Ecz. Ekrem Uğurlu


30 Kasım -0001 Çarşamba 00:00
Ecz.EKREM UĞURLU                                                                                                   
—İnsanoğlu yaşamı boyunca erdemi aramaktan asla vazgeçmez, çok gençken farkında olmayanlar, ileri yaşlarda, yolları mutlaka bu duyguyla kesişir, “erdemli olmak”. Bazı insanlar, çok daha genç yaşlarda bu duyguyu tatmışlar ve kazandırdıklarıyla da insanlığa faydalı işler yapmışlardır. Bilim adamları için çok daha da farklı şeyler söylenebilir, yazın sanatıyla, yazar, çizer, şair ve daha bir yığın farklı dallarla uğraşan insanların erdeme çok daha ihtiyaçları vardır, çünkü farklı bakabilmek, farklı düşünebilmek zorundadırlar, insanlar onlardan bunu bekler.
—Dostovoskiler, Tolstoy’lar daha Yaşar Kemal’ler hep erdemin kendilerine kazandırdıklarıyla hayatı betimlemiş ve sonsuza kalacak eserler üretmişlerdir. İnsanı anlamak, insanı anlatmak çok zordur, her kalem layıkıyla bunun altından kalkamaz, yozlaşmamış ve bütün değerlerin üzerine çıkabilmek başka pencereden bakıp bunu yorumlamak, yaşanılan yere anlam katmak çok önemlidir, bunun yolu hiç şüphesiz ortama ve insanlarına yararlı olmaktan geçer. Bugün Salvador Dali, Picasso ve daha birçok sanatçı İspanya’ya çok önemli değerler katmışlardır, her yıl eserlerinin sergilendiği müzelere, Türkiye’ye gelen turistin beş katından fazla insanın ziyareti söz konusudur.
—General olmak, Başbakan, Doktor, Avukat olmak önemlidir. Marangoz, aşçı, tarlada çiftçi, yolda şoför olmak da önemlidir, bunların üzerine katılan çok daha önemlidir, batının insanı bunu yapıyor, sürekli kendisini meşgul edecek bir şeyler buluyor. Fransa’daki erkeklerin çoğu görsel sanatların bir kolu ile mutlaka meşgul olur, onlar bu şekilde yetiştirilmişlerdir. Yoksulluk tüm zamanların en büyük sorunu olmasına karşın, insanın kendi kendini yetiştirmesi için bir engel değildir. Bu gün Siverek Gençlik sitesindeki yazıları yazan arkadaşları canı gönülden kutluyorum. Hayatın yanına ilave ettikleri bu hobiyi takdir ve saygı ile karşılıyorum. Düşünceyi, sevgiyi, birikimleri paylaşmak, bunları insanların yararlanacağı ortamlara sunmaktan daha önemli ne olabilir? Temelinde erdem’i yakalamak, erdemi sunmak olsa da ayrıca insanın kendini mutlu etmesinin de bir yolu değil midir?                                                                                                                                                                                      –Necat Eczacıbaşı, ilk eczacılardan, parasını, şanını, şöhretini hiç önemsem, ama mesleği olan eczacılığının yanına koyduğu fotoğraf sanatçılığını her zaman önemsemişimdir, onu önemli kılan paranın yanına koyduğu fotoğrafçılık sanatıyla erdemi ne kadar aradığını anlayabiliyorum.
—Çok çok yıllar önce Siverek’te doğan, sonrasında zor koşullarda Eczacı olan bir büyüğümüz vardı, adı, Ekrem Uğurlu. Çocukken onun eczanesinin önünden geçerken farklılığını anlardım. İnsanlar duydukları güven ve saygıdan bazen doktora bile gitmeye gerek duymazlardı, işte bu saygın insan Necat Eczacıbaşı ile ilk eczacılık okulundan mezun olan çok değerli büyüğümüz Ekrem Uğurlu’dur  
—Necat Eczacıbaşı, hizmet edebilmek için batıda kollarını sıvamıştır, ilaç fabrikaları kurmuş ve yanına sanatsal faaliyetlerini ilave etmiştir.                                                                                                                                                       
—Ekrem Uğurlu, yıllar yılı memleketine hizmet etmiştir, daha raflarda ilaç yokken, ilaçlar eczanelerde zor koşullarda hazırlanırken yılmadan çalışmış, doğduğu topraklar ve Siverek için batıda kendisine sunulacak koşulları tepmiştir. Şimdi şu sorulabilir, Nejat Eczacıbaşı mesleğinin, zenginliklerinin yanına fotoğraf sanatını koydu peki Ekrem Uğurlu neyi koydu? Cevap çok basit, Erdemini, demokratlığını, insanlığını, üslubunu, bilime olan saygısını koydu belki birçok yazar gibi onlarca kitap üretmedi ama kitapların konusu olan erdemi insanlara sundu. Çok büyük makamları işgal etmedi, ama gönüllerde oluşturduğu sevgilerle onlarca kitabın etkisini yarattı. Dinleyen bir insandı, bakın ne kadar önemli, dinleyen, ister temizlik işçisi olsun, ister tarlada çiftçi, hiç ayrıt etmezdi, dinlerdi. İstanbul’da tanıdığım makam ya da iş dünyasının önemli isimleri asla dinlemezler,  kendileri konuşurlar, kendileri bilirler, onlar oturdukları koltukla değer kazanırlar, koltuğu altlarından aldığınız zaman bir hiçtirler. Bazı insanlar oturdukları sandalyeye önem kazandırırlar, onlar için makam mevki önemsizdir, asıl önemli olan insandır, bu önemi değerli büyüğümüz Ekrem Uğurlu’da hep gördük. Sorulan sorulara karşı mantık içeren bir cevabı olurdu mutlaka, ilkel ve acımasız kan davalarının içinde, nadide bir çiçekti adeta. Kadına hürmeti demokratlığındandı, onun evine misafir olmaktan haz duyulmasının nedeni, eşine, annesine, insana verdiği değerdi. Ondan on kat daha zengin olmak, eczacılığın doktorasını yapmak ya da profesör olmak, onun yaşından daha çok yaşamak, insanı Ekrem Uğurlu yapmaz. İnsani erdeme haiz olmak öyle sanıldığı kadar kolay değil.
—Yılmaz Güney’in çok önemli bir sözü vardır. “Bir odanın koktuğunu anlamak için dışarı çıkıp tekrar odaya girmek lazım.” Şimdi ben de diyorum ki; “Ülkemizin nerede olduğunu öğrenebilmemiz için birkaç Avrupa ülkesine gidip tekrar dönmemiz lazım.” Yıllarca yoksullukla, yoklukla boğuşmuş olan bölgemin onlarca tarihi eseri yok, daha sayabileceğim çok büyük zenginlikleri de yok, ama insani vasıfları taşıyan değerleri var, bu değerlerin adını sonraki nesillere taşıyacak ve telaffuz ettirecek anıtlaştıracak eylemlerimiz olmalı diyorum. Ekrem Uğurlu gibi insani vasıfları en üst seviyede taşıyan değerlerimizin ruhunu şad edecek çabalar gerekli. Eczacılık mesleğini yücelten saygın hale getiren çok önemli değerimiz olan Sn. Ecz. Ekrem Uğurlu’nun adının mutlaka bir caddeye veya sokağa verilmesi diğer meslektaşlarına örnek olması babında çok önemli.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık