KIYMALICI (DELİ ) REMO



KIYMALICI (DELİ ) REMO 
     Siverekli Şair İbrahim Rafet ne güzel ifade etmiş Siverek’i.Bakın şu dörtlüğe;
                 Bir kuluna gadap eylerse hudası
                 Anın yeri  olur Siverek kazası
                 Ahirette yok ızdırabın intihası
                 Dünyada budur anın cezası 

     Kimler geldi kimler geçti bu  bahtı,taşı,toprağı kara Siverek’ten.Ne bilim adamları,sanatçılar,aydınlar,paşalar,devlet adamları… Siverek’in engin tarihi ve köklü geçmişini de bırakıyorum bir tarafa.
     Benim için önemli olan sıfatlardan  ziyade;yaşantısı,renkli kişiliği ve pratik zekası ile topluma faydalı olan ve toplumda iz bırakarak unutulmaya yüz tutan değerli şahsiyetleri(deli de olsa)unutturmamak adına onları gün yüzüne çıkararak yazılarımda yaşatmaktır.
     Bu nedenle;renkli ve bir o kadar hareketli kişiliği ile unutulmayanlar arasına giren rahmetli kıymalıcı deli remo’yu yazmaya karar verdim.
     Siz bakmayın kendisine deli remo denmesine,akli dengesini yitirmediği dönemlerde ondan daha kibar ve düzgün Türkçüyle konuşan, beyefendi, temiz giyinen zor bulunurdu Siverek’te.
     Kıymalının “lahmacun” olduğunu bütün Siverek biliyor herhalde.  “Remo”nun da Ramazan’ın kısaltılmış olduğunu.İşte,deli remo lahmacun satarak geçimini sağlayan,çok şık giyinen,kibar Türkçe’siyle İstanbul beyefendilerini andırın bir kişilikti.Bazen akli dengesini yitirince de ne yaptığını bilmezdi.
      Şeytan küçesinin bitimindeki köşede,şimdiki Akbank’ın veya kasaplar çarşısının karşısında;tahta direkten yapılmış üç ayaklı tezgah üzerinde kurmuş olduğu siniye doldurduğu mis gibi lahmacunları satarak geçimini sağlardı.Lahmacunu çok güzel yapardı,kokusu her tarafa yayılırdı.
      Lahmacun deyip geçmeyin haa,her ne kadar evlerde yapılsa da lahmacunu(nanı goşt) çok zaman tezgahlarda görürdük.Belki şimdilerde pek aranmıyor ama,lahmacunu katık yaparak ekmekle yiyen çok insan gördük ve duyduk.Çocukluğumuz döneminde her evde istendiği zaman lahmacun yapılamazdı.Çünkü,hem pahalı hem de çok yendiği için yoksul ve kalabalık aileler kolay kolay  lahmacunu göremezlerdi.Çoğu kez lahmacunun kokusu remo ustanın tezgahında alınırdı!
     Bir de komşumuz (o da rahmetli oldu) kıymalıcı izzet (Kılıç) vardı.Bitişik komşumuz olduğu için sabahlara kadar tahta üzerinde et ve soğan doğrama sesinden uyuyamıyorduk.Ama yine de o günler çok güzeldi… 
 

     Ramazan ve izzet ustanın lahmacun satarken karşılıklı atışmalarını unutmak mümkün değil.Çocuk sayılırdım.Ramazan ustanın mis gibi sıcak ve incecik lahmacunları eline alarak kavis çizdirmek suretiyle havaya atıp,tekrar avucunun içine alarak kibar Türkçe’si ve gür sesiyle “ kıymalııı,nanı goşt,67 vilayeti gezmiş,yiyecek maddelerinden birinciliği kazanmıştır” demesi müşterilerin başına üşüşmesi için yeterliydi.
     Ramazan usta bekardı,çalışıp terleyince günde iki-üç kez kıyafet değiştirirdi.Bazen takım elbise ile çalışırdı.Çok güzel giyinir,İstanbul Türkçe’si ile çok kibar konuşurdu.Nereli olduğunu araştırdım.Çünkü,merak etmiştim.Bir Siverekli İstanbul Türkçe’siyle bu kadar düzgün konuşamazdı.Ama yanılmıştım,ramazan usta Siverekliydi ve yalnız yaşıyordu.Ancak,uzun süre İstanbul da kalmış,tekrar Siverek’e dönmüştü.
     Tek arzuladığı şey Siverekli biriyle evlenerek yuva kurmaktı ama,olmadı deli remo’ya kimse kızını vermedi!
     Çok kızdığı zamanlar ellerini arkaya bağlayıp,Hürriyet Caddesini baştan aşağı dolaşarak anlaşılmaz bir dille küfür ederdi.Tabi kimse olumsuz tepki göstermezdi kendisine.
     Kafasına estiği zaman doğal olarak anormal hareketlerde bulunurdu usta remo; bir gün  Ofisle üçgen parkının arka kısmında bulunan ana caddede ayakkabısını çıkarmış,kıbleye dönmüş asfalt üzerinde namaz kılmaya çalışıyor.Bunu gören kara ahmo matrak olsun diye hemen yanına giderek ayakkabısını çıkarıp remo ustanın yanında safa katılıyor.Secdeye giderken kara ahmo kafasını deli remo’ya değdiriyor.Deli remo rükua geçerek sağa sola bakmadan ve hiç istifini bozmadan yine öz Türkçe’siyle “ Ulan P…… Allahın huzurundayım,ne istiyorsun benden?!”diyince kara ahmo ayakkabısını alıp arkasına bakmadan kaçıyor.Üç gün sonra Karakeçi Camiinin önünde kara ahmo’yu görüyor ve yakasına yapışıyor.Kara ahmo “Remezan abi vallahi ben değildim,benim ikiz kardeşim var,herhalde oydu.O puşt’u akşam babama söylerim” diyerek paçayı kurtarmaya çalışıyor.Ancak,deli remo kara ahmo’nun yalan söylediğini biliyor ve ima yolu ile “ne o ulan,yoksa ikizin olduğunu mu bana inandıracaksın” demeyi de unutmuyor.
     Usta remo bir gece Başak kulübünde(kulüp şimdiki Hükümet Konağının karşısındaydı)alabildiğince içiyor.O iri cüssesi Derviş’in kıraathanesi önünde yere devriliyor.Çok içkili ve gövdesi ağır olduğu için yerinden kalkamıyor.Sabaha kadar yağan kar üzerini kapatıyor.Sabah işine gidenler caddenin ortasında kar kümesini görünce merakla yaklaşıyorlar.Yan taraftan kar kümesi içerisin de bir elin çıktığını görüyorlar.Hemen elleriyle kar kümesini açıyorlar.Bir insan! Dikkatlice bakıyorlar ki “şu bizim deli remezanmış” kalbini dinliyorlar,silkeliyorlar,uyansın diye tokat atıyorlar ancak,nafile…“ölmüş” diyor birisi vah,vah,vah…zavallı deli remo ölmüştü!Hemen Ulu Camiden bir salaca(tabut)getiriyorlar.Zemheri soğuk bir kış sabahı aceleden ölüyü tabuta ters yerleştiriyorlar.Tabut kaldırılmaya çalışılırken sıkışma da  olunca kan dolaşımından olacak usta remo canlanıyor.
     Hiç bir şey olmamış gibi tabuttan çıkıyor.mahmur gözlerle etrafını süzdükten sonra tabuttan uzaklaşanlara yine kibar Türkçe’siyle “Ulan İ… Siverekliler beni sağ sağ nereye götürüyorsunuz?”diyerek tepkisini ortaya koyuyor.
     Remo usta lahmacunlarını sattıktan sonra soluğu Vahit Niğit’in  “Şato” adlı birahanesinde alırdı.Kazandığının çoğunu içkiye verirdi.Sürekli gider orada içkisini içerdi.Her oturuşundan sonra arkasından Ali Ballı(Kanık) gelir remezan ustanın masasına damlardı. “Usta para senden şeref benden” diyerek masrafı usta remo’ya yüklüyordu.Çevresi “remezan usta bu Ali Kanık her zaman gelip senin masanda yiyor,içiyor hesabı da sana ödetiyor.Seni enayi yerine koyuyor” diyince usta kafasına koyuyor,aynı şeyi yapacak.Ali Kanık’ı takip ediyor,mehtap kıraathanesinde Ali Kanık’ın oturduğu masaya gidip misafir oluyor. “Ali Kanık ben geldim,bu defa şeref benden,para senden” deyince tabi ki masanın şeref konuğu oluyor.
     Yine bir gün Urfa’da Siverek amatör küme maçından sonra Urfa -Burdur spor maçı var.Siverekliler kendi maçları bittikten sonra haliyle Urfa taraftarlarının bulunduğu tribünde yerlerini almışlar.Seyircilerin içinde usta remo’da var.Maç başlıyor,tüm Urfa spor taraftarları tezahürat yapıyor.Urfa Urfa Urfa diye.Sessizlik hakim olunca bu defa remo usta ayağı kalkarak o davudi sesiyle Burdur Burdur Burdur diye bağırınca tüm Urfalı seyirciler hiddetle remo ustaya taraf bakıyor.O esnada Urfanın amigosu mehmi bu kadar Urfa sporlu seyirci içerisinde cesaret gösterip korkusuzca Burdur sporun tezahüratını yapan adama yaklaşarak tebrik etmek istemiş,amigo mehmi yaklaşınca üstüne üstlük deli remo’dan bir de Osmanlı tekmesi yemiş.Kavga çıkmadan araya girenler; remezan ustanın akli dengesinin bozuk olduğunu söylemeleri üzerine ortalığı sakinleştirmişler.
     Remo usta bir gün hastalanıyor,sevenleri çok,bekar evi  tıklım tıklım doluyor.Gelenler oturacak yer bulamıyor.Gelen misafirlerden birisi de dönemin Belediye Başkanı A.Kadir Odabaşı.Usta remo başkanı görünce “Ulan Abdulkadir benim de şanım şerefim var,eve elli-yüz tane sandalye gönder” diyor.Tabi orada bulunan herkes ramazan ustaya hak veriyor.
     Zaman zaman akli dengesi bozulan remo ustayı Elazığ Ruh ve sinir Hastalıkları Hastanesine yatırırlardı.İlaç kullanıyordu.Hastalanınca çevreye zarar vermesin diye emniyet güçlerince  Elazığ’a gönderilirdi.Bir süre tımarhanede kalıp tekrar çıkarılıyordu.Kimsesi olmadığı için tımarhaneye götürülürken erken çıkarılsın diye arkadaşı Abi Ahmet’e haber gönderiyordu.Abi Ahmet’te üç-beş gün sonra Elazığ’a gidip “akrabasıyım” ayağıyla deli remo’yu hastaneden çıkarıyordu.Tabi bunu para karşılığı yapıyordu,bu da hayatın bir cilvesi!Kendisi hiçbir zaman dilenmedi ama…
     Son olarak tımarhanede deli arkadaşları tarafından ameliyat edilerek öldürüldüğü söylentileri üzerine yapmış olduğum araştırmalarda bunun gerçek olmadığını,kıymalıcı deli remonun benim de muzdarip olduğum böbrek hastalığından dolayı vefat ettiğidir.
     Deli remolar memleketimizin unutulmazlarıdır.Siverek’in cefasını çekti,inşallah ebedi mekanında rahat uyuyordur.
       

                                               Hasan BAYDİLLİ 



9 Temmuz 2007 Pazartesi 00:00

http://www.siverekgenclik.com/yazar/kiymalici-deli--remo-221.html