Siverek Haber

Siverek Haber

Sait NURSİ Siyasete Bulaştı Mı?


22 Şubat 2009 Pazar 00:00
Sait NURSİ Siyasete Bulaştı Mı?
 
 
 
Yaklaşan mahalli seçimlerle ortalık ve Türkiye gündemi epey ısınacağa benziyor. Elimde şu an Sait NURSİ’nin hayatını konu alan Zekeriya YILDIZ adlı yazarın TİMAŞ yayınlarından çıkan Bediüzzaman ve Milliyetçilik adlı eseri var. İlginç tespitlerle risaleden alınmış sosyolojik tahliller mevcut bu kitapta.  Toplumda yerleşik olan “Sait NURSİ’de siyaset yapmıştır” sözü üzerine gerçekten de incelenmesi gereken bir kitap. Kitabı bitirince diyorsunuz ki; Sait NURSİ bu devrin iyi bir psikologu ve en iyi toplum mühendisidir.
 Siyasetin söylem bazında da olsa halkı kucaklaması, halkın dertlerini, sorunlarını sahiplenmesi hayırlı bir iş olsa gerek.  Ancak siyasetin dine ve manevî değerlere saygısı da ilkeli olmalı, sadece sözde kalmamalı; mutlaka sosyal, ekonomik ve kültürel açılımlarla desteklenmelidir.
Dinin siyasete âlet edilmesine karşı, dinin umumî ortak kutsal değer olduğu şuuruyla siyasetin dine hizmete çalışmasına teşvik edilmelidir.
Oysa önemli olan, dinin bütün partilerin sahip çıktığı toplumun ortak değeri olmalısıdır. Bütün Batılı demokratik ülkelerde olduğu gibi sosyal demokrasiye yaraşır bir biçimde siyasî partilerin yanlışlarıyla yüzleşip milletin değerlerine dönmelerinin takdire görmesidir.
Toplumdaki kaygıları azaltan ve öteden beri beklenen uzlaşmayı temine zemin hazırlayan bu tür “açılımlara” sebebi ne olursa olsun, sahip çıkılmalıdır. Zira halkın kutsal değerlerini siyaset ve devletin sahiplenmesi, cemiyeti rahatlatır, tahrikleri azaltır; siyasetin milletin gerçek gündemine eğilmesine ve devletin vatandaşın hizmetine imkân tanır…
Unutulmamalıdır ki bu ülkede, Sait NURSİ’nin daha Cumhuriyetin başında Meclis’te neşrettiği beyannâmede ikazına kulak verilmeyerek, “İslâmiyet’ten soyutlanan bedbaht, milliyetsiz, Avrupa meftunu frenk taklitçilerini Müslüman halka tercihle” ülke büyük maceralara sürüklendi.
Meclisin milletin mânevî şahsiyetiyle uyumlu olmadığı takdirde vatanın ve milletin birlik ve bütünlüğünün tehlikeye girdiği ve Cumhuriyetin “mânâsız isim ve resim”den ibâret kaldığı, yakın siyasî tarihte bir dizi olaylar ortadadır.
Bu hususta Sait NURSİ nin, büyük inkılâbın temel taşları sağlam gerek” tesbitiyle, millet irâdesinin temsilcisi olan Meclisin ve devletin mânevî şahsiyetinin milletin değerleriyle barışık olması, manevî ve ruhî ihtiyaçlarını karşılaması gerektiği, aksi halde devlet-millet diyalogunun kopmasından, milletin tefrika ile kamplara ve kutuplara bölünmesinin yaşanacağı uyarısı, hatırdan çıkarılmamalıdır.
Bunun içindir ki Sait NURSİ’nin bu husustaki etraflı tavsiyeleri yalnız Halk Partisi’ne değil, bütün siyasî partilere, siyasetçilere, devlet adamlarına ve devletedir.
“Eski dahiliye vekili, şimdiki parti kâtib-i umumisi Hilmi Bey!” hitabıyla başlayan dönemin devlet ve iktidar partisinin “ikinci adamı” Halk Partisi Genel Sekreteri Hilmi Uran’a yazdığı mektupta ve diğer lâhika mektuplarında, devlete ve devleti yönetmeye tâlip bütün siyasî partilere milletin değerleriyle barışmayı önerir. Ülke menfaatlerinin yanı sıra bunu en azından kendi menfaatleri ve siyasetleri için tavsiye eder. (Emirdağ Lâhikası)
Cumhuriyetin manasız isim ve resimden çıkarılarak demokrasi ve hürriyetlerle taçlanması gerektiğini bildirir. “Kanunlar perdesinde” bazı devlet görevlilerinin istismar ve despotluklarına yol açan “acîb(tuhaf) ve zevkli rüşvet-i umumîye”den sakındırır…
Sait NURSİ’nin   en başta, milletin değerleriyle uyumlu olarak millete hizmetle yükümlü kamu hizmetlisi olan ve “memuriyet” dediği bürokrasinin “emirlik ve reislik” olmadığını, millete hizmetkârlık olduğunu, “hürriyet-i vicdan” düsturunu esas olan “Bir kavmin reisi onun hizmetkârıdır” hadis-i şerifi ışığında izâh eder. Halk Partisi’nin İttihat ve Terakki’nin “mason kısmı”nın “seyyiâtları”na âlet olmaması hususunda ikaz eder.
Devletin ve bütün partilerin en başta milletin inanç ve değerlerine sahip çıkması gerektiğini, “particilik taraftarlığı” ve siyasî mülâhazalarla değerleri ayrıştırıp çatıştırmanın ve değerler üzerindeki siyasetin adalet ve kardeşliği zedelediğini haber verir.

Siyaset, Sait NURSİ’nin daha tek parti döneminde “Medeniyet hesabına mukaddesatı çiğneyen usûlleri muhafaza ve üç-dört şahsın inkılâp namında yaptıkları icraatı esas tutma” tavrından vazgeçtiği ve bu inkılâpların zoruyla bilhassa “an’ane-i diniye” denilen dinî esaslar ve şeâirler hakkında yapılan tahribatları tâmire çalıştığı oranında başarılı olmuştur. Millete, milletin inanç ve değerlerine rağmen dayatılan “inkılâp kusurları”nı tâdil edip tâmir etmesiyle devlet milletle bütünleşmiş, maddî ve mânevî kalkınmada başarı sağlanmıştır.
Merhum Menderes’in, Halk Partililere açık açık, “Sizin çeyrek asırdır tek parti diktasıyla millete kabul ettiremediğiniz inkılâpları millete rağmen dayatılmasını kimse bizden beklemesin” açıklamasının anlamı budur…
Ezân-ı aslına çeviren, okullara din derslerini koyan, yüzlerce imam hatip okulunu, Yüksek İslâm Enstitüsünü, binlerce Kur’ân kursunu hizmete açan, Diyanet’e seksen bin kadro tahsis edip din eğitimi ve öğretiminin önünü açan, vatandaşlarının dinlerinin gereğini yaşamasına imkân hazırlayan Demokrat Parti ve devamı partilerin başarısı budur.
Kısacası Sait NURSİ için siyaset, milletin değerlerine hizmet ettiği, devletle milleti barıştırıp buluşturduğu oranda başarılıdır. Ülkenin başarısı da buradan gelir…
 
Mustafakaradagli15@hotmail.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık