Siverek Haber

Siverek Haber

SİVEREK'TE İKİ BÜYÜK SORUN


7 Kasım 2010 Pazar 00:00
Doğu toplumlarının en büyük sorunu planlamalarında gelecek yüzyılları düşünememeleridir bence. Bunu konumuzla ilgili olarak şehir ve imar planlamalarında bariz bir şekilde görmek mümkündür. Günübirlik  politikalarla günü kurtarmak, Doğu toplumlarının bir kültürüdür. Suriye,  Mısır, Irak, Türkiye (Urfa) şehirlerinin yerleşim alanlarının sokaklarına bakın sadece bir eşeğin geçeceği şekilde planlanmıştır. Okul, cami, eğlence ve mesire alanları, hastaneler imar planları dahilinde değil rastgele hayırseverlerin insafına bırakılmıştır. Ama balkan ve Avrupa’nın aynı yüz yıllarda yapılmış sanat eserleri  ise çevre planlamalarıyla birlikte kendinden sonraki gelişmelere açık şekilde planlanmıştır.  İyi niyetli safdil Müslüman akademisyenler bunu Müslüman Toplumların dünyanın geçiciliğine inanıp önem vermemesine bağlar. Bence bu bir iyi niyet sadece. Dünya literatüründe Doğu mimari yapısına özgü bir sınıflandırma yok maalesef. Olanlar da hılkat garibesi bir arabesk sadece. İran’ın, Bizans’tan aldığı, Selçukluların İranlılardan aldığı…..
  Durumu günümüze taşıdığımızda ise Cumhuriyet Medeniyetinin de  bu topluma sanat bakımından kattığı pek önemli bir şey yoktur. Beyaz Türklerin bayraklarının çekildiği birkaç müzik ve diğer plastik sanatları saymazsak, dışardan gelen turistlerin çoğu Cumhuriyet öncesi mimari yapıları ziyaret edip, bizi geçmişle methederler.
     Cumhuriyet Medeniyetinde yapılanlar ya malzemeden çalınmış ya da “gecekondu” mantığıyla yapılmış çaresiz ve sanatsız yapılardır. Bingöl depreminde üç yıllık Çeltiksuyu YİBO bir sallanışta tuzla buz olurken, köylünün kendi imkânlarıyla yaptığı ahırı yıkılmamıştı. Düşündürücü ve deşindirici bir mevzu bence. Bir toplumu mutlu eden şehirciliktir, sosyal ilişkilerdir iyi yönetimlerdir.
    Yetersizde olsa durumu özetle arz ettikten sonra uzun zamandır beynimi kemiren, halkı çok rahatsız eden, şehir planlaması ile ilgili sıkıntılı iki durumu arz edeceğim. Umarım farkında olmayan sorumlulara bir hatırlatma olur, önce ok atıp, sonra nişan alan yeni okçu pozisyonuna düşmez, çözüm üretirler.
  Esnaf, gözleri hüzünlü bir şekilde bana bakıyor, “Hocam bu gördüğün durum karşısında ne yapardın?”  Psikolojik ve maddi durumu birlikte zorluk çekiyor adamın. Çaresizlikten yutkunuyor. Bir hata yapmış, taziye evine yakın bir yerde iş yeri açmış, 6 çocuğu var. Belki bir umut olur diye dükkânının önüne taziye için oturanlara; “Abi belediye burada oturmayı yasaklamış”.  Şunu söylemeyi de ihmal etmiyor: “Hocam, her aileye ve herkese de bunu söyleme cesareti gösteremiyoruz.”  Öfkeli bir şekilde “başka ihtimalleri düşünerek kiramızın dolmasını bekleyecek ya da başka bir iş için başka kapılar çalacağız” diyor. Hüzünlü sonbahar manzarası seyreder bir durumla karşı karşıyayız. Ahi kültürünün Lonca mantığının varisleri olan bizler esnafı bu halde görünce hüzünlenmeden duramıyoruz.
   Taziye evi deyip geçmemek gerek; bir gün hepimiz için sevdiklerimizin  ve dostlarımızın da oturacakları yerler. İlk kuruluşunda vatandaş olarak büyük bir haz duymuştuk. Avlulu evlerin yok olmasıyla taziye ve düğünler artık büyük bir meşakat arz ediyordu. Düğünlere belki bir çözüm bulundu ama özel bir taziye evi henüz yok. Belediye öncülük edip dört tane taziye evi açtı. Belki de ilk olması münasebetiyle çevredeki esnafın durumunu değerlendirememiş, vatandaş da ilerde buralara taziye evi açılabilir hesabı yapmamıştı. Ama şimdi sorun büyük. Belediyenin bu sorunu derhal çözmesi halkını bu sıkıntılardan kurtarması kendini de beddualardan alıkoyması gerek. Peki, çözüm olarak ne yapılabilir. Âcizane fikrimi belirtmek isterim.
  • Kırk dokuz yıllığına devredilmiş parklar elden geçirilip oto parkı da yapılmak üzere taziye evi olarak hizmet verebilir. Taziye sahipleri çay bahçelerinde yapacakları taziye süresi boyunca çay ücretleri karşılarsa bu mekânlar işlerliğini koruyabilir. Çünkü nüfusu 200.000 dayanan Siverek’te taziye evleri boş durmamaktadır.
  • Eski yerleşim birimleri kamulaştırılarak planlı ve  toplumun tüm kesiminin olumsuz etkilenmeyeceği taziye evleri imar edilebilir.
  • Şehir imarında, okul, cami, hastane planı yapıldığı gibi taziye evlerine de yer verebilir.
  • Belediye büyük bir özveri gösterip, taziye evleri civarındaki evleri ve iş yerleri satın alıp tamamen kamuya ait işlerde kullanabilir. Çünkü buradaki evler ve işyerleri ne kiralanıyor, ne de satılabiliyor.
 
 
İKİNCİ BÜYÜK SORUN
 
  Trafiğin Hindistan trafiğine döndüğü ilçemizde, defalarca duyarlık gösterip yetkilileri uyarmamıza rağmen yine bildik manzaralar izlenmeye devam ediyor. Ters yöne girmeler, uygunsuz yerde park etmeler işaretlere riayet etmemeler Siverek’in bir karakteri oldu artık. Halkın en çok rahatsız olduğu bir cadde var ki evlere şenlik. Sözde trafik rahatlasın diye tek yöne çevrilip vatandaşlara özel oto park olarak hibe edilen Cumhuriyet Caddesi araç kullanmayı çile haline getirmiş, sorumluları ise bununla övünür hale getirmiştir.
     Allah aşkına bir trafik planı yapmak için çok mu yüksek bir kabiliyet gerekli? Kanımca çok gerekli(?)  Şimdiki trafik düzenlemelerine baktığımda bu kararı verenlerin yüksek kabiliyetlerini merak ediyorum gerçekten.Sen gel, özel demir bariyerlerle vatandaşlara doğru park şeklini öğretmeye çalış. Yahu bir düzenleme yapılırken sadece işin bir boyutunumu düşünür?  Yapılacak değişiklikten etkilenecek yönünü neden düşünmeyiz anlamıyorum. İtfaiye aracının giremediği, ambulansın dakikalarca bekleye bekleye ilerleyebildiği bir düzenleme nasıl bir düzenlemedir?  Elinizi vicdanınıza koyup karar verin lütfen.
    Sorun büyük gerçekten.  İşin tuhaf tarafı, sorumluların haftaya hal olacak diyen günü kurtarma düşüncesi sorunları daha da çıkmaz hale getirmesi.
   Peki çözüm nedir?
  • Buradaki vatandaşları Antalya’da, Ankara’da ya da uzağa gitmeye gerek yok Elazığ’da trafik kurallarına uymayı gerektiren şartlar ne ise burada da aynı şartları, kanunları yürürlüğe koyarsınz, olur biter. “Kardeş burası Siverek’tir” diye diye burayı kasabaya çevirdiğiniz zihniyet, ancak sizi günlük olarak sorumluluktan kurtarır. Bilirsiniz kasaba kültürü sosyal realite açısından pekte medeni bir kültür değildir. Ne şehir ne köydür kasaba kültürü, “gecekondu zihniyetliler ile modern bir şehirde yaşamak isteyenler sosyal bir çatışma uyandırırlar hep”. Mağlup olanlar çekip-göçüp gider.
  • İnanın ciddi bir sıkı bir denetimle, bu halk nizama girer. Doğan CÜCELOĞLU  “korku kültürünün hakim olduğu milletlerde ancak korku ile nizamları sağlayabilirsiniz” der.
 
     Devlet büyüklerimize bizden hatırlatması âcizane.
Halkının rahat ve huzur içinde yaşaması, mutlu olması, huzurlu uyuması büyüklerimize büyük bir vebaldir. Yöneticiler bu işe talip olduğuna göre demek ki bu vebalinde farkındadırlar Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye defalarca,  Abbasi Halifesi Abdülmelik tarfından kadılık teklif edildiği halde kabul etmemiş, “ben bu vebali alamam” demişti. Halife, yalan söylüyorsun bu kadar ilme ve zekâya sahip biri nasıl yönetici olamaz deyince: “ Bak işte kendin söylüyorsun yalan söyleyen biri nasıl kadı olabilir demişti.” Halife ise onu zindana atmış onlarca yıl zindan hayatı yaşatmıştı.  Ebu Hanife, kadılık mesleğini vebali ağırdır diye kabul etmemiş, hayatını zindanlarda tamamlamıştı.
Ümitsizce yaşamaya alışmış meraklı okuyucularımın mırıldanmalarını duyar gibi oluyorum, “kıyasta hata var, bu halk kim o halk kim? Bu yöneticiler kim?  O yöneticiler kim?” der gibiler.
   Galiba onlara da hak vereceğim..Zalim Haccac denilen meşhur Bağdat valisine sormuşlar: Efendim neden Hazreti Ömer gibi adaletli bir hükümranlığı tercih etmiyor da bütün işi kılıçla zulümle halletmeye çalışıyorsunuz?  O da demiş: “Çok doğru bir yaklaşım ama siz önce bana Ebuzer-ı Ğıffari gibi takvalı bir halk bulun ben de size Ömer olayım. Aristo’nun tabiriyle halk ne ise devlet odur. Çünkü devletlerde kişilerin karakterinden oluşurlar.
    Evet. Saygıdeğer yöneticler  bu işe severek talip olanlar! Halkın huzur içinde uyumasından sorumlusunuz, şayet bu halk rahat ve huzur içinde uyursa, yarın sizde kabirde rahat uyursunuz.  Çünkü bütün makam ve mevkiler kabir kapısına kadardır. Ölümsüz olmak istiyorsanız bir eser bırakınız, bir dua alınız.
 
Selam ve Sevgi ile….

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık