Ana Sayfa Eğitim “İhtiyarların dışarı çıkma isteği sosyallikten kaynaklanıyor"

“İhtiyarların dışarı çıkma isteği sosyallikten kaynaklanıyor"

Eğitimci-Yazar Mustafa Karadağlı, Coronavirüs salgını nedeniyle 65 yaş ve üzeri vatandaşlar için getirilen sokağa çıkma yasağı sonrasında gündeme gelen yaşlılar ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Giriş Tarihi: 25 Mart 2020 Çarşamba 13:17
“İhtiyarların dışarı çıkma isteği sosyallikten kaynaklanıyor


Coronavirüs tedbirleri kapsamında evden çıkmaları yasaklanan yaşlıları iyi anlamak gerektiğini belirten Karadağlı, yaşlılık ile ilgili önemli konulara değindi.

Dışarı çıkamayan yaşlılara bu süreçte kitap okumalarını öneren Karadağlı, kitap okuma alışkanlığı olmayan yaşlılara evde kalmanın zor geldiğini, yaşlıların dışarı çıkarak gözleri ile hayatı okumak istediklerine vurgu yaptı.

İhtiyarların alınan yasaklara rağmen kurallara uymadığına değinen Karadağlı, “Birçok yerde ‘Evde kal’ sloganının yaygın olduğu bu dönemde, gözler bir anda 65 yaş ve üstü ihtiyarlarımıza çevrildi. Bu süreç, sosyal medyaya baygın gençlik için bir sorun teşkil etmezken, ihtiyarlar için can sıkıntısına dönüşüyor. İhtiyarlar, yasaklara rağmen kendini dışarı vurmak istiyor, kuralları tanımıyor. Peki, biz bu büyüklerimizi neden içeride tutamıyoruz, evlerini sevdiremiyoruz?” diye sorular yönetti.

“Yalnızlık Allah’a mahsustur”

İhtiyarların dışarı çıkma isteğinin “sosyallikten” kaynaklandığını belirten Karadağlı, “Gençler yalnız kalmak, tablet ve telefonuna gömülmek için fırsat kollarken, ihtiyarlar neden illa da yoğunluğa ve kalabalığa girmek istiyor. Sanırım bunun tek bir cevabı var; o da sosyallik. Yalnızlık Allah’a mahsustur. İhtiyarlarımızın çoğunda okuma alışkanlığı da yok ne yazık ki. Dolayısıyla bu ihtiyarlarımız kendilerini dışarıya vurmak istiyor, gözleriyle hayatı okumak istiyor, yeni bir haber duymak istiyor, hepsi budur.” diye konuştu.

“İhtiyarlar Risalesi Hazreti Zekeriya’nın duasının tefsiridir”

Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin “İhtiyar Risalesine” değinen Karadağlı, konuşmasına şöyle devam etti:

“İhtiyarlar Risalesi, Meryem Suresi’nin ilk ayetleri olan Hazreti Zekeriya’nın (aleyhi selam) duasının bir tefsiridir. Hayatın içinde Kur’an’ının nasıl tefsir edebileceğinin en güzel örneklerinden biridir. Said Nursi, bu eserinde kendi hayatından yola çıkarak bize ihtiyarlığın nasıl olacağını gösteriyor. Risalede Kur’an’dan birçok ayetin manası tefsir edilmiş; birçok Hadis-i Şerif’in manasına değinilmiş. Kelam ilminden, sinemaya kadar birçok konuya imani çözümlemeler ve ölçüler ortaya konulmuştur.”

“İhtiyar Risalesini okuyunca ihtiyarlara olan saygım bir kat daha ziyadeleşti”

Said Nursi’nin İhtiyarlar Risalesinde kendi özel duygularını da paylaştığını vurgulayan Karadağlı, “Bu risalenin başka bir ilginç özelliği de yazarın kendi iç dünyasının kapılarını diğer eserlerinde olmadığı kadar okuyucularına açıyor olmasıdır. Üstad, özel duygularını paylaşıyor. Gençlik dönemimde ilk okuduğumda kendisine olan muhabbetim bir kat daha artmıştı. İhtiyarlara olan saygım bir kat daha ziyadeleşmişti. Eski Said’den Yeni Said’e geçiş döneminin ipuçları, bu sürecin bir anda değil de bir süreç içerisinde aşamalı olarak gerçekleştiğini bu risaleden anlamıştım.” ifadelerini kullandı.

“İhtiyarlar Risalesi gençler için mesajlar içeriyor”

İhtiyarlar Risalesi’nde gençlere önemli mesaj verdiğine değinen Karadağlı, şunları söyledi: "İhtiyarlarla paylaşılan ders gibi gözüken bu risale, aslında bir o kadar da gençler için mesajlar içeriyor. İmanın nuruyla hem kendisine hem de etrafındakilere ümit aşılayan bu eser, tüm insanlık için güzel bir ölçüdür. Bence ihtiyarlar ve ihtiyarlarla hemhal olanlara, güzel bir ölçüdür. Ömrü boyunca hem kendi hem de insanların faydasına bir şey ortaya koymak isteyenler için İhtiyarlar Risalesi, dikkatlice ve sindire sindire okuması gereken bir eserdir.”

“İhtiyarlık, güz, ikindi vakti gibi betimlemeler insana ölümü çağrıştırıyor”

Üstadın risalede ihtiyarlıkla ilgili güzel betimlemeler yaptığını anımsatan Karadağlı, “Eserin ikinci rica’sının girişindeki sıralanan kelimeler ‘ihtiyarlık’, ‘güz’, ‘ikindi vakti’ gibi betimlemeler, insanın ruhunu sarıyor, doğasıyla buluşturuyor; insana ölümü ve faniliği çağrıştırıyor. Dokuzuncu Söz’ün dördüncü ve beşinci nüktesinde yer alan ‘asr’ vaktiyle tabii olarak okunduğu zaman biraz daha anlam kazandırıyor. Bir diğer güzel ölçü ise, bu risalenin geneline de yayılmış olan enfüsi (öznel) tefekkür ile afaki (nesnel) tefekkürü birleştirmesinin, örnekliği ve kendisiyle kâinat arasında kurduğu benzeşimdir. Bu benzeşim, insana ihtiyarlığı sevdiriyor, bir anda sevdiğini bekleyen birini gözlemlemek gibi bir duyguya kaptırıyor.” şeklinde konuştu.

Üstadın ‘Görüntüden öte tefekkür ve ibadet bilinciyle hareket etmemiz gerektiği' ifadesiyle anlatmak istediğine vurgu yapan Karadağlı, “Ben ihtiyarladım, gündüz ihtiyarlamış… Gibi cümleler, Nursi’nin eşsiz edebi yönüne vurgu yapıyor. Allah’ın kendisine tefekkür etmek için sunduğu manzaralar üzerine nasıl düşünüleceğini, nasıl bir tavır sergileyeceğini, Said Nursi, bu risalede bizzat gösteriyor. Kâinat manzaralarını restoran, kafe, eğlence merkezleri ya da manzaraya karşı aleni olarak günah işlenen yerler olarak görmekten öte, daha büyük bir işlevi olduğunu bizlere hatırlatıyor. Bu son fasıldır ey gönül, nasıl geçersen geç, demekten öte; bunun tekrarı yok daha çok ibadet, daha çok tefekkür, daha çok insanlık dedirtiyor, insan olan…” dedi.

“İhtiyarlığı bir uyanış olarak görüyor”

İnsanların gençlik dönemlerinde akıldan çok hissiyatın galip geldiğini söyleyen Karadağlı, şunları kaydetti:

“Kâinattan ölüm dersini aldığında tahmini olarak 35-40 yaşında olan Nursi, birçok sinn-i kemale (olgunluk) ulaşmış insanın, kâinat kitabını doğru okuduktan büyük dönüşümlere bu risalede, nasıl ulaşılabileceğini göstermiş. Bu hususta, ‘ihtiyarlık sabahıyla uyanmak’ tabirini kullanıyor. İhtiyarlığı bir uyanış olarak görüyor. İlginç bir mefhumdur. Üçüncü, Rica’da gençliği geceye benzeten Said Nursi’nin neden bu tabiri kullandığını anlamak için ‘Gençlik Rehberi’ isimli eserini de dikkatlice okumak gerekir. Gençlikte akıldan çok hissiyatın galip gelmesi ve gençlik döneminde insanın gücü, kuvveti yerindeyken kendisini Allah yolundan çevirecek birçok imkân varken, 'ölüm' üzerine düşünmesi pek kolay değildir. Kuvvetli bir imanda ihtiyarlığı sabah olarak görmesi ise ölümle gerçek bir yakınlaşma sağlıyor.”

“İhtiyarlar Risalesi’ni okuyan biri yaşlılara bakış açısını değiştirebilir”

İhtiyarlar Risalesi’ni okuyan birinin imanın nuruyla bugünü ve yarını nurlandırabileceğini belirten Karadağlı, “İhtiyarlar Risalesi’ni okuyan biri yaşlılara bakış açısını değiştirebilir. Empati yapmaya vesile kılabilir. Nasıl bir şekilde yaşlanmak istediğini, nasıl yaşlanmak istemediğini, geleceğini görür. Otobüse binerken ya da inerken insanları iten yaşlılardan olmak ya da otobüse bindikleri zaman oturacak yer bulamadıkları zaman ‘kalk ben oturacağım’ tarzı emir kipli cümleleri kullanmak zorunda kalmadan, imanın nuruyla bugününü ve yarınını nurlandırabilir.” dedi.

“Müslüman, yaptığı işlerinde sadece Allah rızasını gözetir”

Müminin ömür sermayesini en güzel şekilde değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Karadağlı, son olarak şunları söyledi:

“Bir Müslümana sorulan en tuhaf sorularından biri de bana göre ‘boş zamanlarınızda neler yapıyorsun?’ sorusudur. Bugünlerde bu soru en çok ihtiyarlara soruluyor. 'Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel!' cevabı aklıma geliyor. İşte bu süreçte İhtiyarlar Risalesi gibi İslam mütefekkirlerince kaleme alınmış eserler okunabilir. Müslüman, yaptığı işlerinde sadece Allah rızasını gözetir. Dolayısıyla mümin, ömür sermayesinin değerini bilen ve zamanını iyi değerlendirendir. Mümin, elindeki işi bitince, yeni bir iş veya ibadetin başlama zamanı geldiğini bilir.”(İLKHA)

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık