Dünya Yunanistan mezalimine karşı sessiz

09 Şubat 2022 - 16:33

 Yunanistan; Avrupa Birliğine ve tarihine kara bir leke sürmüş ve sürmeye devam etmektedir. Buna dair davranışları sürekli sergilemektedir.

Nerede olursa olsun, zulme uğrayan insanların son bir beklentisi ve ümidi vardı. O beklenti ve umutta; Uluslararası Avrupa insan hakları mahkemesiydi. İnsanlar; bunu kendi adı gibi ezberlemişlerdi. Son bir ümit, son bir çare olarak görmekteydi. Çarenin tükendiği, her şeyin bittiği, kalemlerin kırıldığı, son çırpınış kapısı Avrupa insan Hakları Mahkemesi akla gelirdi. Ancak Avrupa’nın üyesi olan, Yunanistan mezalimliği bu sefer 19 göçmeni vurdu. Bir umutla İnsan haklarının var olduğu Avrupa’ya ayak basacaklardı. Çocuklarına, ailesine bir umut olacaklardı. Onları yoksulluktan kurtarma amacıyla Avrupa ülkelerin birinde çalışacaklardı. Bu umutla ölümü göze alarak yola çıkmışlardı. Dere, tepe ve ülkeleri aşarak, Avrupa’nın kapısı olan Yunanistan’a ayakbastılar. Belki keyiften dört köşe olmuşlardı, Ancak karşılaştıkları durum vahşileri bile merhamete getirecek, zalimliğinden zalimane bir davranışı sergilediler. 19 kişi iç çamaşırlarına kadar soyarak, dövülerek, bu kış kıyamete bile bile ölüme sevk ettiler. Yunanistan çirkinliğini vahşiliğini, Avrupa birliğinin göbeğinde Avrupa’nın gözüne soka, soka zulmü işlediler. 19 İnsanı ölüme gönderdiler. Ölen insanların cesetlerine Türkiye sahip çıkarak İnsanlık adına onlara karşı son görevini yaptılar.  

Avrupa İnsan Hakları kuruluşları dillerini yutmuş gibi ne ses ne de bir seda var. Bu üçüncü ülke toplumların yeraltı zenginliklerine, haydut gibi çökerek çaldılar. Onunla da kalmadılar. İnsanlarını birbirine kırdırarak onları yönetmeye çalıştılar. Kimini demokrasiyle, kimini hukukla, kimini laiklikle kendine taptırdılar. İstediğini aldılar. Gayeleri karşısında güçlü bireyler ve güçlü ülkeler olmasın, hele Osmanlı küllerinden çıkan ülkelere daha doğrusu Müslüman olan ülkelerin belini doğurtmasın diye her türlü fitneliği yaptılar ve yapmaktadırlar. O, ölen insanlar Avrupalı olmuş olsaydı şimdi kıyameti koparırlardı. Ortadoğu ‘Müslüman ülkelere bir bakın, hallaç pamuğu gibi savurmaktalar. Hala siyasetçilerimiz bu olanlardan bir ders çıkartmamışa benziyor, çıkartmış olsalardı. Büyükelçiler tarafından pohpohlanan bir belediye Başkanıyla değil, Cumhurbaşkanıyla ya da yetkilendirdiği birisiyle görüşeceklerdi.  En kötüsü de muhalefet lideriyle görüşmeliydiler. Bu bir arkadaş görüşmesi değil, bu bir nabız yoklamasıdır.” Liderine rağmen biz seni desteklerse bize ne gibi tavizler vereceksin çünkü biz desteklemezse seni aday yapmayacaklar”. Ortadoğu’da kendini toparlamış bir ülke kalmışsa o da Türkiye’dir. Onlar; bunu hazım edemiyorlar. Hazım edemedikleri açık açık İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyla sırayla görüşerek, Türkiye yönetimine birlikte sahip olma fırsatını değerlendiriliyorlar galiba. Biz bunu nasıl anlayacağız? Başka bir ülkenin bir belediye başkanıyla görüşmüş olsaydı gayet normal bir görüşme olurdu. Bilgi alışverişinde bulunuyorlar denilirdi. Onların isteklerine boyun eğmeyen, ülkesinin yararını ön planda tutan, Türkiye’nin başına böyle bir cumhurbaşkanını istemiyorlar. Türkiye’nin bugünkü durumunu Avrupa ülkeleri ve ABD bir fırsat olarak değerlendiriliyorlar. Komşunun komşuya gidemediği, İstanbul’un o karlı günlerinde insanlarımız perişan olurken, İmamoğlu bütün mesaisini ve programını ona göre ayarlamıştı. Hem kimse duymayacak hem de bunların yardımıyla cumhurbaşkanı adayı olma şansını yakalayacaktı. Bu davranışıyla kişisel menfaat ve ihtirası ülkenin menfaatinden üstün tutmuşturBunlar İmamoğlu’na âşık değiller, bunlar; ülkemizin gelişmesine, bağımsızlığına tahammülleri olmayan ülke temsilci -İleridir. Bunların isteği;  kendilerine bağımlı olacak bir yönetim istiyorlar. Onlar için bu bir fırsattır. Bu fırsatı sonuna kadar değerlendirilecekler. Çünkü bir taraftan İmamoğlu cumhurbaşkanı aday olmak için imalı olsa da her fırsatta gündeme getiriyor.

CHP Lideri KILIÇDAROĞLU’ da her seferinde İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı yapmayacağını her gündemde endirekt ve dolaylı olarak söylüyor. Bu durum dış devletler için kaçırmayacak bir fırsattır. Onlar İmamoğlu’na altın tepside cumhurbaşkanı aday olma şansını sunacaklar ve yerli işbirlikleriyle destekleyecekler. Elbette ki bunun ülke için bir bedeli olacaktır. İmamoğlu ’da bunun bedelini onlara altın tepside sunacaktır. İşte bu durum ülkenin gelişmesine, büyümesine ve bağımsızlığına karşı en büyük engel teşkil edecektir. Böyle dış destekli bir cumhurbaşkanı bu ülkeyi bir asır geriye götürür. Belki de Suriye gibi bir ülke haline getirir. Normal şartlarda halkın oyuyla gelen iktidar elbette ki saygı duyulur. Ancak dış destekli ve dışa bağımlılığa sebebiyet verecek her oluşum bu millet için bir illettir. Avrupa ülkelerin çoğu Yunanistan gibidir. Yunanistan gibi olmazsa birileri çıkıp o züllüme karşı yüksek perdeden karşı çıkacaktı. İşte bunlara güvenerek ve bunlardan yardım talep ederek, bir iktidara talip olmak bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. Bu kötülüğü bu ülkeye yapmaya hiç kimsenin hakkı olamaz. Her olaydan bir ders çıkartmak zorundayız. Yunanistan Avrupa Birliğinin bir üyesidir. O bu zulmü yaparak dilini yutmuş bülbüle dönen Avrupa kendi dışında insanlara karşı acımasız ve gaddar olduğunu gösterir. Onun için Ortadoğu’yu kana buladılar. Bunları unutmamak lazım, ders çıkarmadığımız zaman yarın aynı şey başımıza da gelebilir.

                                                                                                                   

 

Bu yazı 175 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum