Doğuda Devlet Otoritesi Nasıl Sağlanır?


29 Nisan 2010 Perşembe 00:00
Bu şehrin eskiden at arabaları vardı, şehrin her caddesinde serbestçe dolaşan. Yol alırken, rasgele bir acuzenin izin almadan sırtını dönüp üzerine zıpladığı. Yâ da kızgın bir yaz sıcağında ford kamyonun korkunç korna sesiyle ürküp baş alan (ürküp) at arabaları vardı, ansızın bir dükkânın içine dalan, çocukları ezen, sahibini mahçup eden yük taşıyan at arabaları vardı. Hem sürücüleri o kadar nazik ki, çarpmamak için vatandaşa  sakııııııın sakııııııın (sakının çarpmasın) diye bağıran sürücüleri vardı.

   Hayat işte, kim bilir bu şehri kaç insanla doldurup boşalttı, hangi nam ve şöhret sahibinin belini büküp, çocuklarının rüsvası yaptı. Kimisi zulüm ile kimisi adalet ile nam saldı şu gölge kadar kısa olan hayatta...
   Kimini sevindirdi,  kadim binalar diktirdi, hiç ölmeyecekmiş gibi. Kimini de bağını bahçesini köşkünü bırakıp göçe zorladı. Değişmeyen tek şey gök kubbe altında fani ve fenaların varlığı.     Her ümmetin bir eceli vardır. Artık ecelleri geldiği zaman ne bir an geri kalabilir ne de öne geçebilirler (A’raf-30) , der kelam-ı kadim.  Fehimimizce yıkılmayacak hiçbir beşeri düşünce sistemi yoktur. Said Nursi,  “dünya dahi bir nefistir o dahi ölecek” der.
  Sosyologların özel bir kürsü kurup incelemesi gereken Doğu psikososyolojisi tarihten günümüze değişik boyamalarla devam edip gidiyor.
   Doğunun birçok il ve ilçelerini gezme ve görme fırsatını yakalamış biri olarak Devlet ve Doğu kavramı bana hep şu soruyu sordurmuştur:
 “Burada halk tarafından özümsenmiş bir devlet otoritesi nasıl sağlanır? Diye.”
Bursa’nın ve İstanbul’un birçok büyük işyeri sahiplerinin kökenini incelediğimizde, kökeni Doğu’nun eski esnafları çıkıyordu. Bu iş adamları kadim bir zamanda  köyden şehre göç etmiş, Batıyla iş münasebetiyle tanışmış ve kendini tanıttırmış tüm Türkiye’ye.
    Bu kervan  zinciri devam edip gidiyor. Yani küpünü dolduran daha rahat bir şehirde daha medeni insanlarla yaşamayı tercih edip hicret ediyor. Bize düşen, bunların  yaz aylarında ( sözde ) hayran oldukları memleketlerine nostaljik dönüşler yaparken,  eski memleketlerini övüp övüp durmalarını dinlemek kalıyor. Batıya döndüklerinde de misafirperverliklerimizi anlatırlar konu komşuya. Ya da iş arkadaşlarına. Sonuna şunu eklemeyi de ihmal etmezler. “Allahım nasıl dayanıyorlar,  hala yüz yıl önceki gibi bir hayat yaşıyorlar”.
  Amacım bu büyüklerimizi yermek değil,. Belki de  hepimizin reddetmeyeceği bir hayat tarzı bu..
   Şuna inanıyorum ki doğu düzelebilir. Ve düzelecekte. Bunu devlet otoritesi yapmak zorunda. Nasıl otoritesini sarsıp, gücünü yerel güçlere devrettiyse yine o mantıkla başlayacak tadilata. Yani kişileri kimliksiz, sistemsiz, erdemsiz bıraktıysa yine yeni reçetelerle düzeltecek.
    İnsanlarını bol çocuk yapıp” kendini koruma mantığını geliştirmeyi” nasıl yerleştirdiyse. Aynı güvenceyi adaletli devlete dayayarak değiştirmek ve geliştirmek zorundadır. Böylece kişi adaleti, sülalesinin çokluğundan değil, devlet otoritesinden alarak değişecek.
     Eski bir Çerkez atasözü şöyle der: “ Tilki dürüst yürüyüp, biz dostuz havasındaysa, avlanıyor demektir”.  Yıllar önceki toplum psikolojisini yansıtması cihetinde örnek bir ironi.
    Yeni amir atanmış, Süleyman Abim, ömründe çiçek almasını bilmez ama, yarın işim düşer diye en büyük çiçeği yollamış  amirimize. Halamın oğlu geçenlerde silahla adam yaraladı Süleyman Abim devreye girdi olayı yatıştırdı. Kimse kimseden davacı olmadı. Süleyman Abim daire amirlerimizi yemeğe çağırdı. Süleyman Abimin oğlunda bile amirlerimizin cep telefonu numarası var, filan kişinin taziye merasiminde Süleyman Abim, filan amirin kulağına fısıldaştı, amirle birlikte gülüştüler, demek ki çok samimiler…  filan felan gibi abartılı yalanları duyarız hepimiz.
  Sahi devlet kurumunda resmi  makamı olmayan bir eşrafın  yanına 10 adamını alıp yeni atanan amirlerle  bir saat görüşmesi, özel bir yerde özel yemek sözünün verilmesi Batıda da var mıdır? Yeni atanan Mülki Amirleri hemen tava yemeği yemeye  davet etmek İsiviçre’de de var mıdır?    Yandaşlarının çok adam öldürdüğü, ya da ilçenin tüm ihalelerini alan birinin cep telefonunda, il ve ilçe mülki amirlerinin, müdürlerinin  telefon numarası neden bulunsun?
     İbrahim komşusuyla kavga edip pompalı tüfeğiyle komşusunu yaralarsa kanun neden işlemesin, neden arabulucular bunu bir yemekle halletsinler ki.
    Devlet büyükleri neden bir siyasi partinin halasının torunundan borç para alsın ki? Bir amir neden kafa kol ilişkisine girip çocuklarını ACE nin meşhur Ayşe teyzesinin akrabası yapsın ki!
  Anlayacağımız kanunun işlemesini,  kanunu savunması gerekenler engelliyor.
  Bu arada neden hiç tanımadığım biri at arabasıyla bana çarparsa  nezaket gösterip SAKIIIIIIIIIIIIIIIIIN  demeyi bir centilmenlik bilmesin ki....
  

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık