Temel Haklar ve Özgürlükler Platformu aşı ve PCR zorunluluğu ile ilgili açıklama

Temel Haklar ve Özgürlükler Platformu Başkanı Av. Kasım Karadaş, aşı ve PCR zorunluluğu ile ilgili açıklama yaptı.

Temel Haklar ve Özgürlükler Platformu aşı ve PCR zorunluluğu ile ilgili açıklama
16 Ekim 2021 - 19:16
Karadaş tarafından yapılan basın açıklamasının tam metni

Bilindiği üzere 2020 yılının ilk aylarından bu yana tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'mizde de 'Pandemi' adı altında akıl almaz bir süreç yürütülmektedir. Çıkış noktası belirsiz, varlığı tarif edilemeyen, semptomları değişken, bazen 2 metreden bazen 20 metreden çiçeklere böceklere hatta meyvelere bulaşabilen, havada asılı durabildiği bile söylenen bir virüs nedeniyle binlerce yıllık inanç değerlerimiz ile milli ve manevi hassasiyetlerimiz yani normallerimiz 'eski' olarak kabul edilmiş ve dışlanmış; insan fıtratına aykırı ve tutarsız anormallikler ise bizlere 'yeni normal' adıyla takdim edilmiş ve zorbalıkla dayatılmıştır.

Platform olarak sürecin başından beri kamu sağlığı bahanesiyle alınan aşırı tedbirlerin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, genelgelerle alınan kararların temel hak ve özgürlüklerimizi kısıtladığını, bu kısıtlamanın sadece kanunla yapılabileceğini; dolayısıyla genelgelerle temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan kararların hukuken yok hükmünde olduğunu her fırsatta dile getirdik. Gerçekten de maske takma zorunluluğu ile kişi dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığın korunması hakkı ihlal edilmiştir. Sokağa çıkma yasağı, zorunlu karantina kararları ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ihlal edilmiştir. Şehirlerarası gidiş gelişlerin yasaklanması ile yerleşme ve seyahat özgürlüğü kısıtlanmıştır. Camilerde namaz kılmanın yasaklanması ile ibadet özgürlüğü kısıtlanmıştır. Okulların tatil edilmesi veya okula girişlerde gerek öğretmenlere gerekse de öğrencilere yönelik PCR/aşı zorunluluğu uygulaması ile eğitim ve öğrenim hakkı ihlal edilmiş; işyerlerinin kapatılması ile çalışma özgürlüğü kısıtlanmıştır.

Soruyoruz; Kaynağı, özellikleri ve semptomları tam olarak belirlenmemiş bir virüsün, hata payı yüzde 50’nin üzerinde olan PCR testleri ile tespit edilmesi ve sonrasında faz aşamaları tamamlanmamış, koruyup korumadığı şüpheli olan, yan etkileri bilinmeyen bir sıvının aşı adıyla milletimize dayatılması bilimsel bir yöntem midir? Aşı sonrası yaşanan yan etkiler neden sır gibi saklanmaktadır? Hiçbir şey yokmuş gibi davranmakla ne yapmaya çalışıyorsunuz? Sağlık Bakanlığı istatistiklerinde hiç aşı olmayan yoğun bakım hastaları sayısı neden tek başına verilmemektedir? Sağlık Bakanlığının 'aşısını tamamlamayanlar'  ifadesi ne anlama gelmektedir? Hangi sıvıdan kaç doz aşı olanlar tam aşılı olarak kabul edilmektedir? Bu konuda yetkililerden tutarlı ve aklımızla alay etmeyen açıklamalar bekliyoruz.

Tarihe not düşmek adına açıkça ifade etmemiz gereken bir konu daha var. Türkiye’de aşılanan insanların büyük bir çoğunluğu Sağlık Bakanlığına veya diğer yetkililere inanıp güvendiği için değil, mecbur bırakıldığı için aşı olmuşlardır. İnsanlarımız ekmeğiyle, işleriyle, kamu hizmetleriyle, eğitim öğretim haklarıyla adeta tehdit edilmiştir. Gerçek bir ölümcül salgının bu türden dayatmalara ve zorbalıklara ihtiyacı var mıdır? Gerçek bir ölümcül salgının milyon dolarlık reklam kampanyalarına ihtiyacı var mıdır?

Aşı olmayan, maske takmadan hayatına devam eden insanlara yani bizlere karşı neden bu kadar tahammülsüz olduğunuzu anlamak hiç de zor değildir. Aşısız, maskesiz ve mesafesiz olarak hayatımıza devam ediyor oluşumuz, bir araya gelişlerimiz, tokalaşmamız kucaklaşmamız, mitinglerimiz, toplantılarımız, korku ve zorbalık üzerine kurduğunuz bütün tezlerinizi çürütmekte, bilim adıyla çevirdiğiniz filmleri ortaya dökmektedir. Bizlere olan tahammülsüzlüğünüz ve git gide artan saldırganlığınız bu yüzden, zorbalığınız bu yüzdendir.

Son olarak şu noktayı tekrar etmekte fayda vardır. Genelgelere dayanarak milletimize aşı veya PCR testi dayatanlar, velilerin izni olmadan 18 yaşından küçük öğrencilere PCR testi yapanlar, bebekleri sözde yanlışlıkla aşılayanlar, öğretmenlerimizi veya üniversite öğrencilerini derse almayan idareciler Anayasanın 137’nci maddesi gereği açıkça suç işlemektedir. 2709 sayılı Anayasamızın 137. maddesi 'hukuka aykırı ve konusu suç teşkil eden emirlerin' hiçbir surette yerine getirilemeyeceğini, uygulandığı takdirde emri yerine getiren kişilerin sorumlu tutulacağını ve hiçbir gerekçe ile bu sorumluluktan kurtulamayacağını hüküm altına almıştır.

Dolayısıyla açık ve net bir şekilde uyarıyoruz. Genelgeleri bahane ederek temel hak ve özgürlüklerimizi ihlal eden işverenler, idareciler, rektörler, müdürler, kaymakamlar, valiler, savcılar, hâkimler; hepiniz alenen suç işliyorsunuz ve en kısa zamanda yargılanacaksınız!

 
Bu haber 724 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Yapıcıoğlu'na Şanlıurfalı muhtarlardan yoğun ilgi
Yapıcıoğlu'na Şanlıurfalı muhtarlardan yoğun ilgi
Siverek'te cinayet zanlısı 3,5 yıl sonra yakalandı
Siverek'te cinayet zanlısı 3,5 yıl sonra yakalandı