Siverek'te eski sinemalar: Loca, gölgelik ve mavi çarşaflı seyirciler
Bir zamanlar Siverek’te sinemalar, yaz akşamlarının kalbinde; gölgeliklerin, mavi çarşafların ve kahkahaların gölgesinde yaşardı.
Editör: Siverek Gençlik
26 Ekim 2025 - 14:51
Şimdiki Sedat Konaklı'nın kahvesinin yerinde Ahmet Koyuncu Emmo'nun işlettiği Ordu Sineması ve karşısında, eski Zabıta yeri olan mevkide rahmetli Eyyüp Küçükbayrak'ın (Küçükömer) Halk Sineması, karşı karşıya faaliyet gösterirdi. Ali Utkun'un işlettiği Şeref Sineması da o dönemin önemli mekânlarındandı.
Durumu iyi olan Siverekliler, filmler değiştiğinde gelip yerlerini garantiledikleri mevsimlik localar kiralarlardı. Akşam namazından sonra at arabaları üzerinde, büyük şehirlerdeki otobüs terminallerini aratmayan çığırtkanlar, afişlerini monte ettikleri reklam panolarıyla filmlerin duyurusunu yapardı. Kanlıkuyu meydanının yarısı, locası olan veya bayanlara ayrılmış özel bölümde yerini alan mavi çarşaflı sinema müşterileriyle dolardı.
Sinemalar her gece peş peşe 2 filmle tıklım tıklım dolar, seyirciler film boyunca gösterdikleri terbiye ile adeta ahlak dersi verirdi. Yaşlı erkekler yanlarında getirdikleri minderlere oturur, ceplerinden çıkardıkları (fora ettikleri) gözlükleriyle filmi izler, filmin nasıl biteceğine dair fısıltıyla yorumlar yaparlardı. Bu iki sinema, aynı zamanda külahlı çekirdek, gazoz, su ve ayran satan mağdur insanların da nafakasını kazanmasına yardımcı olurdu.
Ordu Sineması'nın sahibi Ahmet Koyuncu, pozitif ve idareci bir kişilikti. Ancak film sırasında elektrik kesildiğinde bağırtılar yükselir, o da kendine has yöntemleriyle seyircileri sustururdu. Tahta zeminli bayanlar bölümüne yüksek topuklu ayakkabılarla gelinmesi sonucu tahtaların delinmesi üzerine yaptığı, "(Anam, Bacım! Allah için yüksek topuklu ayakkabılarla sinemaya gelmeyin. Topuklarınız tahtayı deliyor ve tahtalar kırılıyor!)" anonsu salonda gülme tufanı koparırdı. Film sesi kesildiğinde "Ses, ses, ses!" diye bağıran seyircileri ise, "(Siz Ne Biçim Insansınız! Evinizde anneniz, babanız veya kardeşleriniz gizli konuşmuyorlar mı? Filmlerde de gizli konuşuyorlar! Ne kadar dünya görmemişsiniz!)" diyerek ikna ederdi.
Bir keresinde Ordu Sineması'nda ikinci film olarak gösterilen acıklı bir filmde başrol oyuncusu Turan Seyfioğlu'nun öldürülmesi üzerine, ağlamaktan çift mendil kullanan bir hemşehrimiz, Ahmet Koyuncu'ya çıkışmış: "(Ahmet, Ahmet! Böyle acıklı ve beni ağlatan filmi neden ikinci film olarak oynatıyorsun? Şimdi ben nasıl eve gideceğim? Anam beni bu halimle görse saçını başını yolar!)" demiş, Ahmet Abi'nin "(Ananın gece yarısı ayakta ne işi var? Uzanıp yatsın! Yani onun için filmin sırasınımı değiştireceğim?)" cevabı kahkahalara neden olmuştu.
Yaz sezonunda Kanlıkuyu'da faaliyet gösteren sinemalar, kışın Ordu Sineması Şeytan Külçesi'nin yukarısına, Halk Sineması ise eski adliye yolundaki yere taşınırdı. Sonradan Yeni Belediyenin yerinde ve Özeyranlı Petrolü'nün orada da yazlık sinemalar açılmıştı. Bu güzel günler, Siverek'in espiritüel (esprili) kültürünün bir parçasıydı.
Yaşanan tatlı anılardan biri de 75 yaşındaki bir hanımefendinin anlattığı, köyden gelen ve hiç film izlememiş 5-6 yaşındaki misafir kızı biletsiz içeri sokmak için mavi çarşafın içine saklayarak sinemaya almalarıydı. Kızın, filmi izlemek yerine korkudan sandalyenin altında saklanarak filmin bitimini beklemesi, o güzel günlerden kalan tatlı bir anı olmuştu.
Yaz sezonunda Kanlıkuyu'da faaliyet gösteren sinemalar, kışın Ordu Sineması Şeytan Külçesi'nin yukarısına, Halk Sineması ise Hasan Oral'ın eski adliye yolundaki yere taşınırdı. Sonradan Yeni Belediyenin yerinde ve Özeyranlı Petrolü'nün orada da yazlık sinemalar açılmıştı. O dönemde çok seyrek olarak bazen münferit olayların olmaması mümkün değildi, ancak genel huzur korunuyordu. Siverek'in espiritüel (esprili) bir ilçe olma özelliği, bu kültürü yaşatıyordu.
Ancak Siverek'i İl Yapma Kalkındırma Derneği Onursal Başkanı Koçali Aymaz'ın da belirttiği gibi, 1970'lerle birlikte gençleri mevcut değerlerinden koparma girişimleri sonucu, sinemalar yozlaştı. 1975'lerde başlayan seks film furyası ile birlikte, sinemalar uygun olmayan filmlerin izlendiği makamlara dönüştü ve aileler salonlardan uzaklaştı. 1979 yılından itibaren hiçbir vatandaşın gitmediği sinema salonları, maalesef 1980 yılından sonra tamamen kapandı.
Not: Bilgiler için Mühittin Pastacı'ya teşekkür ederiz.
www.siverekgenclik.com







FACEBOOK YORUMLAR