Küresel güç, siyaset ve mafya üçgeninde sıkıştırılan Türkiye

    28 Mayıs 2021 - 17:21 - Güncelleme: 29 Mayıs 2021 - 20:23

    Yeni Türkiye’de eski Türkiye alışkanlıklarına sarılanlar. Eski Türkiye’de neler vardı.

    Halka rağmen siyaset zirvedeydi.  Hizmet yerine algı operasyonlarıyla iktidara yürürlerdi. İktidara koşarken her türlü kanunsuz işleri mubah sayarlardı. İktidarı kazanma yolu küresel güçlere hizmetin en iyisini vereceğine dair rüştünü ispatlamış olurlardı.  Aksi takdirde halka hizmet için iktidara yürüyenlere de küresel güçler işbirliğinde, rüştünü ispat eden siyasetçilerle binlerce algı operasyonları kurgulayarak sahneye koyarlardı.

    Halkın inanabileceği türden yapılan bu algı operasyonlarıyla, halk için hizmet eden siyasetçilerin itibarını düşürürlerdi. Buda Ülkenin tüm enerjisini boş yere harcarlardı. Bu da ülkenin geri kalmasına ve küresel güçlere bağımlı hale geçmesine sebebiyet veriyordu.

    1940-2000 yıllar arası başörtüsü, irtica, laiklik gibi araçlarla bu ülkenin enerjisini harcayarak ülkeyi 7 dövüle muhtaç ettiler. İnsanlarımızı baskı altına aldılar, yaşamlarını zehir ettiler.  

                            
    27 Mayıs 1960 Darbesi de aslında böyle bir şeydi. Yanı halka hizmet için yola çıkan bir siyasi kadroyu, küresel güçlerin hesabına gelmeyince; halka rağmen siyaset yapanları kullanarak, yapılan algı operasyonlarıyla hükümeti ve liderini canavarlaştırarak, asker içinde milli duygulardan yoksun bazı subayları da kullanarak askeri bir darbe yapılmış ve küresel güçlerin istediği yol haritasına girilmişti.
                           
    Bugünde Türkiye siyaseti; Eski Türkiye’deki alışkanlıklarına devam etmektedirler. Çünkü hala halka rağmen siyasete devam edenler var. Türkiye’nin gelişmesini hazmedemeyen küresel güçler de aynen devam etmektedirler. Toplum da bu konuda aslında bayağı bilinçlenmiştir; çünkü küresel güçlerin ve ortakların Tütkiye üzerindeki emelleri herkesçe bilinmektedir. İnsanlar değişik güçlerle donatılmıştır.Bunlar; arzu ve istekler, kin, öfke ve iktidar hırsı ve menfaatlerdir. Bu tür duygular; insanlar; bunları kontrol altına almadığı zaman canavarlaşırlar.

    Bunlar ancak güçlü bir imanla kontrol altına alınabilir. O iman da olmadığı zaman akıl dışı her zaman hareket etme olasılığı yüksek olur.

    Bugün Sedat Peker, küresel güçlerin ve halka rağmen siyaset yapanların da bir kurtuluş reçetesi görünümündedir. Çünkü küresel güçlerin gayesi Türkiye’nin gelişmesini önlemek ve halka rağmen siyaset yapanların da amacı da iktidarı halkın güzünden düşürerek kendilerine iktidar yolunu açmaktır. İkisi de aynı odak noktasında buluşmaktadırlar.

                        
    Elbette ki tüm suçları küresel güçlere yükleyemeyiz. Gerçek hukukun işlediği bir ülke olmuş olsaydı ne mafya babası olurdu ne ağa olurdu ne de paşa... Bugün gerçekten hukukun boşluğundan dolayı bunlar çoğalmaktadır.

    Siyasetçilerin iktidara bakış açısı, hizmetin yoğun olduğu bir yer değil de ganimete konma yeri olarak gördüklerinden dolayı, oraya ulaşmak için her şeyi feda etmeyi göze alırlar. Allah bizleri bu siyasetçilerden muhafaza etsin.

    Gerçek medeni bir ülke olmak istiyorsak inançlarımızın paralelinde insanlara eşitlik özgürlük biri diğerinden üstün görmeyecek, farklı görmeyecek kanunların konulması ve bunları yürüten insanlarında zerre kadar hukuk dışı işi olmayan kişilerden seçilmeli, yargı bağımsızlığına önem verilmeli ve herkes yasa karşısında eşit haklara sahip olduğunu inanmalı ve bilinmelidir. 

    Kanunlarda ve uygulamalarda boşluklar olmadığı zaman iktidarın da hiçbir zaman ganimet yeri olmadığı,   hizmet ve görev yeri olduğunu herkesim tarafından bilinecektir. İktidara yürümek için hiç kimse o zaman ülke zararına olan işlere tenezzül etmeyecektir. Çünkü hukukun o zaman kırmızıçizgileri olacaktır.

    Terörle, mafya algı operasyonlara eğilim gösterenlerin ipleri çekilecek sitti sene siyaset hakkı elinde alınacaktır. Böylelikle hiç kimse kanunsuz işlere girişmeyecektir. Bataklık olmayınca orada üreyen sineklerde olmaz. Bunu herkesçe bilinmelidir. Ancak insanoğlunda bencilik olduğundan kendinden başka herkese hukuku uygulamak ister. Kendisine gelince işler değişir, işte kokuşma ve hukuksuzluk buradan başlar.

    Bu yazı 336 defa okunmuştur.

    FACEBOOK YORUMLAR

    YORUMLAR

    • 0 Yorum