KADIN İSTERSE



KADIN  İSTERSE

Eski Yunan’da bir bilge krala sormuşlar, “yiğitlik mi önemlidir, akıl mı” diye.
 “Akıl olsaydı yiğitliğe gerek mi kalırdı” demiş.
Bizde  ‘yiğit’ çok  maşallah!..
Peygamberlerin yaşadığı   “kutsal” topraklarda yaşayacaksın… Allahın ‘ Sınamak ’ için gönderdiği kul’u öldüreceksin!.Lanetlendik herhalde..
Yoksa…
‘Öldürmek ‘ karşısında bu kadar cesur,  ‘Hayatı yaşamak/Yaşatmak’  karşısında bu kadar ‘korkak olmak’  başka nasıl açıklanır ki?

Peygamberlerin bastığı topraklarda… Kardeş kardeşi öldürmüş...
Gerekçe; - bikaç kuruşluk- Babadan kalan bir evin paylaşımı ..
‘Kardeş öldürme’ de bu kadar yiğit, ‘ kardeşçe yaşama’ da  bu kadar başarısız  olmamızın bir manası, bir anlamı  var mı Zübeyir abi?
Yoksa,  bütün bunlar…
Sevgi göstermeyi ‘acizlik’ gören anne-babalar tarafından büyütülmekten mı kaynaklanıyor?
Anlatın bana ne olur!..

Baktım babalar çocuklarını kucağına almıyor, gurbetteki evlatları ile telefonda sıklıkla –gönlünden geçse bile- görüşmüyor.. Babalar erkek çocuklarına karşı mesafeli… Bir gün…Sordum babama.. ‘Babalar erkek çocuklarını neden kucaklarına almıyorlar, onlarla oynaşmıyorlar’  diye…
Dedi ki  ‘ Çocuklara sevgi verirsen hapishanelerde dayanamazlar, Çocukların ölümlerinde  ise  anne- babası dayanamaz, metin olamaz!’ …
Şaşırdım, donakaldım..
Öldüren tarafta isen çocuğunun ‘hapiste çürümesine alışacaksın’ …Ölen tarafta isen çocuğunun ölümüne alışacaksın… Ve sırf bunun için çocuklar baba sevgisinden yoksun büyütülüyor muş!
Ölüme alışmak, öldürmeye alışmak..Çocuğun ‘hapiste yaşamını geçirmesine’ alışmak..Bir anne-baba için ne korkunç!
Bu olmamalı.. Bizler kesinlikle lanetlendik!..Yoksa,  bu öldürme kültürü, kimden geldi bize?… Hangi uygarlığın mirası bu…biz hangi kültürden etkilendik ki?,Müslümanlıkta var mı bu?... Anlat,  anlat ki bilelim!..  Ramazan kardeş!

Kadının ‘öldürmedeki rol’ü çok önemliymiş (Hamit İzol kardeşimiz ‘Aşiret’ kitabında bunu çok güzel anlatmış, ellerine sağlık… Keşke her okuyan senin gibi toplumsal olaylara duyarlı olsaydı… Binlerce teşekkür,  Milletvekilliği sana ve senin gibi okumuş olanlara ne güzel yakışırdı)
Ben de Hamit İzol beye katılyorum…Aile üzerinde Kadının etkisi çok fazla… Bakmayın Duygu ASENA’ hanımefendinin ‘KADININ ADI YOK’ demesine..
Kadın isterse’ davranış biçimiyle olayların akışını değiştirir..
 ‘Hayat,  başınıza gelenlerden ziyade... başınıza gelenlere nasıl davrandığınızla gelişir’ demiş, mürekkep yalamış ağabeylerimiz..
Siverek Gençlik Sitesinin tek bayan yazarı, -ki bu, takdirlik bir durumdur- yazılarını okumaktan keyif aldığım Nurcan EKİNCİ hanımefendi ‘ Kadın istese de elinden bir şey gelmez!’.. demeden anlatmaya çalışalım..

İki örnek...
İki farklı davranış biçimiyle… Kadın davranışının gücünü görelim.
(Gerçi, Şükrü DOLAŞ kardeşimiz hasta olmasaydı ‘yazma işi’  bana düşmezdi amma ne yapalım… Şükrü kardeş ‘Geçmiş Olsun’ dileklerimizi kabul et, kendine iyi bak ve bir an önce bu zor görevi bizden al, lütfen!)
...
Birinci örnek..
Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. .. Kadın;  babadan kalan ve diğer mirasçı olan kardeşinizle yaşadığınız ‘ ev paylaşımı’ konusunu açıyor… -Her paylaşımlarda olduğu gibi; babadan kalan ev için ufak tefek pürüzler yaşanmakta-
Siz,  konunun çocuklar önünde, hele sabah sabah konuşulmasını istemiyorsunuz ama kadın ısrarla konuyu açıyor ve üç çocuğunun hakkını  eltisine yedirmeyeceğini söylüyor…
Susuyorsunuz…ama.. kadın susmuyor…
Lanet ediyorsunuz… Kadına kızıyorsunuz…
Kadının cevabı oldukça sert ve kışkırtıcı  ‘ Bana erkeklik yapacağına git kardeşine yap’ diyor…
Aslında, kurulu bir düzeni var kadının;  Kendi imkanlarıyla aldıkları bir evi,  eşinin, düzenli bir maaşı ve  sigortalı bir işi,  okulda başarılı çocukları var…
Ama kadın bu güzel aile tablosunun farkında değil… -Eşinin kardeşine karşı  sert davranmasını istiyor-
Konuşma birkaç acı sözle devam ediyor…
Çocuklar üzülüyor ve ağlamaya başlıyor...
Adam öfkeyle odaya gidiyor ve silahını aldığı gibi dışarı çıkıyor… 

Kardeşiyle  kıraathanede buluşuyor..
Kardeşiyle merhabalaşmadan ‘ev mevzusunu’ açıyor..  Çünkü evde kadın tarafından doldurulmuştur, yüreği şişirilmiştir... Makul düşünmemektedir..
Kardeşinin söyledikleri onu tatmin etmez…
Erkekliğini gösterecektir’ kadın öyle istemiştir çünkü..
Silahını  çekip…Kardeşini vuruyor!
Kardeş,  kanlar içerisinde yerde…
Adam eve koşuyor… çünkü kadının istediğini yapmıştır.

Polis sorgusu…Mahkeme… Sonra hapis…Ceza yirmi yıl…

Kadın perişan…Adam hapis’e girince, maaş kesiliyor… Sigorta kesiliyor…Eve para girmiyor..
Üstelik..
Avukat masrafı… mahkeme masrafları,  zaten var olanı da elinden almıştır..

Kadının eltisi de perişandır.. Kocası ölünce maaşı kesilmiş…Çocuklarıyla aç perişan ortada kalmıştır…

Babaları olmayan çocuklar önce okulu bıraktı… sonra kötü arkadaşlar edindi…sonra hırsızlık yapmaya,  uyuşturucu kullanmaya başladılar…Kadın çocuklarıyla  başa çıkamıyordu…
Eşi hapiste paraya ihtiyacı var, çocukların masrafı ev masrafları derken, yüklüce paraya ihtiyacı var…

Yirmi yıl sonrası…

Çocuklarından okulda en çalışkan olanı,  okulu bırakmış, hamallık yapıyor..
Kadın evlere temizliğe gidiyor..
Bir çocuğu serseri olmuş,
Kızı ayrı bir alemde..
Korkunç bir hayat !
Peki neden oldu..
Kadının hayatı  neden bu kadar kötüye döndü?
Oysa çocukları ve eşiyle iyi bir hayatı vardı…
İşte…
Basit bir ‘davranış farkı’  kadının hayatını farklı bir noktaya getirdi.
Hapiste kime sorarsanız sorun ‘bir anlık hata, keşke o an onu yapmasaydım’ der.
İyi bir kadın, akıllı bir kadın..Ne yapardı?
Olayı baştan başlatalım…
İkinci Örnek…
Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz,  kaç gündür tartışılan ‘ev konusunu’ Kadın hiç açmadı… Çocuklarıyla, eşiyle güzel bir kahvaltı yaptı…
Eşini çocuklarını öperek gönderdi.
Kadın;  eşi  her ‘ev mevzusu’ açtığında… ‘Aman!.. Allaha çok şükür elimiz kolumuz tutuyor, çalışır kazanırız, önemli olan sağlığımız ve çocuklarımızın geleceğidir’ dedi.
Evde silah bulundurmadı  veya  silahın yerini sürekli değiştirdi…
Kocasına  ‘‘ Bana erkeklik yapacağına git kardeşine yap’ diye  yol göstermedi..
Bu tutum karşısında eşi kardeşini öldürmedi, hakkını almak için onu mahkemeye verdi..

Yıllar sonra..
Mahkeme evi eşit paylaştırdı, küçük kardeş abisine payını ödedi…
Kadın eşi ve çocuklarıyla mutlu bir hayat sürdü..
Çocuklar okudu;  büyük oğlan doktor çıktı,  küçüğü mühendis,  kızı da eczacı oldu…
Kadın, kimi zaman Eczacı kızının dükkanına  gidip ona yardımcı oluyordu.
Eşi,  çocukları ve torunlarıyla Siverek halkına hem hizmet etti, hem de huzur içerisinde yaşadı.

Hangisi güzel…
Birinci örnekteki kadının davranışı mı?  Yoksa,  İkinci örnekteki kadının davranışı mı?
Şüphesiz ikincisi…
Kadının basit bir ‘davranış’ farkı;  sizin ve çocuklarınızın hayatını nasıl da şekillendiriyor.
Siverek’te çoğumuz kadınları önemsemeyiz… Ama… Kadının tavrı inanılmazdır… Onun olaylara verdiği ‘tepki’ çok önemlidir ve ailenin geleceğinde önemli rol oynar.
Allah her eve ‘akıllı kadın’  nasip etsin!
 ‘Hayatı yaşamak/Yaşatmak’  karşısında cesur…
‘Öldürmek ‘ karşısında ‘korkak’ olmanız dileğimle.
Kendinize iyi bakınız
Kalın sağlıcakla
Cengiz BAYRAM
Cengizb2006@gmail.com


23 Ekim 2010 Cumartesi 00:00

http://www.siverekgenclik.com/yazar/kadin--isterse-952.html