Mustafa Remzi Taşçı

Mustafa Remzi Taşçı

[email protected]

Venezuela'ya Yapay Zekâ, Türkiye ve Filistin Penceresinden Bir Bakış

18 Ocak 2026 - 12:47

ABD ve ABD’yi yöneten Siyonist yapı, attığı her adımda “bir taşla iki kuş” değil, bir taşla kuş sürüsü vurmayı hedeflemektedir. Bu, artık herkesin bildiği bir gerçektir. Bugün ABD’nin resmi borcu yaklaşık 40 trilyon dolar seviyesindedir. Dünyada bugüne kadar çıkarılmış tüm fiziki altının toplam değeri ise yaklaşık 29–30 trilyon dolar olarak hesaplanmaktadır. Bu, borcun büyüklüğünü daha net ortaya koymaktadır.

ABD, bu devasa borcu çevirebilmek için savaşı bir araç olarak görmektedir. Ancak mesele yalnızca borç değildir; bunun arkasında çok daha fazla neden bulunmaktadır. Kolombiya, Meksika, Grönland gibi bölgeler, çeşitli bahanelerle hedef hâline getirilmiştir. Çünkü dünya teknolojisi hızla yapay zekâ eksenine kaymaktadır ve yapay zekânın temel hammaddesi olan değerli madenlere sahip olmayan bir ülkenin bu yarışta geri kalması kaçınılmazdır. ABD’nin asıl amacı bu kaynaklara el koymaktır. Siyonizm’im milattan önce yazdığı sözde vaat edilmiş topraklar konusu güncelliğini korumakla birlikte en büyük gerekçe olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Jeffrey Epstein davası, küresel sistemin başka bir yüzünü gözler önüne sermiştir. Reşit olmayan kız çocuklarının, üst düzey bürokratlara, siyasilere ve nüfuzlu kişilere sunulduğu; bu süreçte bazı Mossad bağlantılarının şantaj ve kontrol mekanizması kurduğu iddiaları gündeme gelmiştir. Epstein’ın 2019 yılında New York’taki bir hapishanede ölü bulunması ve olayın “intihar” olarak kayda geçmesi, bu dosyanın üzerinin örtüldüğü şüphelerini artırmıştır. 
Benzer şekilde, ülkemizdeki bazı uyuşturucu ve seks partileri de bu tür bir skandala dönüşebilirdi. Her nüfuzlu kesimden kamera kayıtlarıyla her istenilen yapılacaktı. Buradan çıkarılacak ders şudur: Devlet günahın değil, suçun peşine düşer; suçlar ise çoğunlukla nüfuz ve çıkar ilişkileri üzerinden kontrol edilir.

Siyonizm, Filistin’de işlediği zulmü unutturmanın yollarından biri olarak dikkatleri farklı krizlere çekmektedir. Venezuela meselesi de bu çerçevede azda olsa ele almak yanlış olmaz. Epstein gibi skandallar üzerinden siyasilere baskı uygulanarak istenen sonuçlar elde edilmektedir. Televizyonlarda anlatılan demokrasi veya petrol söylemleri gerçeğin tamamını yansıtmamaktadır. Asıl mesele, ABD açısından sürekli ve doğrudan nakit akışıdır.

Dünyadaki en ucuz ama en hızlı nakde çevrilebilen meta ise uyuşturucudur. Uyuşturucu uzun yıllar Afganistan üzerinden bu sistemi beslemiştir. Ancak Afganistan’daki üretimin kesintiye uğramasıyla bu sıcak para kaynağı daralmıştır. Bu noktada Venezuela, yeni merkez hâline gelmiştir. Kokain, eroine kıyasla daha pahalıdır ve daha hızlı nakde dönüşmektedir. Petrol uzun vadeli bir yatırımdır; uyuşturucu ise her gün akan sıcak paradır.

Trump’ın “petrol için geliyoruz” söyleminin arkasında da esasen uyuşturucu trafiği bulunmaktadır. “Dev şirketlerle geleceğiz” ifadesi, korumalı limanlar ve denetimsiz askerî alanlar kurma niyetini göstermektedir. ABD’nin borcunu ödemek için savaş çıkararak başka ülkelerin kaynaklarına el koyması, tarihsel bir yöntem olarak öne çıkmaktadır.
Venezuela, kanıtlanmış 303 milyar varil petrol rezerviyle dünyanın en büyük petrol rezervine sahiptir. Petrolün kalitesi tartışmalı olsa da toplam değeri yaklaşık 18,5 trilyon dolardır. Buna demir, boksit, nikel, kobalt, bakır ve krom gibi madenler eklendiğinde Venezuela’nın toplam yer altı zenginliği 21 trilyon doları aşmaktadır. Bu rakam, ABD borcunun neredeyse yarısına denktir.

Maduro’nun Filistin meselesinde zalimin karşısında durması, onu Siyonist yapının radarına sokmuş ve süreci hızlandırmıştır. Ayrıca Maduro üzerinden Türkiye’ye yönelik büyük bir tuzak kurulmak istendiği iddia edilmektedir. Sızan bilgilere göre operasyondan yaklaşık 10 gün önce Maduro’ya gizli bir temas kurulmuş ve İstanbul’a sığınması için güvenli çıkış teklif edilmiştir. Ancak bu teklif insani değil, Türkiye’yi narko-terör suçlularına yataklık eden bir ülke konumuna düşürmeyi, savunma sanayisini zayıflatmayı ve askerî ambargoyu derinleştirmeyi amaçlamaktadır. Maduro’nun teklifi reddetmesiyle plan bozulmuştur.

Maduro’nun eşiyle birlikte derdest edilmesi, tüm dünya liderlerine verilmiş açık bir mesajdır: Hukuk ve adalet rafa kaldırılmış, güç ve orman kanunları devreye sokulmuştur.

Bu şer odağından kurtulmanın tek yolu; millet olarak tek yumruk olmak, komşularla iyi ilişkiler kurmak ve en önemlisi milli savunma sanayisini güçlendirmektir. Savunma bağımsızlığı sağlanmadan gerçek bağımsızlık mümkün değildir. Son yaşanan olaylar, Müslüman ülkelerin ortak bir savunma yapısı kurmasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu göstermektedir. Bunu başkasından satın aldığın silahla yapamazsın ancak ve ancak milli savunmanı milli silahlar üreterek ve donatarak olur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 4 Yorum