Erken seçimin perde arkası

    03 Haziran 2021 - 13:04 - Güncelleme: 03 Haziran 2021 - 14:30

    Bu millet iktidar olup'ta muktedir olmayan çoook hükümetler gördü.  Milletimiz bu tür hükümetlerden çok çekmiştir. Siyasiler; ülke menfaatini kendi siyasi emellerin ve hırslarına kurban etme eğilimi dün de vardı, bugünde var olacaktır. İktidarı zor duruma düşürecek haklı ve haksız her türlü eyleme çanak tutma alışkanlığı devam etmektedir. Siyasetçinin beceriksizliğinden ya da halka hizmetten ziyade halka rağmen siyaset yapma kolaylığı ya da alışkanlığının hala devam edildiği acı bir gerçektir.
                                 
    En iyisini biz yaparız anlayışı bu ülkeyi bir yere götürmez. Bugün muhalefet milletvekilleri de maaş alıyorlar değil mi? O zaman millet onlara da görev vermiştir. Neden bu görev hakkıyla yapılmıyor? Onların görevi iktidarın yaptığı ve yapacağı yanlışları halka bildirmek ve iktidarı bu konuda uyarmaktır. İktidarın ülke için yaptığı iyi şeyleri de takdir etmek ve halkla paylaşmaktır. Bu şekilde memleket için yararlı gerçekçi bir siyaset anlayışını ortaya koymuş olacaklardır. Muhalefetin görevi ülkeyi daha iyiye götürmek için varsa projelerini hükümete veya halka sunmaktır. İktidar karşısında muhalefetin inandırıcı olması için ülkenin gelişmesini çalışmalarıyla katkı sunmaları gerekmektedir. 40 yıldır hala darbe anayasayla idare edilen bir ülkede yaşıyoruz. Bu ülkenin menfaati için neden iktidar ve muhalefet işbirliğinde bir anayasa yapılamıyor.  Bu ülkenin birinci önceliği bu olması gerekmiyor mu?
                              
    Türkiye öyle bir ülkedir ki yeryüzünde belki böyle bir ülke yoktur. Bir taraftan ABD taşeronluğunu yaparak ABD’nin verdiği silahlarla Türkiye’ye savaş açan PKK ve PYD örgütü diğer taraftan iktidara ulaşma hırsıyla ABD’nin bu kirli savaşını göremeyen bir muhalefet. Bu şekilde erken seçim istemek bence ülkeyi intihara götürmeye zorlamaktır. Ayrıca iddialı bir adayı da yok. Nasıl olacak? Bu millete şunları yapacağız diyerek, iddialı bir projesi de yok. Ülkeyi geliştirmeye yönelik farklı bir projesi de yok.
                               
    Toplumu ve hükümeti bununla meşgul etmek yapılması gereken çalışmaların gecikmesine ve halkı tedirgin etmekten başka bir işe yaramaz.
                             
    Geçmişe baktığımızda parlamenter sistemlerde hep vekâlet hükümetlerini görmekteyiz. Gelen cebini doldurmaya çalışıyor nasıl olsa geçiciyiz diye bu ülkeye bir çivi çakamıyorlardı. Çünkü ipleri küresel güçlerin elindeydi. Onların verdiği boş şeylerle meşguldü.
    Eski iktidarlar; ülkenin enerjisini, Laiklik, İrtica, başörtü malzemeleriyle tüketmekle meşguldü. Bunları insanlarımıza birer baskı aracı olarak kullandılar. Ayrıca insanlarımızı fırkalara, semtlere ayıran birer araç haline getirdiler. Ülke üzerindeki senaryolarını gençlerimizin kanlarıyla çizdiler. Toplumun enerjisini bunlarla harcadılar. Dış politika da etkinliği ise koca bir”
    0” idi. 
                            
     Farz edelim ki erken seçime gidildi. Millet ittifakı iktidar oldu. 7 kocalı Hürmüz misali; bozulmuş bir milletçilik anlayışı, bozulmuş iktidar hırsına kurban edilmiş bir muhafazakâr kesimi ve ABD ’taşeronu olan PKK uzantısı HDP ve değişime uğramaya çalışan CHP’  den oluşan bir ittifak Türkiye’yi nereye götürür. Vicdanınıza havale ediyorum. Türkiye’yi götüreceği yer; CIA ve MOSSAD’ın cirit attığı bir ülke, şeytanların cirit attığı ülke konumuna gelen bir yerde huzur olur mu? Olmaz.
                              
    ABD Başkanı boşuna demiyor. Dostlarımızla Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ı indireceğiz. Elbette ki onun hedefleri var. Türkiye Devleti; ülke yönetiminde olsun uluslararası arenada olsun söz sahibi olmasın. SİHA’ lara ve İHA’ lara gerek olmadığını ve bu savunma güvenlik konusunda da çalışmalara bir son vermek amacıyla muhalefete katkı sunacaklardır. ABD’nin girdiği ülke de ne mal ne can güvenliği kalmıştır. Girdiği ülkelerde namus ‘da bırakmamıştır. Öyle bir şey olmaz demeyin geçmişte olmuş bugünde olur. Nuri Demirbağ 1940’larda yaptığı çift motorlu 200 uçağı toprağa gömmediler mi? Bu ülkenin geri kalışı işte böyle siyasetçilerin iktidar hırslarının sonucudur. Hiç kimse bunu inkâr edemez. Öyle yapacaklar ki Türkiye’nin artık ileriye bakmaya mecali kalmayacaktır. İşin gerçeği budur.  Görünen köy kılavuz istemez. ABD’ Siyonistlerin baskısıyla Türkiye’yi Eski Türkiye’ye çevirme çalışmaları devam edecektir. Ancak bu ülke 7 dövüle savaşmış ve Allah onlara zafer vermiştir. Ancak bazılarının siyasi emelleri uğruna da bu ülke ve bu millet feda edilemez.
                            
    Bugün muhalefetin ve küresel güçlerin umudu haline gelen Sedat PEKER eski Türkiye’nin kalıntısıdır. Bugün hükümet muhakkak onun istediğini yapmadığı için sorunlar çıkmıştır. O da menfaati için bu ülkeye her türlü zararı vermeye dünden hazırdır.
                           
    Bugün bu konuda muhalefetin ve iktidarın yapacağı şey nedir? İddiadan ileriye geçmeyen söylemlerini yargıya intikal ederek yargı hakkıyla görevini yaparak, gereğini yapmalıdır. Muhalefetin görevi de mafya babasının menfaatini kesen iktidarı takdir etmeli ve iddia ettiği şeylerinde sonuna kadar takipçisi olmalıdır. Hem ülkenin temizlenmesi sağlanarak daha iyi adımlarla ülkenin gelişmesini sağlamış olacaktır. Muhalefet bundan iktidar devşirmeye çalışırsa, ülke yararına yapılan bir siyaset olmaz, olsa olsa Sedat PEKER ve küresel güçlerin yararına olur. Ülkenin zararına olur. Sedat Peker’in bu çalışmaları; bir yere dayanmadan kendi başına yapılan bir çalışma değildir. Üzülerek söylemeliyim ki küresel güçler bu işin arkasında ve bunun üzerinden istediği etkiyi yapmak içinde muhalefeti de harekete geçirmektedirler. Deniz BAYKAL’I Genel Başkanlığından alan güç bugün Türkiye hükümetini zora sokmak için aynı güç elini sıvamış çalışmaya başlamıştır. Habire hükümetin enerjisini boşa harcamak için uğraşıyorlar. Bugün Sedat PEKER yarın başka bir şey olacaktır. Ancak iktidar ve muhalefet dış oyunlara karşı tek vücut olurlarsa o zaman Türkiye üzerine kurgulanan senaryolar etki göstermeden patlayacaklar. Biz bunun için muhalefeti göreve çağırıyoruz. Allah bu Millete zeval vermesin.
                           

    Bu yazı 181 defa okunmuştur.

    FACEBOOK YORUMLAR

    YORUMLAR

    • 0 Yorum