Mustafa Karadağlı

Mustafa Karadağlı

[email protected]

Ekonomi üzerine

05 Şubat 2022 - 14:53

Son günlerde hayatlarından şikayetçi hayli vatandaşımız var. Bana özelden hep şuna benzer sorular soruyorlar: 

“ Hocam, bir kere de olsun zamlarla ilgili de bir şeyler yazın. Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Niçin yazmıyorsunuz?” 

Değerli dostlarım, bir kere ben eğitimciyim. Konu alanım dışıdır.  Tabii ki bir eğitimci sosyal sorunlardan uzak olamaz. Fakat bu işin uzmanları bile çaresizken benim söylediklerim ne kadar karşılık bulur?

Meseleyi size kısa bir örnekle açıklamak istiyorum. Bir zamanlar çetin bir güreşte iki güreşçi bir türlü yenişemiyormuş. Yenilmek üzere olana, etraftakiler durmadan taktik veriyormuş: 
“ Hadi bitir şunun işini, hadi biraz daha uğraştır, hadi ama az kaldı…
 
Köyün muhtarı da bakmış herkes taktik veriyor o da başlamış taktik vermeye: 

“ Aslanım, bacağını alsana bacağını… Sağ bacağı, zayıf oradan girersen devirirsin onu.”
Yenilmek üzere olan güreşçi rakibin altında inim inim inlerken, muhtara dönüp şu cevabı vermiş: 

“ Vallahi muhtar, alabilsem canını alacağım ama takat yok.”

Hikaye bu ya… Her hikayenin  de bir gerçeklik payı vardır ama. Evet, son iki yıldır temel ihtiyaç maddelerinde hayli fiyat artışı oluyor. Özellikle gıda ve elektrik... 

Unutmayalım ki, hiçbir iktidar keyfi olarak vatandaşını zor durumda bırakmak istemez. Siz zannediyor musunuz ki bu artışlar keyfi olarak yapılıyor?

Bir elinde tv. kumandası, bir elinde de buzlu bademli portakal sularını  içip “hadi vatandaşı zor durumda bırakmak için zam yapalım.” demiyorlar, buna emin olun… Yok böyle bir şey. Hiçbir iktidar bile bile bunu yapmaz. Ama bildikleri tek metot şimdilik bu ne yazık ki.

Dünyada azalan hammadde oranı, dünyanın artan nüfusu karşısında denge sağlayamıyor. Tüm dünyada bir hammadde krizi yaşanıyor. Çiftçi bunca gübreyi basmasına rağmen tarlasından istediği rekolteyi alamıyor artık. 

Arz talebi karşılamıyor ne yazık ki. Özellikle Anadolu’da bilinçsize gelişen bir nüfus yoğunluğu da oluşmuş durumda. Sayıları milyonları aşan mülteci oranı ile ülkenin ürettiği arz arasında bir dengesizlik oluşturuyor. Nüfus artışı beraberinde üretimi de getirmelidir ki denge sağlansın. Bilirsiniz ki altın yapı itibariyle bir madendir aslında. Ama az üretildiği için fiyatı yüksektir. 

Bir kere göç politikası yanlış. Siz tüketici bir mülteci akınıyla ülkenizi baş başa bırakmışsınız. Anadolu topraklarındaki üretim %7’lik bir orandır. Bu oran, %93 oranı iyi kötü bir şekilde orantılıyor hatta ihracat fazlalığı bile oluşturabiliyordu. Ama tedbirsiz ve orantısız göç politikalarıyla çiftçi gerekli ürünü yetiştiremiyor. Hâlbuki mülteciler 81 ile, orantılı yerleştirilip üretime yönelik olarak köylerde konuşlandırılsaydılar yıllardır boş kalan köyler canlanabilirdi. Oysa bu yapılmadı.

Hepsi büyük kentlerde tüketici konumunda ve durmadan nüfuslarını arttırıyorlar… (yanılıyor da olabilirim. Bunlar benim gözlemlerim sadece) Yani, büyüklerde sizin kadar düşünüyorlar vatandaşı ama şimdilik yapabilecekleri bu. Onlara sorarsanız, ülkenin geleceği için bu zamların şart olduğunu belirteceklerdir.  Borçların ödenmesi için nakit para olan, elektrik, petrol, sigara ve alkol maddelerindeki vergiler ödemeler için iyi bir kaynak. Bunlarda olmazsa ödemeler yapılamayacak. 

Diyeceğim o ki, alabilseler ekonominin canını alacaklar ama şimdilik imkân bu. 
Selam ve muhabbetle

Bu yazı 892 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum