Siverek Haber

Siverek Haber

Ana Sayfa Siverekli Yazar Faruk İremet İle Röportajımız

Siverekli Yazar Faruk İremet İle Röportajımız

Haber"Siverek aklımda değil yüreğimde. Çocukluk anılarımın yeşerdiği hayallerle suludur her gördüğüm rüya. Her gece kara taslı sokaklarında gezmekteyim. Bağlarda üzüm toplamaktayım."Gazeteci A.Deniz Uğurlu'nun Siverekli Yazar Faruk İremet ile gerçekleştirdiği Röportaj

Giriş Tarihi: 2 Temmuz 2010 Cuma 12:17
Siverekli Yazar Faruk İremet İle Röportajımız
Faruk Hocam kendinizden bahseder misiniz?



Anamın deyişiyle 1965’in çile’sinde yani ocak ayında Siverek’te yaşama ilk göbek bağım olan, ilk nefesimle atmışım. Bu benim hayatla ve Siverekli olmamla olan ilk flörtümdür. Ondan dolayı Siverek’in ve Sivereklinin bendeki yeri farklıdır. Siverek’in tarihi kültürlere ve uygarlıklara beşiklik etmiş olması ve ayrıca hâlâ bu mozaik yapısını korumasında bendeki yeri, kelimelerle anlatamayacağım kadar önemli. Ben bu kültürlerin hamuruyla yoğrulmuşum. Bir Zaza’nın, Kürt’ün, Türk’ün, Ermeni’nin, Asuri’nin ve Arab’in yaptığı yemeklerle tatlandırmışım dilimdeki tat hücrelerini. Yediğim ekmek, yemek, yoğurt, et, peynir ve sebzelerin verdiği tat farklı farklı. Bu tatlar köyden köye, evden eve, ve sofradan sofraya farklılıklar arz etmektedir. Ben bu kültürlerin çocuğuyum ve ben bu beşiklerde sallanmışım.
 
Bu sağlam temelle çıktığım yolculuk, beni şuan yasadığım ülke olan İsveç’e ulaştırdı. Burada da faklı olanı yakalamaya çalıştım. Burada da faklı tatları his etmeye ve tatmaya çaba gösterdim. Hayatımda faklılıkları dezavantaj olarak görmedim, aksine büyük bohçamda taşıdığım kültür birikimini burada diğer halklarla yaşamaya adadım. Dostlarımın çoğu farklı farklı ülkelerden. Farklı birikimlerden ve farklı dinlerden. Bu beni zenginleştiren en büyük mozaik.
 
Bu farklılığımdan dolayı seçtiğim işler, okuduğum okullarda bu yapımla paralelliğini korudu.Çalıştığım İsveç İş ve İşçi Bulma Kurumunda verdiğim brifingler ve Türkiye’den gelen İşkur memurlarına ve müdürlerine verdiğim brifingler de hep bu farklılıkların negatif değil; pozitif olduğuna yönelikti.Hedefim, İnsanları tattığım farklılıkların güzelliği konusunda aydınlatmaktır. Başardım mı? Bilemiyorum. Ama başarının ölçütü ve kıstası nedir? O da farklı bir uzun konu. Diyarbakır Öğretmen lisesinden sonra kısa bir süre, Diyarbakır’ın Sati köyünde öğretmenlik yaptım. Bu esnada Eskişehir Açık Öğretim Fakültesi’nin İş İdaresine kayıt yaptım ve yurt dışına çıkmamla birlikte öğrenimimi yarıda bıraktım. İsveç’te CNC-operatör öğrenimimden sonra 2 yıl 10 ay İsveç’in tanınmış silah fabrikalarından olan Bofors’ta CNC makinelerinin programlanmasıyla uğraştım. Ardından yetişkinlere yönelik 6 yıl bilgisayar öğretmenliği yaptım. Bu arada İsveç’in Uppsala şehrinde Olan Uppsala Üniversitesinde ekonomi okudum.İşimden dolayı İsveç’in Skövde şehrinde temel hukuk ve is hukukunu okudum.

Zazaca Dili Hakkında yaptığınız çalışmalarla sizi tanıyoruz, Önce çalışmalarınızdan biraz bahsederimsiniz ?

Zazaca’yı yazım diline ve müziğe çevirme sevdası çok eskilere dayanıyor. Ben ve değerli arkadaşımız Baba Qef Diyarbakır’da ilk defa İbrahim Tatlıses’in şarkısı ”Ayağında Kondura” ile başlamıştık. Ayağında Kondura olmuştu ”Lingaci di Qondire”.Ne yazık ki yaklaşık 30 yıl önce yapmış olduğumuz ilk çevrimiz ve sesimizle süper star olamamıştık. Ama şiirle olan sevdam ve alışkanlığa dönen aşkım ve oluşturduğum kelime zenginliği Zazaca değil Türkçe’ydi. İlk yayınladığım şiir bundan 33 yıl önceydi. Dil Türkçe’ydi. Hakim olduğum dilde Türkçe’ydi ve hâlâ öyledir. Bunu kimseye yaranmak için söylemiyorum ve anlatmıyorum. Bunu hangi dile hakim olduğumu ve hangi dili zenginleştirdiğimi izah etmeye çalışıyorum. Benim siyasi ve edebi dilim Türkçe’dir. Zazaca, konuşma dilinden yazım diline dönen, alfabesiz bir dilin oluşturulmasından yola çıktığım ana dilimdir. Ben bu konuda yeniyim. Benden önce yola çıkan ve Zazaca’yı zenginleştiren değer verdiğim dostlarım var. Örneğin Koyo Berz, Remzi Saraç, Mahmut Pamukçu ve ismini anmadığım bir çok dostum var. Ama çalışmalarımda benimle en çok ter döken Koyo Berz ve Mehmet Şanlı arkadaşlarımın emekleri boşa atılmayacak ölçüdedir. Tamamı Zazaca, ilk Zazaca dergi Kormışkan Bülteni 1995’te dostlarım Koyo Berz, Mehmet Sanlı, Şerwan Büyükkaya ve Sewra arkadaşlarla birlikte çıkardık. Bu Zazaca da tamamı Zazaca ilk dergi ve ilk adımdır. Devamında ZazaPress adında dergiyi 2000’de çıkardık. Bu iki derginin editörü de bendim. Bu süre içinde kendi kitaplarım olmak üzere diğer Zaza yazarlarının da kitaplarını kurmuş olduğum İremet Yayınlarında yayınladım. İremet Yayınları 1989 yılında kurduğum Suk(Eski Dilde Siverek) Yayınlarının devamıdır. 13 yaşından beridir yazıyorum ve yazılarımı Türkiye’de değişik dergilerde ve gazetelerde yayınlattım.
 
Zazaca dili hakkında biraz bilgi verir misiniz


Zazaca dili konusuna gelince, bu konuda çok söylendi ve çok yazıldı. Hangi birini yeniden tekrarlayayım? Veya hangisini söyleyeceğim bilmiyorum. Konuya iki boyuttan bakmak gerekir: Bir, sorulan soru siyasimidir. İki, edebi konularımı içermektedir. Üç, dilbilimsel midir. Saydığım bu soruları bir Türk’e veya Kürd’e sorduğunuzda farklı yanıtlar alacaksınızdır. Bu iki kategoriye bağlı olmayan birde Zaza gruplanmaları var. Burada da göreceğimiz resim pek farklı değil. Bir Zazaya sorduğunuzda da alacağınız cevaplar farklı farklı olacaktır. Yani herkes Zazayı ve Zazaları bir yerlere yamalama sevdasında. O da yetmezmiş gibi bir de Zazalar arasında ki din ve dil çelişkisi var. Bu da her bir gün belli kesimlerce bilinçli olarak ateşlenmektedir. Amaç dile yardım etmek değil, 25 yıla yakın süre içinde oluşan oluşumu baltalamak içindir. Bu konuda Dersim sol geleneğinden gelen kesim parçalama baltasını çok iyi kulandı ve hâlâ iyi kullanmaktadır. Ayrışma vardır. Farklılıklar uçurumlaşmıştır. Ufukta birlikte çalışmanın güneşi batmıştır. İsim ve din karmaşası vardır.  Alevilik yeni bir din ve besinci bir din olarak lanse edilmektedir. Kime ve hangi beyine hizmettir bu yanıt bulamıyorum.
 
Size Zazaca dili konusundaki yanıtımı uzatmadan kısaca açıklarsam; Zazaca, dilbilimcilere göre ve İranoloji dilbilimine göre  başlı başına bir dildir. Bu konuda ismini burada papağan gibi saymak istemediğim uzmanlar vardır.  Gramer üstüne Fahri Pamukçu’nun güzel bir çalışması vardır. Bu konuda sayın Koyo Berz arkadaşın çalışmaları göz ardı edilmeyecek boyuttadır. Avrupalı bir çok uzman bu dostlarımızın çalışmalarını dilbilimsel çalışmalarında kaynak olarak kullanmışlardır ve kaynak olarakta göstermişlerdir. Benim adımda bazı yerlerde anılmaktadır.Birde sorunuza tam yanıt vermediğimi politik bir manevra çizdiğimin farkındayım. Kısaca Zazaca dilini açıklarsam şöyledir: “Zazaca; Türkiye’de özellikle İç Doğu Anadolu'da (Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu) ve İç Anadolu bölgelerinde, ve göç nedeniyle bazı Avrupa ülkelerinde konuşulan Hint-Avrupa dil ailesine mensup bir dildir. Bilimsel sınıflandırmada bu dil ailesinin "Kuzeybatı İranî diller" grubunda yer alır, Zazaca, Türkiye'de Türkçe ve Kürmancı'dan sonra en çok konuşulan üçüncü dildir”.

Zazaca dili hakkında yayınlanmış eserleriniz hakkında bilgi verir misiniz


Zazaca yayınlanan kitaplarım Zaza dilimin aşk penceresi olan, alevi olan ve sevdamı çok yalın anlattığım şiirlerimdir. Şiirin hayatımdaki yeri, askın yüreğimde gizli hazinesi gibidir. Gizli ve yasak bir askın verdiği hastır. Benim dilim Zazaca’yla yazdıklarım bu hasla doludur. Sevdanın anlam bulduğu, dilimin anlam bulduğu ve kişiliğimin söze geldiği dizelerdedir, Zazaca yazdıklarım, şiirden gayri birde “Zonê Ma Zazaki” adlı bir deneme çalışmam oldu, bu kitabin yeride farklı. Bu kitabin yayınlanmasından sonra tehditlerin ardı arkası kesilmedi. Ama kitap yayınlandı ve istediğim şekilde ses verdi. Zaten benim için önemli olanda buydu. Yani Zazaca’yı Ebubekir Pamukçu gibi seslendirmekti. Zazaca seslendi.

Yeni çalışmalarınız hakkında bilgi Verirmisiniz


Şuanda ki çalışmalarımın ağırlıklı kesimi Türkçe ve İsveççe’dir. Çalışmalarım arasında Türkçe iki şiir kitabi ve de bir siyasi derleme, İsveççe ise bir roman ve iki şiir kitabi hazır durumda. Yayınlamak için her hangi bir kurumla ilişkiye geçmedim. Yazdıklarımı saklıyorum. Bazı çevrelerden teklif geldi, hesabıma gelmediği için yayınlamadım. Ama İsveççe romanım yakında okuyucularına ulaşacaktır. Bir şiir kitabi da Türkiye’deki yayıncı arkadaşlarımın talebi üstüne hazırlanma aşamasında. Kendi Internet sitemde (www.iremet.se) siyasi yazılarım ve Türkçe şiirlerim sürekli yayınlanmakta.
 
Her dil bir kültürdür. Her kültür bir tarihtir. Her tarih kuşakların aslını bulmasıdır. Zazalar’da da bu tarihi arayış yenidir. Zazaların tarihini, kültürünü ve aslını arayıp bulma çabası ve mücadelesi hâlâ olgunlaşmamış cılız bir etaptadır. Bunu engelleyen iç ve dış güçler var. Bunu baltalama isteyenlerin harcadığı zaman ve çaba göz ardı edilmeyecek boyuttadır. Her kullandığımız kelimeden dolayı bizi aforoz etme hastalığı olanların  bir dakika durup düşünmeleri gerekir. Evrensel Kültür dergisinin, 2008 yılında 193’cü sayısında benimle yaptığı röportajda söylediklerimi tekrarlamak istiyorum: “iç-içe girmişiz yıllarca kız alıp-vermişiz, bizim ayrılmamız zordur ve biz Zaza-Türk-Kürt hep kardeşiz” Bu yalanları bir tarafa bırakıp, daha dürüstçe Zaza sorununu değil, Zaza halkının, azınlıkların demokratik haklarını ve çözümlerini konuşalım. Zazalar-Türkler-Kürtler eğer kardeş ise; Zaza coğrafyasına yağan bombaların, silahlı güçlerin ve savaş sarhoşluğuna kapılmış güçlerin orada ne işi var? Bunun ne anlama geldiğini sormak bence yerinde olur. Yalana dayalı soluğanlar atmakla bu ülkede kardeşler kardeş olmuyor. Demokrasi herkes için olmalıdır ve bir lamba gibi odanın tüm sakinleri için aydınlanmalıdır.

Siverek'i en son ne zaman ziyaret ettiniz

Zihnimde yer alan, ruhumu etkileyen ve abartısız her gece rüyamda caddelerinde dolaştığım Siverek’i görmeyeli çok oldu. Bu sorunuzu yanıtlarken bile yüreğimde bir sızıltı duyarak yanıtlıyorum. Evet Siverek’i son olarak 1982 veya 1983 yılında gördüm. O görüşümün anisi bile gizlidir, yasaklıdır ve yürek yakıcıdır. Gözlerden uzak, kimseye görünmeden ve kimseye eyvallah diyemeden çıktım gurbet yolculuğuna. Bu yolculuk uzun olmayacak sanmıştım… her neyse…

Siverek denince aklınıza gelenler

Siverek aklımda değil yüreğimde. Çocukluk anılarımın yeşerdiği hayallerle suludur her gördüğüm rüya. Her gece kara taslı sokaklarında gezmekteyim. Bağlarda üzüm toplamaktayım. Taze nohut ve mercimek toplayıp yemekteyim. Eskiden Mazat’in orda olan marul Bahçelerindeyim. Etrafı üzüm bağları ile sarılı olan Siverek spor sahasındayım. Dayı Neşo’nun, Konduracı Nakip usta’nin attığı golleri izlemekteyim. Şeytan küçesindeyim, Kanlikuyu’ndayım, Türküzu ilkokulundayım, Koç Ali baba türbesindeyim…Hecqıdırda’yım… ordu mahallesindeyim… çelikçibix (çelik çubuk) oynamaktayım…bunlar aklımda olanlar….bunlar yüreğimde olanlar… bunlar Siverek’le dolu olan rüyalarım…

Siverek haberlerini takip ediyor musunuz

Siverek’le ilgili olan tüm haberleri izlemeye ve takip etmeye çalışıyorum. Bir ara değerli kardeşim Cuma Özavcı’nın kurduğu www.siverek.eu sitesinden takip etmek çok neşeliydi. Her türlü haberi yayınlıyordu sayın dostum. Ama özellikle bana karsı hakaret içeren küfürlü yazıları silmekten yoruldu Cuma (bana mailinde öyle yazmıştı) ve o güzelim profesyonel siteyi kapadı. Ve kendini bilmez densizlerde amaçlarına ulaştılar. Ayrıca www.siverekgenclik.com sitesinde uğradığım haber topladığım sitelerden biri. Birde unutmadan Siverek Radyosunu da elimden geldikçe Internet üzeri dinlemekteyim.

İsveç'teki Türkler arasında Siverek'e bakış açısı nasıl

Kim Siverek’e nasıl bakarsa baksın. Bakış açısı yüreğimizi yaralamaya yönelikse, vallahi susturmasını biliriz (saka)… Siverek ve Siverekli her zaman değer gören bir şehir ve grup. Sol siyasi kanadın görüş acısı biraz farklı. Bunu anlatmaya gerek yok bence… Çünkü nazik bir konu… Birde herkes sevgili Siverek’imizi sevecek diye bir dayatmamızda yok. Siverek bizimdir… Kimse sevmese bile ben seviyorum çocukluk anılarımı…

Siverek'in il olma mücadelesi hakkında görüşleriniz neler

Siverek il olmalı bunu tartışmak bile komik bir olay. Ufacık köyler bile il oldu. Siverek’i neden il yapmazlar hâlâ anlamış değilim. Bu inat niye? Siverek eskiden il’di neden bu unvan elinden alındı? Konunun bizim bilmediğimiz siyasi bir açısı ve boyutu mu var? Her neyse Siverek il olması için büyük çabalar harcadı kardeşimiz Cuma sitesi www.siverek.eu umut ederim Cuma bu inadından vazgeçmemiştir. Biz Siverekli Zazalar inadımızla meşhuruz…

Siverek hakkında En son duyduğunuz sizi sevindiren haber Hangisi

En son sevindiğim haber saklama bağışla kampanyasıydı. Bu kampanya hâlâ sürmekte. Umut ederim çocuklarımızın okuma zevki hep yükseklerde seyir eder. İsimden dolayı diğer ülkelerden gelen anlafabetlerle görüşmekteyim. Okuma ve yazma bilmemek çok korkunç… ne korkunç…toplumları karanlıklara gömmek, istiyorsanız elinden kitaplarını alın. Karsılaştığım bir çok insan bu yoksulluğu yaşıyor… İnanın yüreğim yanıyor ve yüreğim kanıyor…

Son Olarak Mesajınız

Zaza kültürünün savunucuları olarak, şunu diyebiliriz; ‘Zazalar hem kültürel olarak, hem edebi olarak ve hem de sanatın diğer alanlarında Türkiye sanatına, kültürüne ve edebiyatına büyük zenginlikler kazandırmışlardır. Her yazan, çizen ve söyleyen Zaza’nın hamuru ve düşünce dili Zazaca’dır. Duyduklarını, hissettiklerini ve gördüklerini 1920’lerden beridir Türkçe olarak dile getirmiştir. Türk diline ve edebiyatına eser kazandıran tanınmış çok Zaza edebiyatçı vardır. Bunlar Türkiye’nin olduğu kadar, Zaza halkının da eserleridir. Bu renk, bu mozaik hepimizin zenginliğidir. Ben, bir Zaza olarak bundan gurur duyuyorum. Bu birikim, bu zenginlik ve bu kültür kuyusu hepimizindir." Buna mozaiği, bu renkleri ve bu bağ/bahçenin güzelliğini hep birlikte korumasını öğrenmeliyiz. Bunu gelecek kuşaklara öğretmeliyiz. Çocuklarımıza toleranslı yasamasını öğretmeliyiz.
Saygı ve selamlarımla. Kalın hep dostça
Faruk İremet

Siverek Gençlik Haber


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık