2002 yılında Antalya’da bir web tasarım firmasında çalışırken tanıştığım bir kişi, bana üniversite yıllarına dair unutamadığı bir hatırasını anlatmıştı. Türk sol geleneğinden geliyordu. Daha önce ateist olduğunu, fakat zamanla namaza başladığını söylüyordu. Bu değişimin arkasında uzun bir sorgulama süreci vardı.
Malatya’da üniversite okurken arkadaşlarıyla birlikte birçok sol eyleme katılmış. Attıkları sloganların istedikleri etkiyi oluşturmadığını, kalabalığı coşturmakta zorlandıklarını anlatmıştı. “Yaşasın halkların kardeşliği” gibi sloganlar anlamlıydı ama meydanda güçlü bir yankı uyandırmıyordu. Buna karşılık üniversitede İslami kesimin yaptığı eylemler çok daha fazla ses getiriyormuş. Özellikle tekbir getirildiğinde hep bir ağızdan yükselen “Allahu Ekber” nidasının oluşturduğu etkiyi hiç unutamadığını söylemişti. “İçimiz titrerdi” demişti. Günlerce düşünmelerine rağmen o söz kadar güçlü bir slogan bulamadıklarını da itiraf etmişti.
Aradan yıllar geçti. Fakat bugün de benzer bir etkiyi farklı bir alanda görmek mümkün. Son dönemde Celal Karatüre isimli genç, arkadaşlarının def eşliğinde söylediği “Kabede hacılar ‘hu’ der Allah” ilahisiyle geniş kitlelere ulaştı. Bu ilahi neredeyse herkesin dilinde. Okullarda, çarşıda, pazarda insanlar bu ezgiyi mırıldanıyor. Sözler sade, melodi akılda kalıcı ama asıl dikkat çeken şey ilahinin içinde tekrar edilen “Allah” ve “Hu” zikri.
Oysa aynı eser yıllar önce Abdurrahman Önül tarafından da seslendirilmişti. Ancak o dönemde bu kadar yaygın bir etki oluşturmamıştı. Demek ki bazen bir eserin yeniden yorumlanışı, bazen de dönemin ruhu, sözlerin tesirini artırabiliyor. Fakat değişmeyen bir gerçek var: Allah isminin insanlar üzerindeki derin etkisi.
Burada dikkat çeken nokta şudur: İster meydanda atılan bir tekbir olsun, ister bir ilahide tekrar edilen kutsal bir isim… Eğer o söz, insanların kalbinde karşılık buluyorsa etkisi katlanarak büyüyor. “Allahu Ekber” nidası nasıl bir kalabalığı aynı anda ayağa kaldırabiliyorsa, bir ilahide geçen “Hu” zikri de insanın iç dünyasında benzer bir titreşim oluşturabiliyor.
Slogan ile ilahi arasındaki fark biçimdedir; özde ise ikisi de kelimelerin ötesinde bir anlam taşır. İnançla söylenen bir söz, sıradan bir cümle olmaktan çıkar; ortak bir ruh hâline dönüşür. Belki de yıllar önce üniversite meydanında hissedilen o titreşim ile bugün gençlerin bir ilahi eşliğinde yaşadığı heyecan aynı kaynaktan beslenmektedir.
Sonuç olarak, kelimelerin gücü onların sesinden değil, taşıdığı anlamdan gelir. Eğer bir söz, kalbe dokunuyorsa; ister tekbir olsun ister ilahi, toplumda karşılık bulur. Çünkü bazı isimler ve bazı nidalar, yalnızca söylenmez; hissedilir.
20.02.2026


FACEBOOK YORUMLAR