İnsanı yaratan Yüce Allah, onun tüm özelliklerine ve zaaflarına vakıf olduğundan, insanın dünyada huzur ve mutluluk içinde yaşayabilmesi için rehber olarak peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Tarih şahittir ki; insanlık ne zaman Allah’ın emirlerine itaat ettiyse, yeryüzüne huzur, mutluluk ve adalet hakim olmuştur. Ancak ne zaman ki ilahi mesajdan uzaklaşılmış ve Rab unutulmuşsa, insanoğlunun başına gelmedik felaket kalmamıştır.
Bugün maalesef tam da bu noktaya gelmiş bulunmaktayız. İnsanlar; kendi keyfiyetlerine, nefsani arzularına ve geçici heveslerine göre hareket ederek dünyayı yaşanmaz bir hale getirdiler. Günümüzde kapitalist ve faşizan sistemlerin birleşimiyle ortaya çıkan bu yapı, eşi benzeri görülmemiş bir canavara dönüştü. Bu "modern canavar", bugün insanların evlerini başlarına yıkıyor; çocuk, kadın, yaşlı demeden masumları katlediyor.
Mabedler bombalanıyor, hastaneler -insanların son yaşam umuduyla sığındığı o şifa merkezleri- yerle bir ediliyor. Hatta en temel hak olan gıda ve su kaynakları bile acımasızca yok ediliyor.
Tarih boyunca hiçbir vahşi, kendi türüne bu denli sistemli bir kötülük yapmamıştır. Nitekim Allah, Kur’an-ı Kerim’de ilahi emirleri inkar eden ve fıtratına ihanet edenler için, "Onlar hayvandan da aşağıdır" buyurmaktadır. Bugün vicdanın ve insanlığın zerresinin kalmadığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Uluslararası hukuku hiçe sayan, tamamen kendi çıkarlarına göre hareket eden güçler, bugün tüm insanlığın başına bela olmuştur. Dünyanın en ücra köşesi bile bu küresel adaletsizlikten ve çatışmalardan payına düşen acıyı almaktadır.
Sormak gerekir: İnsanların hak ve hukukuna tecavüz etmek, masumlara zarar vermek hangi adalete, hangi kitaba sığar? Dün Hz. Musa’ya karşı duran firavun zihniyeti, bugün modern bir "firavun sülalesi" olarak yeniden karşımızdadır. Şüphe yok ki; dün o zalimleri nasıl durdurduysa, Allah bugün de durduracaktır. Ancak asıl mesele, insanların hala nefislerine hoş gelen şeyleri fısıldayan şeytanın çağrısına kapılmalarıdır. Çoğunluk, sonunun nereye varacağını düşünmeden hem dünyasını hem de ahiretini berbat edecek bir akıntıya kapılmış gidiyor.
Dostlar; bizi Kur’an’dan ve Peygamber’in yolundan ayırmak isteyenlerin asıl niyetini bugün daha net görüyoruz. Yüzlerce yıldır süregelen bu çabaların tek bir amacı vardı: Bizi İslam’dan uzaklaştırarak köleleştirmek. Bugün "insan hakları" maskesi altında bebekleri katledenlerin, hastaneleri bombalayanların insanlıktan bahsetmeye hakkı olabilir mi? Toplumları önce zihnen kısırlaştıranlar, şimdi de bedenen köleleştirme çabasındalar.
Buradan tek kurtuluş yolu; yeniden Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak, O’nun hikmetinden yardım dilemek ve Tevhid bayrağı altında bir diriliş gerçekleştirmektir. Ancak özümüze döndüğümüzde bu karanlık tablo dağılacaktır.
Rabbim sonumuzu hayreylesin.


FACEBOOK YORUMLAR