Kur'an'i kavram olan sabır 6

    24 Mayıs 2021 - 14:37 - Güncelleme: 24 Mayıs 2021 - 15:22

    Bugün gençlerimizi yıpratan, psikolojisini bozan, sınav koşuşturmasının karşısında sabırlı olmazsa başarılı olmaları mümkün değildir. İnançlı gençlik; sabırlı ve azimli olmak zorundadır. Çünkü onların bilinmesi gereken görevi; en iyi bir şekilde dersini çalışmaktır. Ondan sonrasını Allah’a tevekkül etmektir. Burada öğrencilerimiz helal lokma kazanmak için sınava çalışmaktadırlar. Onun görevi dersleri çalışarak bu konuda çalışmanın sıkıcı ve çetin zorluklarına dayanarak daha iyi bir şekilde çalışma gayretini göstermektir. Buradaki sabır ise; daha iyi ve daha fazla çalışmaya zaman ayırmak için, onu çalışmakta alıkoyan bazı alışkanlıklara karşı kararlı bir şekilde direnmesiyle, yeni çalışma metoduna uyum sağlayacaktır. Çalışma metoduna alışınca, ders çalışmak daha kolay olacaktır. Bazı sosyal faaliyetlerine de kısması gerekmektedir.  Bunlar nedir? Bunlar; arkadaşlarla görüşmeleri kısa tutmak, cep telefonda sosyal medyayı daha az kullanmak, olumsuz düşüncelere karşı kapalı olma gibi sabırla bunları aşarak, kendine güzel bir yol haritasını çizmelidir. Burada gerekli olan sabrı göstermelidir. Ders çalışmak herkesi yorar, ancak ders çalışma karalılığını göstererek bu konuda sabretmesi, kendisini, ailesini ve Rabbini sevindirecek inancıyla, başarılı çalışmalara imza atacaktır.  İşte buradaki sabrın işlevi daha fazla ders çalışma gayretini ve inancını gösterilmesidir.

    Bu konuda bir canlı örnek vermek istiyorum. Bir ilçe de görev yaparken birkaç esnaftan alışveriş ettim. En sonunda bir esnafla karşılaştım. Adama imrendim. Orada alışveriş yaptığım süre içinde, adamın hiçbir olumsuz davranışıyla karşılaşamadım. Güleryüz’ünde hiçbir şey eksilmiyordu. Onda yapılan alışverişin hiçbir esnafta yapılamıyordu. Belki bunun DNA’sında sabırlı bir hali vardı. İşte yüce Allah bu tür insanları takdir ettiği gibi de kendisi de göstermiş olduğu sabrın meyvesini topluyordu. Onun içindir diyorlar ki” sabır acıdır, meyvesi tatlıdır”.

    Yüce Allah “sabrı “neden bu kadar övmüş işte bu örnekten de az olsa da anlamaya çalışmalıyız. İslam dinin gayesi insanların yaşam süresince haksızlığa uğramadan kaliteli ve huzurlu bir yaşamın sürdürülmesidir. İşte bununda gerçekleştirilmesi için çalışmak ve çalışırken de zorluklara karşı sabır göstermektir. Bizler bunu yaptığımız zaman, herkes elini taşın altına koymuş olacaktır. O zamanda medeni bir toplum olmaya doğru adım atmış olacağız. Zaten yüce Allah’ın tüm emirleri insanların haksızlığa uğramadan medenice yaşamalarının sürdürülmesidir. Zaten bunun içinde Emirlerini Peygamberler vasıtasıyla kullarına tebliğ etmiştir.
    Sabırla ilgili olması nedeniyle bir arkadaşın başında geçen olayı buraya alıyorum. Olayı: bir gün arkadaşın kızı hastalanır, acile götürür. Acildeki doktor gerekli müdahaleyi yapıp şunları söyler. “Sabahleyin kızını kadın ve doğum polikliniğe götürüp, doktora muayene ettirmeniz gerekir, İhmal etmeyin ”Der. Onlarda hastaneden çıkıp eve gelirler. Sabah olunca kızının ağrıları artar. Hemen İlçedeki Devlet Hastanesi kadın doğum polikliniğe götürür. Sıra varmış. Kapıdaki bulunan görevliye “kardeşim hastam çok acildir. Acilden buraya yönlendirdiler. Mümkünse doktora göstereyim” Demiş kapıcıda buyur etmiş“ dedi ve içeriye girmiş. İçerde; Doktor, hemşire ve birde hasta varmış. Doktor Bey’e nazik bir şekilde seslenerek “Doktor Bey hastam çok acil durumdadır. Bakabilir misiniz? Diye seslenmiş. Doktor ona bakmadan” önüne bakarak, ”hemşire hanım güvenliği çağır” hemşire hanım; bir ona bir doktora bakar, olaya bir anlam veremez. Doktor bu sefer sesini yükselterek” Hemşire Hanım güvenliği çağır.” Hemşire hanım ona bakar. Sizin için dercesine göz işareti yapar. Adam doktora bakar Binlerce düşünce aklına gelir. Kızım ağrıların verdiği sancılarla bocalayıp, iki büklüm olmuş, bu sırada kızına mı yansın, doktorun bu kaba, sapa davranışına mı yansın, adam şok geçirir gibi yerinde hareketsiz durur. Doktor mesleğine layık bir davranışı sergileyememişti. Şikâyetiyle birlikte birçok şeyi hak etmişti.  Ancak kızının ağrıları, doktorla uğraşacak zamanın müsait olmadığını düşünerek, doktoru Allah’a havale ederek Ya Sabır diye kızını eve götürür. İnternetten Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesindeki Kadın ve Doğum bölümündeki doktorlara bakar. Bayan bir doktoru arar. Aramada “ kızımın hasta olduğunu İlçede müdahale edilemediğinden, müdahale yapacaksanız sizlere getireyim. Der. Doktor Mesai içinde bana ulaşın dedi. Son hızla arabayı sürerek, mesai içinde yetişir. Doktora hanım;  yapılacak tahlilleri kendisine vererek “hemen acilden çıkartın, saat 14.00 ameliyata alacağım” Der. Şükürler olsun ameliyatı başarılı geçtiğini. Kızının da hastalıktan kurtulduğunu ifade ederken gözlerin içi gülüyordu.

    Kendisi olayla ilgili anlatmaya başladı.” İlçedeki o doktorun nahoş hareketine karşı sabır göstermeyip bende bir hareket yapmış olsaydım. Kızım o gün ameliyat olmayacaktı. O sancıyla kızım perişan olacaktı. Belki doktorla mahkemelik olacaktı. Ancak o günkü öfkeme hâkim olmam gerçekten Rabbimin yardımıyla olmuştu. Öyle mübarek bir doktorla karşılaştırdı ki işlerimiz hemen görüldü. Ben hala şimdi düşünüyorum. Diyarbakır’daki doktora gitmemiz, bir sabır neticesinde gerçekten Allah’ın yardımı bize ulaştı.”

    Arkadaşın başından geçen olay herkesin başından geçebilir. Burada ki alacağımız ders olaylara karşı sabırlı ve akıllı davranmamızın gerektiğini aksi takdirde öfkemize göre hareket ederek aklıda devre dışı bıraktığımızda olayın nerede biteceği kimse kestiremez. Arkadaşın burada sabırlı davranmakla Rabbimin yardımda kendisine ulaşmış işini kolay kılmıştır.

    Bizim sabırlı olmamız veya sabırsız olmamız Yüce Allah’a ne bir faydamız ve ne de bir zararımız ona erişebilir. Ancak onun tüm emirlerindeki gaye kullar onu tanısınlar, ona kulluk etsinler. O da onlara mükâfat olarak dünyada huzur ve zaferi, ahirette de cennete ve onun rızasına nail olmamızı ister. Bizi bizden daha çok seven, her şeyin sahibi olan Allah’a kulluk yapmak ve onun rızasını kazanmak her şeyden daha güzel ve daha değerlidir. Sabrın Allah tarafından övülmesinin hikmeti Allah yolundan engellere karşı eğilip bükülmeden dost doğru onun yolunda yürümektir. Onun yolunda yürürken engeller başta nefsimizin arzu ve istekleri, öfkemiz, kinimiz, haset duygusu ve olumsuz düşünceler gibi kötü duygularla mücadele etmek, yolumuzda bizi alıkoymak isteyen bu nefsi istekler sabır zırhıyla yara almadan yolumuzda yürürüz. Nefisle Mücadelenin de cihattan sayılmıştır. Bu cihadı kazanmak ise sabır zırhını kuşanmakla mümkün olur. Yoksa nefis bizleri her zaman kötülüğe çağırır, Allah’a karşı günahkâr yapmaya çalışır. HZ. Âdem’in bu konuda kısası bizim için büyük ders teşkil eder. Yüce Allah her kulunu bir şekilde imtihana tabi tutar. Hz. Âdem ’i de Cennete bulunan bir ağacın meyvesini yemesini yasaklayarak imtihana tabi tutmuştur. Görünüşte çok kolay bir imtihan, gel gör ki şeytanın ve nefsin o altın yıldızlı fısıltıları insana her şeyi unutarak...
                   

     

    Bu yazı 196 defa okunmuştur.

    FACEBOOK YORUMLAR

    YORUMLAR

    • 0 Yorum