Siverek Haber

Siverek Haber

KÜÇE TATLISI


27 Eylül 2009 Pazar 00:00
     "Nuramı, he bé tiya" diyerek çağırırdı sabah kalhvaltısının ardından rahmetli dedem... Tatlı zamanı. Her sabah aynı saatte dedem bizi "küçe kapısında" toplar, "küçe tatlısı" alırdı. Bilirdi çok sevdiğimizi. En çok da beni sever, aldığında önceliği hep bana verirdi. Nasıl da iştahla, keyifle yerdik çocuk gülüşlerimizin arasında... Saat 08:00 suları... Yer, Haliliye Mahallesi... Küçe tatlısı satan çocukların geçtiği bir zaman. "Taaatlıcıııı" diye avazı çıktığı kadar bağıran küçücük çocuklar... Başlarının üzerinde boylarından büyük koca bir tepsiyle, erken saatte günün bereketiyle birlikte doğduğu bu coğrafyada, ekmek parası kazanma derdiyle sokağa dökülmüş nice çocuk... Akranları oyun peşinde koşarken, kendilerine para kazanma görevi verilmiş masum çocuklar... Sokak sokak gezerken, ellerindeki tatlıyı bir an evvel bitirip, arkadaşlarının arasına katılabilme telaşıyla çırpınan çocuklar... Güneşin alnında kavruk yüzleri, iri gözlerindeki cin bakışları, tertemiz yürekleriyle emekçi çocuklar... Ve dedemin ardından öksüz kalan tatlı saatleri...
     Bunlar benim çocukluğumdan kalma izlenimlerimdi... Şimdilerde eski rağbet kaldı mı bilmiyorum Siverek'imizin meşhur "küçe tatlısına"... En azından, sabahları geçen tatlıcı çocuklara rastlamadım ben hiç. Belli yerlerde satıcılar vardı gördüğüm. Sıcak sıcak yapıyorlar, siz de alıp afiyetle yiyorsunuz...
     Geçtiğimiz ay Siverek'teyken, çarşıda gezdiğimiz bir gün aklıma geldi birden, tatlı alayım dedim, şöyle taze taze sıcacık. Belediye binasının yan tarafında bir köşe başında güzel tatlı yapıldığını söylediler, biz de gittik. Baktım bir kamyonetin arka kısmında güzelce tezgahını kurmuş bir kardeşimiz. Bir yandan hamur yapıyor, bir yandan kızartıyor, bir yandan satıyor. Yaklaştım yanına, dedim "keko merhaba", "merhaba" dedi. "Sen çok güzel tatlı yapıyormuşsun ben öyle duydum" dedim. Çok mütevaziydi, gülümsedi... "Ben sıcak sıcak taze tatlı yemek istiyorum, olurmu hemen beklesem?" dedim, "tabi abla ne demek, beş dakka beklersen hazır ederim" dedi. Beklerken sohbete koyulduk. Ankara'dan geldiğimi söyleyince, tüm misafirperverliğini göstermeye çalıştı Fahri EĞİLMEZ kardeşim sağolsun... Resmini çekmek istedim, "abla ne yapacaksın resmimi dedi". "Siverek Gençlik Sitesine koyacağım.Küçe tatlısıyla ilgili bi yazı yazıp seni de anlatacağım, resmini de koymak istiyorum herkes tanısın seni" dedim. Güldü. İnanmadı önce. "Abla yaw sen gazetecimisinki?" dedi. "Yok" dedim. "Sadece yazı yazıyorum orada". "Abla dur o zaman yakışıklı poz vereyim yaw" dedi. Bir daha çektim ben de tam kızartırken tatlıları. Hem güldük, hem sohbet ettik, hem de o marifetli elleriyle harika tatlı yaptı bize sağolsun. Tüm samimiyetiyle bizi ağırladığı o beş on dakika, inanın saatlere bedeldi. Bizim insanımızın misafirperverlik konusunda ne kadar duyarlı olduğuna, ne kadar özen gösterdiğine, burda şahit oldum bir kez daha. Çok gurur duydum.
   
    Şimdi yazarken bile canım istedi... :)))  Ankara'da yok mu diyeceksiniz, var. Ama mümkünmü bizim  Fahri ustanın yaptığı tatlı gibi olsun! Benim kötü bir özelliğim var sevgili dostlar, damak tadıma çok özen gösteririm. En iyi yapan yerden, orjinal haliyle yemeyi severim yemekleri. O yüzden de, ciğeri Urfa'da, tavayı Siverek'te, kebabı Birecik'te, küçe tatlısını Siverek'te yerim... Kötü olan tarafı da bu ya işte huyumun; ancak buralara gittiğimde yiyebiliyorum tüm bu güzellikleri. İşi riske atıp ağzımızın tadını bozmaya ne gerek var değil mi? :)))
    Güzel lezzetlerimizin hiç tükenmemesi dileğiyle... Hepinize küçe tatlısı tadında sevgiler... :)))






YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık