Siverek Haber

Siverek Haber

MÜNECCİM HASAN ÖĞRETMEN


31 Mayıs 2007 Perşembe 00:00
MÜNECCİM HASAN ÖĞRETMEN
 
    Sadi- i Şiraz-i Bostan’ında şöyle bir hikaye anlatır.
     Lokman hekime sormuşlar bu güzel ahlakı ve olgun terbiyeyi kimlerden öğrendin?
Lokman şöyle cevap vermiş: “ ahlaksızlardan” demiş. “Her gördüğüm ahlaksız davranışın zıddını yapmaya çalıştım”demiş.
   Lokman Hekimi erdeme ulaştıran olgunluk bizde yok ama; onun bu kıssası erdemli insanın profilini çizmek için bir ölçü olsa gerek…
Okulların yaz tatiline gireceği  şu günlerde bir öğretmen arkadaşımın anlattığı aşağıdaki hikayeyi siz okuyucularımın yorumuna sunuyorum.
   Yıl 1985. Köyden yeni gelmiş, büyük bir şevkle okula başlamanın verdiği mutlulukla birinci sınıfa başladım. Öğretmenim candan, samimi ve mesleğinin ustasıydı. Bizi büyük bir istekle kabul ettiğini gösterir tebessümle sınıfa girdi. Hepimizin durumunu ailesini, nerede oturduğumuzu sordu.
     Biz Türkçe konuşmasını bilmiyorduk ama onun o sihirli dili ve büyüleyici tebessümüyle söylediklerinin hepsini anlar olmuştuk. Nohutlu şekeri kendi eliyle şakalaşarak dağıttı. Öğretmen ve okul korkumuz yenilmişti.
     İkinci derste bizi bahçeye çıkarttı. Bizimle birlikte oyun oynadı ve şarkılar söyledi.
    İkinci gün okula gitmek için sabırsızlanıyordum. Birinci derste benim çantamı aldı içinden defter ve kalemi alıp arkadaşlara gösterdi. Kalemin nasıl tutulacağını benim kalemimle gösterdi. O an dünyanın en mutlu insanı bendim. Çünkü o bir öğretmendi ve benim kalemimi alıp tüm sınıfa göstermişti.
  Derken bütün sınıf ona hayran ve mutlu bir şekilde eğitim öğretim yılını tamamladı. İkinci sınıfta onu beklerken farklı bir öğretmen karşımıza çıktı.( Sonradan duydum ki başka bir okula atanmış.)
İkinci sınıfta farklı bir öğretmen üçüncü sınıfta farklı bir öğretmen, derken beşinci sınıfa kadar iyi kötü gelebildik. Fakat şimdi anlıyorum ki o yıllarda beşinci sınıfta okuma yazma problemi olan öğrencilerin neden başarısız olduklarını. Oysaki biz o arkadaşlarla hep alay ederdik, öğretmenimizin de teşvikiyle.
   Beşinci sınıfta Hasan isminde bir öğretmen derse geldi. Giyimi kuşamı baştan savma, öğretmen olduğu güç anlaşılır bir durum sergiliyordu. Kendini tanıttı. İlk etapta kendini sınıfa kabul ettirmek ve güç gösterisi yapmak amacıyla olmalı ki gürültü yapan birkaç arkadaşı, öyle bir dövdü ki hepimiz irkildik.. ikinci gün sınıfta bir sessizlik vardı. kimse konuşamıyor, soru sormaya bile çekiniyordu. Kendisi ise muzaffer edasıyla kasıla kasıla, sınıfta zafer mutluluğu sergiliyordu. Bir hafta boyunca hep beden eğitimi dersi yaptık. Müzik dersini başkanın öğretmenliğinde işledik.
      Onu sevmek için çok çalıştık, ödevlerimizi yaptık, her dediğini koşarak samimiyetle yaptık. Ama O….Sabahları ona çiçek getirmemizi basit bir teşekkürle aldı, sonra sınıfta gözümüzün önünde çöpe attı. Teneffüslerde başka sınıfın öğretmenleri öğrencilerinin yanında yer alır onlarla şakalaşır, üst-baş temizliğiyle ilgilenir, mutlu ederdi. Hasan  öğretmen ise hep sigara içmeyi tercih ederdi.
 Dersten ziyade, öğrenciden ziyade,  özel hayatı önemliydi onun için. Gece yarılarına kadar taksicilik yapar, sabah derse uykusuz ve sarhoş gelirdi. Defalarca alkol koktuğunu şahit olduk. Sınav kağıtlarımızı baştan savma okur, bazen okumadan not verdiği olurdu. İyi not alan öğrenciyi övmedi, ama kötü not alan öğrenciyi “lokum” dediği sopasıyla defalarca dövüp küçümsedi.
       İkinci veya üçüncü derste öğrencinin birini yollar köyden gelen köy ürünlerinin fiyatını sordurur, iki öğrenciyi de yoğurt yada peynir alması için dersten alır eve gönderirdi. Bazen ders arasında taksiye müşteri gelir bir bahane bulur sınıfı başkana teslim eder, her nasılsa mutlaka idareden izin alır, araba çalıştırırdı.
  Bir gün olsun bizimle bir oyun oynamadı. İçimizden hiç birinin ödevini ne kadar güzel olmuş diye kaldırıp öğrencilere de  göstermedi ama maaşının yetersiz olduğunu defalarca söylemeyi ihmal etmedi.
  Öğretmenler günü geldiğinde severek ona bir hediye alma isteğim olmadı. Sabah okula gelirken ona bahçeden bir gül koparıp getirme isteğim de olmadı. Sabahları öğretmenimi bahçede görence, ona koşup “günaydın öğretmenim “ deme  isteğim hiç olamadı.
   Ama tek bir isteğim oldu biran önce okulu bitirip bir iş bulmak, kitaptan, okuldan kurtulmak, okuldan nefret etmek oldu.
         Hayat akıp gidiyordu ben okumanın zevkine geç varmıştım. Belki de bu bir kısmetti. Ama diğer arkadaşlarımın böyle bir kısmetleri olamadı. Okul ve eğitim hakları Hasan öğretmenle sınırlı kaldı.
  O dönemden mezun olan arkadaşlarımdan ortaokula devam eden çok az öğrenci oldu. Şimdi onları görüyorum. Birçoğu mutsuz, çocuklarını okutmayı düşünmüyor, yada ihmal etmişler, eğitimden birçoğu nefret ediyor. Çünkü kendilerinin yetersiz olduklarını düşünüyorlar zeka bakımından.
    Şimdi hatırlıyorum, o zat bize hep geri zekalı derdi. Ve bizde bu öğretmense her şeyi biliyor ve kendimizi öyle kabul ederdik.
    Bir çok arkadaşım değişmeyi öğrenemedi,  ailelerinden gelen fakirlik kaderciliğini oynadı ya işçi olarak gündelik işlerde çalıştı yada kendini  ağaçtan kopmuş bir yaprak gibi hayatın rüzgarına teslim etti.
  Geçenlerde bir arkadaşımla karşılaştım. Bir benzincide pompacı olarak işe başlamış. Hayattan bıkmış mutlu bir evlilik yapamamış ayrılmış. Bana korkutucu şu sözü aktardı: “Ben ortaokula gitmeyi düşündüm öğretmenim babama şunları dedi, bu çocuğu okula veripte ne yapacaksın ver bir sanayiciye orda ekmek kazansız. Zaten babamda okutmayı düşünmüyordu.”
   İşte biz böyle müneccim öğretmenler sayesinde eğitilerek geriliyoruz. Bu müneccim öğretmenlerin yanında bunların iki katı yetenekli her şeyi bilen(?) Müneccim öğretmenlerimiz de yok değil.
   Ve maalesef geleceğimiz bunlara emanet. Yetersiz diye meslekten atılan kaç öğretmenimiz var bilemiyorum. Yada hangi müfettiş kaç öğretmene bu cezayı verdi. Yada aynı mesleği paylaşıp, aynı masada oturup yiyen içen kaç müdür bu tür öğretmenleri yetersiz diye mesleki soruşturma başlattı. Onu da  bilemiyorum ama bildiğim tek şey Hasan öğretmen yetersizdi ve yetersiz olduğunu da biliyordu. Ama güç bulduğu, destek aldığı bir sistem onu koruyordu. Ve binlerce öğrencilerimizi kendi dünyasındaki eğitim sistemiyle 25 yıl öğretmen adı altında amaçsız, erdemsiz, anlayışsız insanları yetiştirerek hizmet etti bu ülkede(?) 
 O bize bu kötülüğü yapmakla kalmadı şimdi 56 kişilik sınıftan mezun olan 56 tane Hasan Öğretmen karakterinde; okuldan nefret eden babalar, anneler, teyzeler, halalar, dayılar, amcaların bu toplum içinde dolaşmasına da öncülük etti.
     Biz, eğitimle ilgili yeni arayışlar içerisine girdiğimiz, öğretmenleri için günler düzenleyip, şuralar düzenlediğimiz bugünlerde; Hasan öğretmenler konusu amaç ve davranış olarak işlenir mi? Onu bilemem ama içimizde dolaşan binlerce Hasan Öğretmen’ler hala binlerce öğrencinin hayatını değiştirmek(?) için çaba sarf ediyor.
 
 
                                                                                              Mustafa KARADAĞLI
                                                                                                    Siverek
   19/11/2006
 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık