Siverek Haber

Siverek Haber

YAŞANAN SÜREÇ


24 Ağustos 2006 Perşembe 00:00
YAŞANAN SÜREÇ

 

 

 

İçinde yaşadığımız süreç ve gelinen kavşak Türkiye tarihinin en önemli ve en gergin dönemi olduğu kanısındayım. Bir yanda Avrupa Birliği süreci ve bu sürecin bir sonucu ve olmasa olmazı olan kriterleri ve bu kriterlerin öncelikle yasal temellerinin oluşturulması, yasaların AB ile uyumlu hale getirilmesi ve en önemlisi bu yasaların çıkarılmasından ve değiştirilmesinden çok bu yasaların uygulanması sürecinin yaşadığı bu dönemi çok iyi değerlendirmek ve anlamak gerekir.Bir yandan da iç sorunların yaşadığı süreç. Avrupa Birliğine katılım iradesi 1956 lı yıllarda başlamış olup, şu anda bu süreç tamamlamış ve Avrupa fiziki sınırlarını ve ortaklarının son halkalarını oluşturmaktadır. Bu oluşumun son halkasında yer alacak mıyız? Almaya camiyiz? Türkiye uygulamaları ile, kararlığı ile bu süreci tamamlayacak mı? Yoksa bu sürece karşı direnen, değişimden yana olmayan bu sürece karşı çıkan, değişimden korkan kesimlerin isteklerinin gerçekleştiği bir Türkiye”mi olacak sürecinin kavşağında bulunmaktayız. Bu kavşakta giden yollardan birisi Avrupa Birliğine gitmektedir. Bu yol:
1-Daha çok demokrasi,2-Daha çok insan hakları,3-Daha çok iş,ekmek,5-Daha çok medeniyet,6-Daha iyi ,çağdaş modern bir eğitim,7-İnsanca yaşamın şartları,,8-İyi ve yaygınlaşmış sağlık,10-Devletten çok bireyin ön planda olduğu,her şeyin merkezinde insanın olduğu,sistemin,devletin,kurumların amacı ve görevinin mutlu,huzurlu,güvenli bireylerine hizmet olduğu.11-Toplumsal yaşamın kurallarının yasalarca güvence altına alındığı ,hiçbir birey,grup,kültür arasında ayrımın olmadığı yaklaşık bir birilik.12-Çok güçlü ve gelişmiş yaklaşık 25 devletin tüm eğem enliklerini,anayasalarını,paralarını,yasalarını, ulusal hassasiyetlerini bir yana bırakarak,çok kültürlü,çok dilli ve bir çok medeniyetin bir araya geldiği ve insanlar adına ortak kararların alındığı bir güç ve medeniyetler diyarına mı gitmeliyiz.Yoksa orta doğunun çok parçalı, dinlerin,medeniyetlerin ve halkların birbirini boğazladığı,geri kalmışlığın,hak hukukun,adaletin,olmadığı ve hiçbir bireyin can mal,insan hakları ve özgürlüklerin olmadığı veya her gün değiştiği Orta doğunun sorunları ile boğuşan bir ülkemi olmaya razı olacağız, sürecini yaşamaktayız.
Yaşanan bu süreç ve gelinin noktada verilecek her karar bu ülkenin ve bu ülkede yaşayan tüm insanların geleceğini, yaşamını ve özgürlüklerini belirleyecektir. Türkiye”nin ekonomi, sosyal, kültürel ve Kürt sorununun düğümlendiği ve bir çıkmaz haline gelinin bu sürecin aşılmasında AB ve birliği tam üye olmakla birlikte bu sorunlar ülkenin sorunu olmaktan çıkacak birliğin sorunları haline gelecektir. Çözüm noktasında birlik Türkiye”ye her türlü maddi, hukuki destek sunmak zorundadır. Türkiye”nin her türlü iç sorunu ayni zamanda AB ye üye olan tüm ülkelerin bir iç sorunu haline gelecek ve bu sorunlar birliğin güçlü ekonomi yapısı,dinamik hukuksal yapısı,demokrasi ve insan hakları sürecinde birliğin geçirmiş olduğu süreç ve bu sürecin tüm sonuçları ülkenin sorunlarının aşılmasında önemli katkılar sunulacaktır.

 

Türkiye açısından medeniyetler treni olarak kabul edilen ve hiçli bir şekilde yoluna devam eden Avrupa Birliği sürecinin son vagonlarını kaçırmamak gerekir. Bu trende yaklaşık 25 civarında güçlü,huzurlu devlet, her kesin kendini ifade ettiği, tüm sorunların hemen hemen çözüldüğü, her şeyin insanların hizmetine sunulduğu ve insanlığa, demokrasiye doğru ilerleyen, rayları hukuktan, ufku insanların mutluluğuna yönelmiş, insanlar dışında hiçbir kişinin, kurumun kutsal, dokunulmaz olmadığı, her şeyin merkezinde insanın olduğu bu treni kaçırmak üzeriyiz. Türkiye tarihinin en gergin, en önemli dönemini yaşamaktadır. Gelinin bu kavşakta karar verecek olanlar iyi düşünmelidirler. İç ve dış sorunlarıyla uğraşan, hiçbir sorunu hal edemeyen, iç barışın bozulduğu, hiçbir temel sorunun çözülmediği, toplumsal barışın sağlanmadığı bir ülke mi, yoksa birliğin mutlu, huzurlu, her türlü iç sorunları hal olmuş, toplumsal barışın sağlandığı ve geleceği umutla bakan herkesin barış ve huzur içinde olduğu bir ülke mi? Yönetenler ve karar verecek olanlar bunu iyi düşünmelidirler. Bu sürece karşı direnenlere rağmen, tüm iç ve dış sorunların bu sürece kararlı katılım ile çözüleceğine inanıyorum.
Av.Şeyhmus İNAL
seyhmusinal@hotmail.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık