NE DEVRİMLER GÖRDÜK, ZATEN YOKTULAR



Gıda mühendisi Betül KOǒun üyelik başvurusunu ‘’Çağdaş bir görünüm taşımayan başörtüsünü, Türk devrim ilkeleri ve devrim yasalarıyla bağdaştırmak mümkün olmadığından, sakallı ve türbanlı fotoğraf veren üyelerin istemleri kabul edilemiyor.” Diyerek geri çeviriyor Gıda Mühendisleri Odası (GMO)

‘’Çağdaşlık’’ ve ‘’devrim’’ kanunlarını gerekçe olarak öne sürüyor malum zihniyet. Ataları da böyle yapmıştı vaktiyle. Toplumu çağdaşlaştırma adına topluma etmediği zulüm kalmamıştı. Kendi doğal mecrası içerisinde gelişmesi gerekeni ‘’bizim o kadar bekleyecek vaktimiz yok’’ diyerek jakoben yöntemlerin her türlüsüne başvurarak yaptı. Bunu yaparken en usta pragmatistlere rahmet okutacak şekilde yaptılar. Mesela köylüye ‘’Milletin Efendisi’’ dediler ama köyden şehre şalvarlı, sarıklı inen köylüye ‘’bu şekilde şehirlere giremezsin’’ diyerek geri çevirdiler.

Çağdaşlık anlayışı şekilcilikten öteye geçemeyen bu zihniyet iki yüzlü bir zihniyettir. İnancı gereği başörtüsü takan birini çağdışı olmakla itham ederken, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana toplumun büyük bir bölümünün yoksulluk hatta açlık sınırının altında yaşıyor olmasını çağdışılık olarak algılamıyor olsa gerek ki kör, sağır ve dilsiz davranıyor.

Toplumun inancını, kültürünü, sanatını kısacası kadim olan bütün değerlerini baskıcı yöntemlerle değiştirmeye/yok etmeye çalışmak acaba hangi çağdaş zihniyetin yaptığı bir iştir. Kendilerinin çağdaş olarak gördükleri hangi devlet hangi rejim yapmıştır?

Bütün bir toplumu tek bir kalıba sokma adına uygulamaya konulan vahşi asimilasyon politikalarına karşı çıkanları her türlü gayri hukuki, gayri insani yollarla sindiren; bu uğurda binlerce faili meşhur cinayetler işlemekten dahi geri durmayanlara Gıda Mühendisleri Odası’nın ve bilumum başörtüsü yasakçılarının ‘’sizin yaptığınız çağdaşlık değildir.’’ dediklerini ben ne gördüm ne de duydum. Varsa gören duyan beri gelsin.

Televizyon ekranlarında ‘’Eğer siz bir topluma değişim, transformasyon yaptırtmak istiyorsanız ve yahutta devrim niteliğinde bazı şeyler yapmak istiyorsanız tabi ki insancıklara sormayacaksınız acaba bunları istiyor musunuz istemiyor musunuz diye ?’’ diyen ‘’beyaz kafalılara GMO ‘’sizin söylediğiniz çağdışıdır’’ diyor mu? ‘’insanlara sormayacaksınız da ahırdaki tosunlara mı soracaksınız?’’ diye sorabiliyor mu?

Toplumun çağdaşlığından dem buran bu zihniyet bir yandan Cumhuriyet rejimini milletin iradesinin tecellisi olarak gördüğünü iddia ederken diğer yandan millet iradesiyle iş başına gelenlere yapılan darbeleri alkışlayan bir zihniyettir. Çağdaşlık kavramı kendi talepleri veya sahip oldukları şeyler söz konusu olduğunda dillerine doladıkları bir kavramdır. Ötekini dışlama, sindirme hatta ortadan kaldırmak için kullandıkları püsküllü bir yalandan başka bir şey değildir. Öyle olmasaydı bu ülkenin başbakanını, bakanlarını darağacında sallandıranlara ‘’sizin yaptığınızın çağdaş bir ülkede yeri yoktu’’ derlerdi. Ama dediklerine hiç şahit olmadık.

GMO başkanı Petek Ataman’a soruyorum: Ülkesinin insanlarını sağ-sol, ilerici-gerici, öteki, beriki diye kamplara ayırıp; masa başında ürettiği senaryolarla bunları birbirinin katili haline getirenler çağdaş mıdır?

Milletin çocuklarını yaşını büyüterek darağacında sallandırmak çağdaşlık anlayışınızın bir tezahürü müdür?

250 kişinin kalması gereken bir hapishaneye binden fazla insanı tıkmak çağdaş bir görüntü değilse eğer, siz çağdaşlık havarileri(!) çıkan yangında 13 insan diri diri yanarken sesiniz neden çıkmadı?

Bu ülkenin bir çok yerinde okul sıralarında olması gereken on binlerce çocuk pamuk tarlalarında yüzlerinin kavrulmasını çağdaş çağdaş(!) izleyip duruyorsunuz. çağ dışılık olarak görmüyor olacaksınız ki bu konuda bir gün bir cümle sarfettiğinizi görmedik duymadık. Neden?

Bu ülkede hala binlerce beş sınıfın bir arada eğitim gördüğü birleştirilmiş sınıflı okulların varlığını son derece çağdaş mı buluyorsunuz? Öyle olsa gerek ki bu konuda konuştuğunuzu hiç duymadık.

Kanun zoruyla insanların kılık- kıyafetini düzenlemek ve bunu çağdaşlık olarak algılamak çağdaş olarak gördüğünüz hangi sistemde vardır?

Devrim kanunlarının arkasına sığınıyorsunuz. Söyler misiniz devrim kanunları kutsal metinler midir? Kıyamete kadar millete bir zulüm aracı olarak durmaya devam mı edecek? Üstelik devrim kanunlarının 1921, 1924 anayasalarında yer almadığını bilmiyor olamazsınız. Bunların 1960 ve 12 Eylül 1980 darbecilerinin dayattıkları 1961 ve 1982 anayasalarının ürünü olduğunu da bilmiyor olmazsınız.

Hanımefendi söyler misiniz askeri darbelerle yürürlüğe konulmuş kanunlar dünyanın kaç tane çağdaş ülkesinde var? Ben söyleyeyim. Eğer siz kendinizi çağdaş olarak görüyorsanız bilin ki bir tek sizde var.

Bu arada bitirmeden size bir hatırlatmada bulunayım. O müptelası olduğunuz devrim kanunlarınızdan çağdaşlığınızın temel göstergelerinden olan şapka takma zorunluluğu hala yerli yerinde duruyor. Duruyor da biz sizin kafanızda şapka göremiyoruz. Ayıp oluyor ama insan kendi savunduğu kanuna kendisi uymamazlık eder mi?

Devletin insanları çağdaşlaştırmak gibi bir görevi yoktur. Haddi zatında devletin insanların yaşam tarzlarına, fikriyatına, inancına ya da ideolojisine tecavüz etmek, değiştirmek, kendince geliştirmek gibi görevi yoktur. Devletler her türden fikre sahip insanların refah içinde yaşayabilmesi için ortam hazırlayan ve koruyan bir erktir. Asla onlara baskı yaparak onları değiştiren bir güç değildir. Ancak insan kendisi isterse kendisini çağdaşlaştırır. Devletin insanlar üzerinde fikri bir yaptırımı olamaz. Bu ancak zorbalık sınıfına girer. Fakat devlet ancak teknolojiyi çağdaşlaştırma, siyaseti çağdaşlaştırma, hukuku çağdaşlaştırma gibi görevleri vardır.



10 Ocak 2013 Perşembe 16:48

http://www.siverekgenclik.com/yazar/ne-devrimler-gorduk-zaten-yoktular-1841.html