Siverek Haber

Siverek Haber

ÖZGÜVEN ÜZERİNE...


1 Temmuz 2010 Perşembe 00:00

ÖZGÜVEN  ÜZERİNE…

Yaşamı boyunca insanı başarısızlığa iten en önemli etkenlerden biride kişinin özgüvenini kaybetmesidir.Çevremizde veya daha da yakınımızda bulunan insanlardan bunu rahatlıkla anlayabiliriz.Çok başarılı ve yetenekli olduğu halde,özgüveni olmadığı için bu başarı ve yeteneğini dışarıya vuramayan çok insan tanıyorum.
Bu konuda sosyolojik bir araştırmam yok ama, toplumsal çevrenin, ailenin,sosyal yapı ve ekonomik şartların kişinin özgüven kazanması üzerinde derin etkiler bıraktığına inanıyorum.
Korkunun hakim olmadığı özgür toplumlarda bireylerin özgüvenleri ile daha özgür ve başarılı bir hayat sürdürdükleri gözlemlenmiştir.Aksine,korku ve sindirilmenin yoğun olduğu toplumlarda yüreğin ve beyninde körelmesiyle kalıcı başarı elde etmek mümkün değildir.Ancak,öz saygı ve kendine güvenle başarılara imza atmak mümkün olabilmektedir.
Bütün umudum kendimde diyerek,önünüzde duran engelleri yıkmaya çalışırsanız,başkalarını da yanınızda görürsünüz.Yeter ki zorlukları yenmenin azim ve kararlılığında olun…
Yaşamın en kötü yanlarından biri nedir diye sorarsanız,bence şartlandırılmış,benliğinden arındırılmış,sürü zihniyetiyle yaşamaya çalışan toplumlardır,derim.Toplumun sosyal kurallarını bozmadan ancak, “Toplum ne der” psikolojisine de takılmadan ve hiçbir etki altında kalmadan bilgi ve becerilerimizi her yerde sergilemeliyiz.Çünkü en büyük otorite insanın öz benliğidir.Karar verdiğiniz ve doğru bildiğiniz bir yolda karşılaştığınız tüm sıkıntıları yolunuzu aydınlatan ilahi bir yardımla aşacağınızı düşünerek yürümelisiniz.İşte o zaman özgüvenle varacağınızı düşündüğünüz hedefe ulaşabilirsiniz.
Yaşam denen bu engebeli yolda,türlü zorluklar karşısında yılmadan,hayatın gerçeklerini sükunetle kabul ederek ve öz güvenimizi koruyarak yaşamaya çalışmalıyız.Aksi halde monotonlaşan hayatın,aşağıda anlatacağım deney ve deneydeki “büyük balık” gibi öz güven kaybı  sonucu  mücadeleyi bırakarak nasıl pasifize olduğunu görmeniz açısından ders niteliğinde yol gösterici bir deneydir.Temennim öz güveninizi kaybederek bu deneydeki balık durumuna düşmemenizdir!
Geçelim deneye;
Bir laboratuarda  deney yapılıyor.Büyükçe bir akvaryumun içine büyük bir balık ve onlarca küçük balık bırakıyorlar.Balıklara yem verilmeyince haliyle,bir süre sonra acıkınca büyük balık küçük balıkları yemeye başlıyor…Daha sonra akvaryumun ortasına dikey bir cam yerleştirilerek,akvaryum ikiye bölünüyor.Büyük balık bir bölüme,küçük balıklar diğer bölüme yerleştiriliyor.Büyük balık cam bölmeyi geçmek  ve küçük balıkları yemek için defalarca hamle yapıyor ve yaptığı her hamlede aradaki cama tosluyor.
Bu durum yaklaşık otuz saat devam ediyor.Otuz saatin sonunda büyük balık pes ederek artık diğer tarafa geçmek için mücadele etmeyi bırakıyor.Deneyin sonunda akvaryumun içindeki cam bölme kaldırılıyor.Hayret,birde ne görülsün! Büyük balık küçük balıkları yemek için hiçbir hamle yapmıyor.Saatler geçe hiçbir hareket göstermeden,daha önce kendisine ayrılan cam bölümün sınırına yaklaşmıyor ve yavruları yemiyor.İşte psikolojide buna “ öğrenilmiş güçsüzlük” deniyor.
Yapılan istatistiklere göre,bir çocuk ergenlik çağına gelene kadar yaklaşık  150.000 kez,annesi  ve babası tarafından “ yapma,dokunma,elleme” gibi sözlere maruz kalıyormuş.Böyle olunca da ,çocuk  büyüyünce  “yapamama,edememe “özellikleri gelişiyor ve özgüvenini yitiriyormuş.


Ve nihayetinde kişi,ölene kadar bu bastırılmış duyguların esiri olarak bilgi,beceri ve yetenekleri ile birlikte hiçbir varlık göstermeden ve hiçbir fayda sağlamadan yitip gidiyor haliyle…
O halde,bildiğiniz tüm güzel özelliklerinizi,maharetlerinizi,bilgi ve becerilerinizi çevrenize öğretmeli ve güzel insanlarla paylaşmalısınız.Önünüze bırakılan setleri balık deneyindeki “öğrenilmiş güçsüzlük” psikolojisi ile değil,bilgilerinizi ve bildiklerinizi paylaşmak suretiyle,etrafa ışığınızı yayarak ve yaydığınız bu ışığınızla karanlıklara bir ışıkta siz yakarak yaşamı güzelleştirebilirsiniz…



                                                                                              Hasan BAYDİLLİ

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık