Anayasanın 2. maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” hükmü düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçman, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini
bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu madde de nitelikleri belirtilen sosyal hukuk devleti, insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatını geliştiren ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat
sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir. Belirtilen hukuk devleti ilkesiyle, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeninin kurulması amaçlanmaktadır.( Anayasa Mahkemesi Esas Sayısı : 2015/67 Karar Sayısı : 2016/21)
Hal böyleyken ülkemizin zor süreçlerini hep birlikte aşmaya çalışan ve müreffeh bir ülke olma yolunda çabalayan seksen altı milyon vatandaşın her bireyinin hukuk devletine sahip çıkıp sorumluluklarini yerine getirmesi zorunluluktur.
Milletimizin vermiş olduğu vergilerle maaşları ödenen,hayatını idame eden devlet memurları memlekettimizin güzide ve saygın bireyleridir. Bu saygınlığı yitirmemek üzere görevlerini yerine getirmektedirler. Buradan her birine şükranlarımı sunuyorum. Nitekim Cumhurbaşkanımiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın "Biz bu millete efendi değil, hizmetkar olmaya geldik." sözü gönüllerde yerini almıştır. Şükranlarımı sunuyorum. Ülkemizde bürokratların görev tanımlamalari bellidir ve hukuk devleti temelinde sorumlulukları nettir. Demokratik hukuk devletinden geri dönüş yoktur.
2 Temmuz Perşembe saat 21.00 sıralarında Şanlıurfa İli Siverek ilçesi Yenişehir mahallesinde İlçe Emniyet müdürlüğü Yunus Polisleri ekibinin yaptığı ve usulsüz olduğu, hukuk kurallarına uyulmadığı iddia edilen araç ve kişilerin aranması uygulamasi herkesin dikkatini Anayasanın 2.Maddesine çekmiştir.
Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 23. Maddesine göre: “Herkes yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir." Esas olan kişilerin ve araçların serbestce seyahat edebilmesi, istisnai olarak yapılması gerekli görülen durdurma ve arama islemlerinin de kanunlarla sınırları net bir şekilde çizildiği kurallar çerçevesinde yapılmasıdır.Bu kurallara aykırı şekilde veya keyfi olarak yapılacak durdurma ve arama islemlerinin, kişilerin hürriyet inden yoksun kılma şeklinde vatandaşlarca yorumlanabileceginden polis teşkilatımızın azami ölçüde titizlik göstermesi milletimizin gönlünde zaten değerli olan polis teşkilatımiza daha da değer katacaktır.
Kişinin özel hayatının gizliliği ve korunması hakkına sınırlama getiren arama ikiye ayrılır; birincisi, “önleme araması” adı ile bilinen suçun işlenmeden önüne geçilmesi ve güvenlik amaçlı yapılan idari kolluk aramasıdır. İkincisi ise, işlendiği iddia olunan bir suçtan dolayı şüpheli veya sanığın kim olduğunun anlaşılması, yerinin tespiti ve yakalanması veya suça ilişkin delil toplanması amacıyla yapılan aramadır ki, buna da “suç için arama” veya “adli kolluk araması” denir.
Önleme araması ile adli arama arasında ince bir çizgi vardır, birisini diğerine karıştırmamak gerekir. Önleme araması güvenlik amacını taşır ve suçun işlenmeden önüne geçilmesine hizmet eder. Adli aramada ise; işlendiği iddia edilen bir suç veya suça teşebbüs vardır, failin veya failleri ile suçun delillerinin elde edilmesi maksadıyla özel hayatın gizliliği ve korunması hakkına sınırlama getirilir. Bu kapsamda; kişinin üstü, yanında taşıdığı çanta, arabası, evi, işyeri özel hayatın gizliliği ve korunması hakkı kapsamına giren yerlerden olup, usulüne uygun idari veya adli arama kararı olmadıkça ve aramanın şartları gerçekleşmedikçe kimsenin özeline dokunulamaz. Özel hayatın gizliliği hakkı ihlal edildiğinde, hem hukuka aykırı ve konusu suç teşkil eden arama ve hem de bunun sonucunda elde edilen delillerin hukuka aykırılığı gündeme gelir.
Bireyin özel hayatının gizliliği ve korunmasının ihlali anlamına gelen önleme ve adli arama tedbirinin hukuki dayanağı, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) m.8/2 ve Anayasa m.20/2 ve m.21’dir. ( Prof.Dr. Ersan ŞEN)
Kişinin ,konutunun, arabasının aranması toplumsal güvenlik açısından güvenilir bir yaşam olması için kolluk kuvvetlerinin görevi olmakla birlikte görevini sorumluluk bilinci ve hukuk devleti temelinde yürüten bütün güvenlik güçlerine sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Siverek te vuku bulan olayla ilgili ivedilikle kaygıların giderilmesi için kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekmektedir. Göreve geldiği günden beri Şanlıurfa nin gönlünde taht kuran Şanlıurfanin sokaklarında korumasız gezen Sayın valimiz Sayın Hasan ŞILDAK in bu konuda kaygıları gidereceğine eminim.
Hak, hukuk adalet herkese lazımdır. Herkes hukuk kurallarına uymak zorundadır. Siverek'te başta Kent Konseyi olmak üzere bütün STK lar hukuk dolu Türkiye Yüzyılini inşa etmek üzere üzerine düşeni yapmalıdır.Herkesi hukuk devletine sarılmaya davet ediyorum.
Selam, dua ve saygılarımla.


FACEBOOK YORUMLAR