Mustafa Karadağlı

Mustafa Karadağlı

mkaradagli15@harran.edu.tr

Nobel'e abone Yahudiler

18 Ekim 2023 - 17:07

Filistin- İsrail savaşı bir kez daha gösterdi ki, ahlâkî değerlerden nasipsiz bilim, insanlık için çok büyük tehlikeler oluşturuyor…

Irkçı değilim, her ırkın dünyada kendini her şeyiyle ifade etme hakkı olduğunu, ilahi bir hak olarak görenlerdenim. Ve yine inancım ve eğitim anlayışım gereği her türlü haksızlığında karşısındayım…

Şu bir hakikat ki; Yahudiler, dünya nüfusunun 1000’de 2’sini oluşturuyor fakat bilim Nobellerinin yüzde 20’sini onlar almışlar… 

Nobel’e Abone Yahudiler…

Yahudi bilim insanları şimdiye kadar 200’e yakın Nobel Ödülü kazanmışlar.

Dünyada 1 Yahudiye karşılık takriben 130 Müslüman var. 

Bugüne kadar Nobel Ödülü kazanan Müslüman sayısı ise sadece 13’tür. Yani 2 milyara yakın Müslüman, 15 milyon Yahudi’nin aldığı ödülün sadece 100’de 6,5’ğu kadar Nobel ödülü almış. 

Devletinden önce üniversitesini kuran bir kavimden bahsediyoruz...

İsrail Çöllerinde bu kadar nüfus ne yapar kaygısıyla devlet inşa ederken bir yandan da botanik bilimci Yahudiler de çölde yetişen buğdayı keşfettiler..

1948 yılında İsrail devletini kuracak olan süreç, Ortaçağ Avrupa’sında toprak sahibi ve devlet memuru olmaları yasaklanınca Yahudilerin ticarete ve felsefeye yönelmeleriyle başlamıştır aslında.

Bu azim ve kararlılık sayesinde hep başarıyorlar... 57 İslam Devletinin teknoloji üretimi, bir tek İsrail’in üretimine denk gelmiyor.

Peki, onlar bütün insanlardan daha üstün zekâlı mı? 

Kesinlikle değiller!

Ama onların kültüründe eğitime, bilime ayrı bir önem veriliyor. 

Bu asırlarca hep böyle devam etmiş…

Müslüman yöneticiler, ülkelerinin kaynaklarını ülkelerinin kalkınması, insanlarının refahı, mutluluğu ve onuru için kullanmıyorlar ne yazık ki. 

Onlar bu imkânları ilkel zevkleri, şatafatları için har vurup harman savuruyorlar. 

Rahatlarına dokunulmadıkça başka mazlum halklara el bile uzatmıyorlar. Zalimlere karşı zilletle susmalarını salık veriyorlar.

Siyaset aracı olarak, ümmet, kardeşlik, insanlık, dindarlık kavramlarını sık sık kullanıyorlar ama koltuklara ısındıkça zalimlerin zulümlerini de hoş görmeye başlıyorlar.

Ve anlıyoruz ki Müslüman liderler, fiili olarak hepsi Filistin soykırımının karşısında acz içindeler.

Seslerini bir oktav yükseltmek için bile kırk kere düşünüyorlar. Bu soykırımın durdurulmasını yine Batılılardan bekliyorlar. 

Zilletin, çaresizliğin dibe vurmuş apaçık beyanı!

Müslüman dünya, sırf öğretilen arkaik dinî bilgi ve bencil anlayış yüzünden insanlığa pek bir fayda sağlayamıyor ne yazık ki...

Müslüman dünyanın geri kalmasına bin sebep gösterilebilir; ama hepsinin ana sebebi, bilgi ve düşünce üretmesi gereken kurumların ve kadroların işe yaramaz hale gelmesidir.

Bizdendir anlayışıyla “Emaneti Ehline Veriniz” düsturuna açıkça meydan okuyorlar…

Evet, O büyük insan “Emaneti Ehline Verin” dedi, bizden olana verin demedi!

Güç ve iktidar sahibi olanların zamanla Allah ve peygamber tasavvurunun farklılaşması, sadece kendilerinin veya cemaatlerinin Cennete girebileceği kanısında hemfikir olmaları birlik ve beraberliği zedeliyor ne yazık ki…

Velhasıl, Yahudiler bütün insanlardan daha üstün zekâlı değiller, elbette. Ama onların kültüründe eğitime, bilime önem veriliyor. 

Hiçbir Yahudi bir diğerinin fikriyle ve inancıyla ilgilenmez. Sadece Yahudi olup olmadığıyla ilgilenip her Yahudi’yi olduğu gibi kabul eder.

Bu gerçek hoşgörü anlayışı, onları hep bir arada tutuyor. Bize ise "kahrolsun" naralarıyla avunmak düşüyor hep. 

İlk emri "Oku" olan bir medeniyetin çocukları bu hale düşmemeliydi. 

Yazık!

Bu yazı 594 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum