Siverek Hasırlı Köyü'nde toplulaştırma yılan hikâyesine döndü

13 Ekim 2021 - 17:15


2009 yılında toplulaştırma başlandı.  Toplulaştırma; tarımda gelişmeyi sağlamak ve köylerdeki sorunları gidermek amacıyla yapılması planlanan toplulaştırma devletin en önemli çalışmasıydı. Belki Türkiye’nin en önemli işlerden biriydi.  Bölgelerimizde kavgaların kan davalarının %90 arazi meselelerinde meydana gelmektedir. İşte toplulaştırma araziden kaynaklanan kavgaları sonlandıracaktı.  

Ancak bu işin yürütülmesi insanlar tarafından yapıldığı için insanlarımızda da hizmet anlayışından çok menfaatine nasıl geliyorsa öyle yapmaktadırlar. İlk etapta bir firma tarafından yürütüldü. Firma görevini doğru dürüst yapmadı. Dedim ya bizde hizmet anlayıştan ziyade devletten ne kadar para kopartabiliriz anlayışı hâkimdir.

Toplulaştırma yönetmeliğinde bir pasaj

arazi etütleri ve toplulaştırma alanlarının belirlenmesi

MADDE 5 – (1) Arazi toplulaştırma projesinin uygulanacağı alanın sınırları ve bu sınırlar içerisinde kalan alan; yapılacak ön etüt çalışmaları ile arazi toplulaştırma proje sahası olarak belirlenir. Arazi toplulaştırma proje sahası olarak belirlenen alan; yeri, ulaşım durumu, mülkiyet ve kadastro durumu, topoğrafya ve toprak durumu, arazi kullanım durumu, sulama, drenaj ve diğer tarla içi geliştirme hizmetleri gereksinimi yönünden incelenerek proje kapsamında yer alacak işler ve gerekçeleri ile birlikte ön etüt raporunda belirtilir.
 (2) Arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkilidir. DSİ, sadece kendi yürüttüğü arazi toplulaştırma çalışmaları kapsamında yapılan iş ve işlemlerden hukuki olarak sorumludur. DSİ dışındaki kurum ve kuruluşlar DSİ’nin iznine tabi olarak proje idaresi sıfatıyla arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütmeye yetkilidir.
   
Toplumlaştırma yapan Firma yönetmeliğe göre DSİ kontrolünde yapmaktadır. Yine yönetmeliğe göre 4.Maddesini bb) bendinde belirtilen firma tarafında arazi sahasını ölçüm ve incelemeleri yapacak bir ekip ve komisyon oluşturmaktadırlar. Bunlardan hiç biri yapılmadı. Biz hasırlı köylüleri olarak firma tarafından yapılması gereken işleri yapmadıklarından dolayı, Firmanın yapması gereken bu işleri köylüler tarafından yapıldı. Bizde özel haritacı parayla tutarak imkânlar çerçevesinde herkesin tapusuna göre arazi ölçümleri yaparak Firmanın birer elemanı gibi çalışarak özel haritacının hazırladığı ölçümleri firmanın sistemine aktardık. Firmanın saha inmeden hazır lokmayı bile çiğneme zahmetinde bulanamayacak kadar bir sorumsuzluğa sahip olduğunun göstergesi bu güne kadar toplulaştırmayı getirmesidir. Bu bir göstergesi olmaz mı? Nasıl olsa devletten tıkır tıkır parasını almaktadırlar. Köylüler tarafından yapılan bu hizmeti kendisi yapmış gibi devletten parasını aldılar. Buna rağmen 2009 dan başlayan bu hikaye 2021 tarihine geldi. Hala ortada kesinleşmiş bir şey yoktur. Firmayı takip eden yok mu? Denetleyen yok mu? Bu köylünün mağduriyetini kim giderecek, Firmayı denetlemeyen bir DSİ idaresi DSİ idaresini sorgulamayan bir idare tablosu ortaya çıkmaktadır.
Devletimizin iyi niyetle başladığı toplulaştırma, köylüleri sıkıntılardan kurtarılması,  tarıma canlılık getirerek tarımın gelişmesi amaçlanırken, ancak bugünkü bürokrasi tarafından tersine çevrildi.    Bugün köylülerin mağduriyeti ni kim karşılayacaktır. Aslında yönetmelikte idareden kaynaklanan Zaraların ilgililer tarafından ödenmesi vurgusu da yapılmaktadır.

Ancak bir vatandaş olarak idarenin bu sorumsuzluğundan şikâyetçiyiz.  Devlet işlerini bunlarla nasıl yapacak, orta da zarar gören devlet ve ilgili köylüler olmaktadır. Sayın Başkanımızdan isteğimiz. Türkiye’nin gelişmesini sağlaması için alınan kararların sahada uygulaması için alınan personelin ehliyet, liyakat ve sadakat dışında hiçbir kıstas dikkate alınmadan personel alımı yapılmalıdır.  Ayrıca köyde kavgaların sebebiyet verecek arazi sahibinin onayı almadan değişliğe gidilmekte ve Bu konu da idare, köylüler tarafında mahkemeye verilmiştir. Bu resmen köylülere birbirinizi öldürün anlamına gelmektedir. Bu da keyfine göre iş yapan memurlardan kaynaklanmaktadır. Sorumlu sahibi olan hiçbir memur keyfi ve ya çıkar için kanun dışına çıkamaz.  Bugün toplulaştırma yapılacak, yarın yapılacak diye diye araziler sürülmemektedir. Bu kamuya verilen zararın cezasını kim çekecektir.  Denetleyen, sorgulayan idare görevini yapmazsa devlete ve halka en büyük zararı onlar vermektedirler. Sayın Cumhurbaşkanımızdan İsteğimiz, bu konuda hantallaşmış bürokrasinin eline köylülerinizi bırakmamanız temennimizdir.                                                 

 

Bu yazı 148 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum