Şeyh Said ve 46 Arkadaşının İdamının 100. Yılında Şanlıurfa'da Adalet Çağrısı

Spot: Şeyh Said Efendi ve 46 arkadaşının Diyarbakır Dağkapı Meydanı'ndaki idamlarının 100. yıl dönümünde, Şanlıurfa'da çeşitli sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve bağımsız şahsiyetlerden oluşan bir grup, Türkçe ve Kürtçe basın açıklamalarıyla anma etkinliği düzenledi. Açıklamalarda, Kürtlere verilen sözlerin tutulmaması, kimlik inkarı ve mezar yerlerinin gizli tutulması kınanarak, adalet ve özür çağrısı yapıldı.

Şeyh Said ve 46 Arkadaşının İdamının 100. Yılında Şanlıurfa'da Adalet Çağrısı
29 Haziran 2025 - 13:41

29 Haziran 1925 tarihinde Diyarbakır Dağkapı Meydanı'nda idam edilen Şeyh Said Efendi ve 46 arkadaşı, ölümlerinin 100. yıl dönümünde Şanlıurfa Topçu Meydanı'nda anlamlı bir etkinlikle anıldı. İçlerinde dernek, vakıf, cemaat, siyasi parti temsilcileri ve bağımsız şahsiyetlerin bulunduğu bir grup tarafından düzenlenen anmada, Türkçe ve Kürtçe basın açıklamaları okundu.

Türkçe basın açıklamasını İnsan Hakları Aktivisti Avukat Şeyhmus Ülek okurken, Kürtçe basın açıklamasını ise Baro İnsan Hakları Merkezi Üyesi Av. Nurullah Küçükoğlu gerçekleştirdi. Açıklamalarda, Şeyh Said Efendi ve arkadaşlarının 100 yıl önceki idamlarına ve bu idamların ardındaki tarihi ve siyasi süreçlere dikkat çekildi.




Metinlerde, Osmanlı Devleti'nin yıkılış sürecinde Kürt milletinin, diğer milletlerin aksine bağımsızlıklarını kazanamadığı ve Türklerle birlikte savaşarak büyük kayıplar verdiği hatırlatıldı. Osmanlı sonrası dönemde Mustafa Kemal'in Kürt alim, şeyh ve ağalarına yazdığı mektuplarla din kardeşliği vurgusu yaptığı, ancak öte yandan Ermeni tehlikesi üzerinden Kürtleri İngilizlerle savaşa teşvik ettiği belirtildi. Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin Ermenilerle Gümrü Anlaşması'nı imzalaması ve İngilizlerle anlaşarak İstanbul'u tek kurşun atmadan terk etmelerini sağlaması da bu sürecin bir parçası olarak ifade edildi.



Mustafa Kemal'in 1923 yılında İzmit'te gazetecilerle yaptığı mülakatta Kürt milletinin kendi bölgesinde özerk yönetim kurabileceğini açıklamasına ve Lozan görüşmeleri sırasında İsmet İnönü'nün "Devlet, hükümet nezdinde eşit haklara sahip ve ulusal haklardan yararlanan iki halka, Kürtlere ve Türklere aittir" ifadesini kullanmasına rağmen, Cumhuriyetin kuruluş sürecinde Kürtlere verilen özerklik sözlerinin yerine getirilmediği vurgulandı. Lozan Anlaşması'nda Kürt milletinin adının dahi geçmemesi ve Kürtlerin hem azınlık hem de asli unsur hukukundan mahrum bırakılarak "büyük bir ihanete uğradığı" belirtildi.

1924 yılında yürürlüğe giren Anayasa'nın 88. maddesiyle "Türkiye ahalisi din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibarıyla Türk sayılır" denilerek Kürt kimliğinin inkarının resmen başladığı, bu inkarın 1925'teki Şark Islahat Planı ile Kürtçe konuşma yasağına kadar derinleştiği ve günümüzde de Anayasa'da yer verilmemek suretiyle devam ettiği dile getirildi.



Devletin halifeliği kaldırarak ve medreseleri kapatarak kurduğu rejimin Kürtleri hem milli hem de dini boyutuyla aldattığı iddia edildi. Şeyh Said Efendi'nin bu duruma, verilen sözlerin tutulmamasına, Kürt milletinin milli haklarının inkar edilmesine ve İslam Hukuku'nun yürürlükten kaldırılmasına itiraz çerçevesinde bölgede istişarelerde bulunduğu belirtildi. Piran'da yaşanan silahlı çatışmanın Kemalist rejimin provokasyonu sonucu başladığı ve kısa sürede kitlesel bir başkaldırıya dönüştüğü ifade edildi. Ankara Hükümeti'nin İngiliz ve Fransız desteğiyle hareketi bastırdığı, Şeyh Said Efendi ve arkadaşlarının Diyarbakır Şark İstiklal Mahkemesi'nde yargılanarak idama mahkum edildiği açıklandı. İdam kararlarının diğer istiklal mahkemelerinden farklı olarak temyiz ve meclis onayı alınmadan, 28 Haziran'ı 29 Haziran'a bağlayan gece sabaha karşı infaz edildiği vurgulandı.

İnfaz sonrası naaşların ailelere teslim edilmeksizin toplu bir şekilde Dağkapı Meydanı'na yakın bir yere defnedildiği ve mezarlarının gizli tutulduğu, böylece Şeyh Said Efendi ve arkadaşlarının hafızalardan silinmek, Kürt Milletinden tecrit edilmek istendiği dile getirildi. Ancak 100 yıldır Şeyh Said Efendi ve arkadaşlarının Kürtlerin milli ve dini değerleri olarak Kürt milletinin hafızasında saygın yerini koruduğu ifade edildi.

Açıklamada, şehitlerin mezar yerlerinin hala gizli tutulmasının hukuki değil siyasi bir mesele olduğu, zira idamların 13. yılında, 29 Haziran 1938 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan kanunla İstiklal Mahkemelerinin verdiği tüm kararların sonuçlarıyla beraber ortadan kaldırıldığına dikkat çekildi. Şeyh Said Efendi'nin Kürtlerin hak ve özgürlük mücadelesinin sembolü ve direniş misyonunun taşıyıcısı ve hafızası olduğu belirtilerek, "Şehitlerimiz onurumuzdur" denildi.

Basın açıklamasında, adalet ve toplumsal barış adına, Şeyh Said Efendi ile arkadaşları, Bediüzzaman Said-i Kurdi ve Pir Seyid Rıza başta olmak üzere mezar yerleri gizli olan tüm şahsiyetlerin mezar yerlerinin ortaya çıkarılması ve Kürt milletinden resmen özür dilenmesi çağrısında bulunuldu.


GAPGündemi
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum