Nurettin GENÇDAL

SAVAŞIN ÇOCUKLARI


Nurettin GENÇDAL
30 Eylül 2014 Salı 15:39

Merhabalar Sevgili Okuyucularım.

Daha önceki yazılarımın devamı niteliğindeki yazıma başlamadan önce, sizleri ALLAH(C.C)’ın selamıyla selamlıyorum. Geleceğimizin en büyük emaresi ve Rabbimizin biricik emaneti olan çocuklarımızın, daha önceki yazılarımda, değişik alanlarda(Fiziksel, Bilişsel) gelişimsel olarak yorumlarda bulunduk. Yaşanan son süreçte ele almam gereken önemli bir konu olduğu algısı zihnimde oluştu. En büyük savaş mağduru olan çocuklarımız konusunu ele almak istedim.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (BMMYK) verilerine göre, dünyada, başka bir ülkede güvenlik arayan ve kendi ülkelerinde yerinden edilmiş yaklaşık 50 milyon mülteci bulunuyor. Yerinden edilmiş bu nüfusun yarısı çocuklardan oluşuyor. Yıllar önce yayınlanan bir BM raporunda, savaşla yüz yüze gelen çocukların dünyasının tanımı "içinde hiçbir şeyin muhafaza edilmediği, kutsal sayılmadığı ve korunmadığı, en temel insan haklarından mahrum, perişan bir manevi boşluk" olarak yapılıyordu. Yakın geçmişte yayınlanan bir raporda, pek az şeyin değiştiğine değinilerek, "modern savaşların geçmişe nazaran daha katı ve sistematik istismar olaylarına, insanların sakat kalmasına ve hatta ölümlerine yol açtığı" ortaya konuluyor. Raporlarda da görüldüğü üzere iki milletin savaşında en büyük mağdur çocuklarımız oluyor.

Yapılan araştırmalarda savaş altında yaşama devam eden çocukların psikolojik durumları yaptıkları resimlere, söyledikleri şarkılara, kullandıkları beden diline de yansımaktadır.

Yukarıda çizilen resimde çocuğun iç dünyasında yaşananlar hepimizi düşünmeye sevk etmelidir.



Savaşın en büyük mağduru olan çocukların annelerine sürekli olarak :’’Anneciğim Babam nerede? Ne zaman gelecek’’ sorularını sorduklarına şahit olmaktayız. Ülkemiz büyük ve güçlü bir devlettir. Ülkemizde savaştan kaçan ve ülkemize sığınan çocuklar bulunmakta, onlara yönelik sağlık ve eğitim politikaları uygulanmaktadır. Bu uygulamalara biz eğitimciler olarak destek olmamız gerekmektedir. Empati kurmamız ve yarın bizim de başımıza gelebilir kaygısını taşımamız gerekmektedir. Savaşın yara açtığı bir psikolojiye sahip bir çocuğun iç-dış dünyasında sürekli bombalar ve silahlar bulunmaktadır. Şiddetle tohumlanan ve büyüyen bir çocuğun psikolojisi, gelecekte şiddetle devam eden bir hayata gebe olmaktadır. Bu yüzden çocuklarımızı, az da olsa TV’lerdeki şiddet içerikli görüntülerden uzak tutmamız gerekmekte ve ebeveyn olarak dikkatli olmamız gerekmektedir. Son olarak Savaş bir yıkımdır ve kazanan tarafı olmayan bir olgudur.

Savaşın içinde yeşeren bir tohum büyüdüğünde silahların meyve vereceği bir ağaca dönüşecektir.Saygılarımla..


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık