan bu ülke de Yugoslav komünist rejiminden sonra din kavramı ve dini inanç yok denecek kadar az . Yugoslav halkını dinsiz bir toplum yapmak için özellikle Tito büyük çabalar sarf etmiş. Şu an yaşayan gençlerin çoğunluğunda dini inanç yok.Bugün Kosova'da önemli mevkilerde olan herkeste eski Yugoslav özlemi hâkim. Ancak ,büyük devletler(!)boş durmuyor tabi, hedeflerinin başında din politikası var. Örneğin; Müslüman köyde kilise kurup, misyonerlik yapandan tutun, Suudi Arabistan Vehabbilerinden camii yaparak maaşlı imam atamalarına kadar her ülke ve her ülkenin cemaatleri ciddi çalışmalar yapmaktadırlar. Tabii'ki dini inanç bağlamında boşlukta olan bu toplumun insanlarını da herkes kazanmaya çalışacaktır.

Din, Kültür ve tarih bağımız güçlü olduğu için, Arap âlemi ve diğer ülkeler Kosova'nın Türkiye'den koparılması için ellerinden geleni yapmaktadırlar.
Türkiye hariç hiçbir İslam ülkesi Kosova'nın bağımsızlığını tanımamıştır.Türkiye ise Kosova'yı tanıyan ilk Müslüman ülkedir.Kosova tarih kitaplarında,Osmanlı,emperyalist bir güç olarak tanımlanmaktadır. Ancak; bugün Türkiye'yi sevmeyen kişiler dahi Türkiye'ye sevgi ve saygı beslemektedirler.
Mehmet Akif Ersoy'un doğduğu İpek (peje) şehrinde toplu olarak gezerken 50-60 yaşlarında bir Kosovalı işaretle hangi ülkeden olduğumuzu sordu. Bizde Türkiye deyince; parmağını havaya kaldırarak zafer kazanmış bir komutan gibi “Yaşasin Tayyip Erdoğan”diyerek Türkiye'ye karşı sevgi gösterisi yaptı. Gittiğimiz her yerde Türkiye deyince sempatiyle karşılaştığımızı söyleyebilirim. Hem Kosova'nın bağımsızlığını ilk tanımamız,hem de “Van Minut “ rüzgarı Türkiye'yi sempatik hale getirmiş! Ancak şunu da unutmamak lazım ki; Kosova'nın çeşitli bölgelerinde açılan özel Türk okullarının gayretli ve özverili çalışmalarının da bunda büyük etkisi var. Örneğin;Priştine'ye bağlı Hayvali( Ayvalık) beldesindeki M.Akif Ersoy Kolejinde yaklaşık 700-800 öğrencinin öğrenim gördüğü,bu öğrencilerin mecburi yabancı dillerinin Türkçe olduğu,bunun da Arnavut Müslüman toplumuna ne kadar etki edeceğini siz düşünün artık.

Savaşın çirkin yüzünü bizzat görüyoruz. Prizren şehrinde Osmanlılar tarafından yapılan çok yüksekçe bir kaleye çıkıyoruz. Kale etrafındaki hemen hemen tüm evler yanmış, yıkılmış, harap edilmiş. Uzaktan evlerin içine bakıyoruz halen eşyalar içeride! Bu evler hem Arnavutlara hem de Sırplara ait.Kalenin üzerinde görevli Alman askerleri fotoğraf çekilmesine dahi izin vermiyor. Zaten her tarafta BM askerleri. Nereye giderseniz ızbandut gibi karşınıza çıkıyorlar.İşgal kuvvetleri gibi... Oldum olası sevmem ,böyle iki metre boyunda seçilmiş,çam yarması gibi ellerinde büyük silahlar ,arabalarından inişleri ,binişleri havalar,civalar... Allah kahretsin savaş baronlarını,her tarafa el atmışlar!

Savaşın galibi olur mu? Zannetmiyorum. Savaşın izi her yerde görülüyor.Gezdiğiniz her yerde ağırlıklı olarak bayan görüyorsunuz .Sordum,niye erkekler daha az görünüyor diye. Erkeklerin çoğunluğunun savaşta hayatını kaybettiğini söylediler bize... Mitroçiva şehrine geliyoruz,şehir ikiye bölünmüş.Sağ tarafı Arnavut ,sol tarafı Sırplar, her iki taraf kendi bayraklarını asmış.Kimse karşı tarafa geçemiyor.Kıbrıs'ın Maraş bölgesi gibi,ya da 80 öncesi Siverek'in esmer çayı gibi ,sınır esmer çayı ... Bu bölgeye Fransızlar hakim,uzaktan seyrediyoruz Sırp tarafını, ne acı değil mi? Başka ülke askerlerinin ellerinde silahlarla memleketinizde cirit atmaları!

BM birçok yerde tampon bölge oluşturmuş. Ancak,kavgaya engel olmak ne mümkün! Kısacası ,kavgalar, tacizler,problemler sürekli devam ediyor. BM ve ABD'nin asıl amacının,bu ülke ve bağımsızlık mücadelesi veren diğer ülke insanlarının namuslarını, mallarını, korumak değil,sadece kendi hegemonyalarını kurmak için yeraltı zenginliklerine sahip olmaktır
Nitekim Kosova da ki altın bölgesi Fransızların,stratejik bölge olan uranyum bölgesi ise ABD'nin himayesi altındadır. İngiltere, Almanya ve İtalya gibi ülkelerinde ayrıca kendi emelleri var. Ülkeyi parçalayıp,pastayı birlikte bölüşmektir.Zaten bu ülkelerin daha önce kendilerine konuşlandırılan bölgede egemenlikleri var.Etkin ve istediği gibi hareket etme haklarına da sahipler.
Özel kiraladığımız arabamızla yolculuk devam ediyor. Bir arkadaş Kosova'nın eski ve yeni başbakanlarından bahsedince ikinci rehberimiz olan Arnavut Müslümanlarından Sedat bey'in o güzel ve sevecen yüzü hemen asılmaya başladı ”Arkadaşlar sizden ricam,bu gibi şeyleri konuşmayalım her tarafta istihbaratçılar var. Bu ülke çok da güvenli değil”
Gerçektende her ülkenin istihbaratçıları, misyonerleri, muhbirleri, ihbarcıları her tarafta kol geziyormuş. Sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel ve tarım alanında bakir bir ülke olan Kosova ‘da herkes birbirinden çekiniyor.Her yerde korku ve güvensizlik hâkim.Kimse yatırım yapmak istemiyor bu ülkeye. Avrupai yaşam tarzı hakim olan bu yoksul Balkan ülkesi,anlayacağınız her şeye susamış...Bayanlarının çok asortik giyim tarzları,rahat hareketleri,kaffelerinde dahi bulundurulan kutulara para atıp,kutularında çıkan prezervatifler,aynen Türkiye'deki gibi ihale takipçileri ve mafyavari insan tiplerine şahit olduk... Bu madalyonun görünen yüzüydü.

Prekaz şehrine geliyoruz bizi bir anıt mezarının yanına götürüyorlar.Hemen yan tarafımızda toplarla, bombalarla,uzun mevzili silahlarla delik deşik edilmiş 4-5 adet ev. Evlerin etrafı demir iskelelerle korunmaya alınmış,ama evler aynı orijinal duruyor.
Bu evler Kosova Kurtuluş ordusuna (UÇK) mensup lider konumunda olan Adem Yaşari ve üç kardeşine ait.1998 yılında ramazan ayında sahur vakti Sırplar yaklaşık 300 polis ve askerle ilk saldırıda bu evlerin dört etrafını sarmış,evler delik deşik edilerek göz dağı verilmiş. 1999 tarihinde ikinci saldırıda ise yaklaşık 8000 polis ve askere karşı Adem Yaşari ve üç kardeşi saatlerce çarpışıyorlar. Bu saldırıda Adem Yaşari,eşi ve üç kardeşi ,5'i erkek, 9 çocuğu aynı aileden toplam 28 kişi olmak üzere 53 kişi yaşamını yitiriyor.Korumaya alınan bu evlerin arka kısmında yapılan 4-5 yeni ev gördük. O evleri sorduk .Şimdi o evde yaşayanlar Adem Yaşari ailesinden geriye kalan kişilerden oluşan yeni çekirdek bir aile.Yine 4 kardeş oluşmuş,yeni doğan çocuklarına ölen aile bireylerinin isimlerini koyuyorlar.Hatıralarını da bu şekilde yaşatıyorlar. Bu da hayatın bir cilvesi galiba!

Bu saldırıda yaşamını yitirenlerin toplu olarak bir arada olduğu anıt mezarlığına gittik. Nöbet tutan askerlerle bir dakikalık saygı duruşunda durduk .Anıt defterini yazdım .Savaşın tüm çirkinliklerini ve hüznünü...
Ve bir defa daha hiçbir şeyin bağımsız ve özgür yaşamaktan daha değerli olmadığını düşündüm.
Akşamın hüznünü seher vakti yediveren güllerin kokusuna katarak kadim şehir İstanbul'a uçtuk...
Hasan BAYDİLLİ
Yazı İşleri Müdürü

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık