Harran Üniversitesi'nde Beyin Ölümü ve Organ Bağışı Anlatıldı

ABONE OL

Harran Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen eğitim programında beyin ölümü tanı süreci ile organ bağışının nakil bekleyen hastalar açısından taşıdığı önem ele alındı.

Programda konuşan Harran Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Adalet Göçmen, beyin ölümünün beyin, beyin sapı ve beyinciğin tüm işlevlerinin kalıcı ve geri dönüşü olmayan şekilde sona ermesi anlamına geldiğini belirtti.

Beyin ölümü tanısının belirlenen tıbbi kriterler kapsamında, kapsamlı değerlendirmeler sonucunda konulduğunu ifade eden Dr. Göçmen, öncelikle beyin hasarına yol açan nedenin tespit edilmesi ve hasarın geri dönüşsüz olduğunun ortaya konulması gerektiğini söyledi.

Tanı sürecinde hastanın bilinç düzeyi, beyin sapı refleksleri ve bağımsız solunum yapabilme durumunun uzman hekimler tarafından değerlendirildiğini aktaran Dr. Göçmen, gerekli görülen durumlarda beyin kan dolaşımını inceleyen destekleyici testlere de başvurulduğunu kaydetti.

Dr. Göçmen, beyin ölümü tanısının kesinleşmesinin ardından hasta yakınlarının süreç hakkında açık ve anlaşılır biçimde bilgilendirilmesinin önemli olduğunu belirterek, yakınlara gerekli desteğin sunulması gerektiğini ifade etti.

Organ bağışının nakil bekleyen hastalar açısından önemine değinen Harran Üniversitesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Dr. Öğr. Gör. Melahat Yalçın Solak ise bağışlanan organların hastalar için yeniden yaşama tutunma fırsatı sağlayabildiğini söyledi.

Toplumda organ bağışına ilişkin bilinç ve farkındalığın geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Solak, doğru bilginin yaygınlaştırılmasının ve organ bağışı konusunun aile içerisinde konuşulmasının önemine dikkat çekti.


Harran Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İdris Kırhan’ın değerlendirmelerinin de yer aldığı eğitim programında, sağlık çalışanları ve toplum genelinde beyin ölümü ile organ bağışı konusunda farkındalığın artırılması gerektiği vurgulandı.

Haber Merkezi