Bu ekonomik sıkıntıdan nasıl kurtuluruz

09 Aralık 2021 - 00:28

                    
Toplum olarak bu ekonomi sıkıntıdan nasıl kurtulacağız, her şeyden önce kullara karşı ve Allah’a karşı samimi olmamızla başlangıç yapmalıyız. Devletin güçlü dış politikası yanında iç politikası da o kadar güçlü olması gerekir. İç politika da adalet, samimiyet hakkaniyet, ehliyet değerler ön planda olursa bu gibi sıkıntıları atlatabiliriz, daha önce de atlattığımız sıkıntılar gibi.

Devlet millet tek vücut olur. Ancak görüyorum ki öyle bir şey yok. Herkes bu krizi ülke yararına değil de kendi yararına kullanmaktadır. Bugün bu krizin %50 stokçulara bağlı olduğu gibi % 50 Türkiye de israfın son hadde varmış olmasıdır. Bakanlıklarda, Belediyelerde araç furyası hiç kimse dikkate almıyorlar. Bu araçlar, ilgili kişiler, kendi kişisel aracıymış gibi özel işlerinde kullanmaktadırlar. Kul hakkının gözetilmediği böyle bir ortamda elbette ki ekonomi kötüye gidecektir. Diğer taraftan bizi her zaman düşman belleyen üst akıl içinde bir fırsattır. O da elbette ki elinden geleni geri koymayacaktır. Yerli işbirlikçileriyle el ele vererek bir an önce Türkiye’yi eski Türkiye döndürmek için can atmaktadırlar.
      
Toplum olarak bize has olan değer yargılarımızı unuttuk, Allah’ı unuttuk, o da bizi unuttu. Bugün bu krizin başı, toplum olarak biz kul hakkını dikkate almadık, hukukun üstünlüğünü dikkate alamadık, komşumuzu düşünmedik, kendi cebimizi ve keyfimizi düşündük. Helal ve haramı dikkate almadık. Allah’tan korkmadık. Elimize geçen yetkileri lehimize göre kullandık. İsrafı alışkanlık haline getirdik. Şimdi de bu kriz nereden geldi diyoruz. Bu bizim davranışlarımızın sonucudur. Bir mülakat hikâyemiz var. Aslında mülakat işin ehline verme amaçlı olarak kurulan bir sınav sonucunda daha iyisini ve işi ehline vermek için bazı ölçütleri kullanmalıydı. Ancak biz bunu da fırsat olarak değerlendirdik. Kul hakkına balıklama atladık, birde kendimizi zeki zannettik. Fetö misali başkası kazanacağına bizimkiler kazansın anlayışı kendimize hâkim kıldık. Kul hakkına girme gerekçesini kendimiz oluşturduk. Allah’ın sınırlarına girdik, bunları dikkate almadık. İşte bunları üst üste koyduğumuz zaman Allah’ın hukukunu çiğnediğimizin bir ifadesidir. Kulun hakkını yemek Allah’ın hakkını çiğnemektir. Yoksa hiçbir varlık Allah’a zarar veremez. Ama biz kendimize zarar verdik.     
      
Toplum olarak yaptığımız yanlışlardan geri dönersek belki bir kurtuluşumuz olur. Bu krizden kurtulmanın tek çaresi yıktığımız ve viran ettiklerimizi onarmak, gönül almak, kul hakkına saygılı olmak, Allah’ın hukukuna saygılı olmak ve baştan aşağı israftan kaçınmaktır. Belediyeler bırak eş dost ayağını, rant ihale işlerini ve de araç furyasına son versinler. Elindeki imkânlarla, özel teşebbüsün işbirliğiyle istihdam alanlarını genişletecek, üretim imalathanelerini açabilirler.

Böylelikle krizden çıkış kapısı aralanır. Yoksa dünkü gibi o hükümet gelir, bu hükümet gider, değişen ve düzelecek hiçbir şey olmaz.  Kula kul oluruz. Yerden yere sürünürüz. Siz israfı önlemez ve kul hakkına girerseniz. Binlerce ekonomi model sizi kurtaramaz. Allah yer ve gökteki bereketi çekerse sizler hiçbir şey yapamazsınız. Onun için Allah’ın koyduğu sınırları aşmayın.      

 

Bu yazı 378 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum