Siverek Haber

Siverek Haber

YUSUF HAYALOĞLU


8 Mart 2009 Pazar 00:00
YUSUF HAYALOĞLU

Günlerden Perşembe Hababam sınıfı adlı filmde oynayan oyunculardan ‘Hayta İsmail’ lakaplı arkadaşım Ahmet beni aradı. Israrla, akşama Ayşenur Yazıcı’nın (sunucu) düzenlediği şiir gecesine davetli olduğumuzu ve mutlaka gelmem gerektiğini söyledi. Şiir dinletisinin olduğu yer, (İstanbul) Pera Palas otelinin balo salonuydu, kırmadım, İstanbul’da müzisyenlik yapmış bir arkadaşımı da yanıma alıp gittim.
Salon hınca hınç doluydu, masaların üzerindeki numaralar davetlilerin yerlerini belirliyordu. Ben ve arkadaşım, Hayta İsmail’in oturduğu masaya yöneldik az sonra da yanımdaki sandalyeye şair Sunay Akın gelip oturdu, ardından pek ismi duyulmamış başka şairler de kendilerine tahsis edilen yerlere oturdular. Pera Palas’ın balo salonunda yer kalmamış ve insanların tümü edebiyatın mihenk taşı olan şiir sanatına duydukları hayranlık ya da bu sanatla ilgili uğraşılarını ifade etmek adına, bir araya gelmişti. Ayşenur Yazıcı gelen konuklarla tek tek ilgileniyordu, sahnede kendi ürettiği şiirlerden okuyordu. Az sonra ismini sayamayacağım kadar yoğun bir edebiyatçı katılımı oldu. Ahmet Selçuk İlkan, Ayşenur Yazıcı’dan sonra birkaç tane şiir okudu. Ardından Amca lakaplı sanatçı ve Funda Arar sahne aldılar. Asıl ilginç olan, tek bir şiir okumak için Ankara, İzmir gibi illerden yola çıkıp gelen insanlar vardı. İyi giyimli erkekler kravatlı, hanımlar değişik kostümlerle renklilik katmışlardı geceye. Programın ara boşluklarında masamızdaki arkadaşlarla sohbetler ediyorduk, konuşulan konu sanat, edebiyat ve içerik olarak şiirdi. 

Herkes farklı şekillerde uğraşılar içindeyken, salona sessiz sedasız bir isim girdi, Yusuf Hayaloğlu… Üzerinde yeni sayılmayacak eski bir gömlek ve eski püskü bir kot pantolon. Zayıf ve güçsüz görünmesine karşın ezilmeden, büzülmeden, dimdik kendine güven duyan bir yapı görünümündeydi. Onca insan şiir okumuş ve güzel sözler etmişken, gariptir o gelince, sanki gecenin konusu olan şiirin gerçek sahibi gelmişçesine insanların yüzündeki ifade birden bire değişti.
 
Bizimle beraber sohbet eden Ayşenur Yazıcı, daha gelir gelmez konuğunu sahneye davet etti; evet, şiirin gerçek ustası Yusuf Hayaloğlu’nun mikrofon elindeydi artık. Büyük usta “Ahhğ ulan Rıza” diye şiirine başladı, salonda tek çıt çıkmazken, herkesin bir yerlerinin sızladığını görebiliyordum. Şiir böyle okunur diyordu, daha doğrusu okunmaz yaşanır dercesine, ardından bir tane daha okudu, oturanlardan alkış sesleri yükselirken, Yusuf Hayaloğlu’nun ağzından şu sözler döküldü. “Kırmadım dostları; ama böyle salonlarda şiir okumak tarzım değil, şiirlerimi sokak aralarında yazdım, sokak şairiyim, onlarla hayat buluyorum, bu nedenle bu tarz dinletilere çok uyumlu olmadığımı belirtmeliyim.” Daha buna benzer çeşitli söylemler söyledi. İşin ilginç yanı, geçen süre içinde şiir okuyan hiçbir şair onun kadar alkış almadı, çünkü o halkın sesi halkın nefesiydi. Hayat felsefesi farklıydı; özenmek yok, şımarmak yok, lüks yok, kendisiyle barışık, haksızlık yok, sanat kaygısı da yaşamında yoktu. Sadece sevgi beslemişti yüreğinde ve o sevgi kalemiyle sözcüklere dönüşmüştü. Güzel giysiler, lüks salonlar, pahalı arabalar, süslü püslü sözcükler hiç umurunda olmadı, gerçek manada sevgi zenginiydi, haksızlığın, yokluğun, bizim insanın sesiydi.

Bir ara Yusuf Hayaloğlu ile ayaküstü sohbetimiz oldu, Siverekli olduğumu duyunca ilgisi daha bir arttı, çok mert insanların çıktığını dile getirerek sözü Yılmaz Güney’e getirmişti. Yusuf Hayaloğlu’nun nereli olduğunu sormadım, zaten böyle bir soru çok da anlamlı olmazdı; çünkü o Türkiye’nin bir ucundan diğer ucuna kadar, bir yanı sızlayan, kanayan tüm insanların hemşerisiydi. Başka bir insandı, üzerindeki giysilerin varlığından, şöhretinden güç aldığını asla kimse söyleyemez, tek gücü yüreğiydi. Ahmet Kaya bile onun yüreğinden muhakkak nasiplenmiştir, ölümü ile üzülen sevenleri gerçek manada bir yakınını kaybetmiş gibi üzülmüşlerdir. “Ağ ulan Yusuf Hayaloğlu”

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık