Ali Lale

Ali Lale

ali.lale@outlook.com.tr

Sorunların merkezi

17 Nisan 2023 - 13:54

Devlet: Bir arada yaşayan insanların tüm ihtiyaçlarını, sorunlarını bireyler arasında ilişkileri en iyi bir şekilde çözümleyecek ve dışa karşı insanların güvenliğini sağlayacak kişiye veya bir ekibe yönetme vekâletini verilmiş olmasıdır. Toplumun sorunlarının çözümü ve ihtiyaçlarının giderilmesi ve güvenliğini sağlayacak hizmet edecek üst bir yönetim oluşturulur. İşte bu üst yönetim zaman içinde devletin formatını kazanmış olur.    
                    Devletin çekirdeği ailedir. Eski ilkel ve göçebe kavimlerde zamanla gelişen aile, kabile, aşiretten devlet oluşmuştur. Onlar; baştan kendilerine güçlü, akıllı ve adaletli bir kişiyi biat ederlerdi. O da onların günlük ihtiyaçlarını karşılamak ve güvenliğini sağlamakla kendine görev bilirler.
                  İlk Devlet Sümerler tarafından oluşturulmuştur.  İlk toplumlar devlet olma sürecini yıllarca sürmüş ve sürmeye devam edilmektedirler. Gelişen şartlara göre kendini yenileyen yeni şartlara uyum sağlayabilen, dışa karşı kendini koruma refleksine geliştirenler varlıklarını sürdürmüşler ve sürdürmeye devam etmektedirler.
                   Devlet süreci; kabine reisi, aşiret reisi, beylikler ve son olarak devlet; geniş bir toplumu yönettiği için yazılı hukuk kuralları oluşturulmuştur. Toplumsal gelişmeler devam edildikçe paralelinde hukuk kurallarına da yeni düzenlemeler ve gelişmeye devam edilmiştir. Batı ve gelişmiş ülkeler, bu seviyeye gelinceye kadar bedeller ödemişler. Bugün onlarda hukuk işlemektedir. Hukuk işlediği için az gelişmiş ülkelerdeki aracı kuruluşlar ve kişiler bulunmamaktadır.
                   Toplum olarak bizim tüm sorunlarımızı devlet tarafından çözümlemesi gerekmektir. Çünkü millet varlığını sürdürmek için devlet oluşturmuştur. Devlet milletine hukuk çerçevesinde hizmet ettiği müddetçe o milletin devleti olma hakkı kazanır. Toplum olarak hukukun karşısında herkesin eşit olması gerekirken ancak biz ne tam aşiret devletinde kurtulmuşuz ne de tam hukuk devletini ulaşmışız. Hukuk devleti olmak demek herkesin hukuk karşısında eşit olması demektir. Tüm işlemler bir kural dâhilinde işlenmesi demektir. Ayrıcalığın, torpilin olmadığı güçlünün haklı olmadığı, hukuk tarafından haklı olan kişi haklı ve güçlü olmasıdır. Toplumun maddi ve manevi ihtiyaçlarını dikkate almayan bir devlet anlayışı demokratik hukuk devleti olmayacağı, sorunları çözümlemeyeceği gibi aynı zaman bu şekliyle problemlerinde kaynağı olmaktan kurtulmayacaktır. Hak ve hukuk olmayınca bireyler kendi hakkını almak için yapılacak eylemler sonunda bir anarşi ortamına doğru gider. Eğer siz hukuk devleti olma vasfını kazanmamışsanız insanların sorun ve problemleri kar yumağı haline gelir. Haklı olduğu halde hakkı verilmediği, haksız uygulamalarla karşı karşıya bırakılan insanların psikolojilerin bozulmasıyla var olan sağduyusunu kaybederek istenilmeyen eylem ve oluşumların içinde kendini bulurlar.  Manevi ihtiyaçlarının karşılanması için hukukla düzenleme yapılmadığından ve bu insanlara baskı oluşturduklarından da manevi ihtiyaçlarını gidermek için başka oluşumların meydana gelmesine sebebiyet verirler. Bu oluşumları, başkaları tarafından rahatlıkla kendi amaçlarını gerçekleştirmek için kullanma fırsatını değerlendirirler.
                 Aslında bu konuyu örnekleriyle anlatırsanız sayfalara sığmaz kitaplar yazmak gerekecektir. Kısacası bir devlet demokratik ve hukuk devletin kriterlerini kazanmamışsa o devletin sorunları problemleri bitmeyeceği gibi dışa karşı da açık bir hedef haline gelir. Bazı gazeteci ve yazarlar diyorlar bu milletten çok hain türer. Ben ise tam tersini diyorum devletin hukuku işletmediğinden kaynaklanan sorunlarından yalınız biridir.
              HZ. Ömer’e diyorlar ki; “oğlunu da devletin hizmetine verin “ Hz. Ömer ise verdiği cevap çok düşündürücüdür. “ Her evden bir kurban yeter, bizim evden de devlete bir kurban verildi “ Kendisi halife olması bir kurban olarak algılamaktadır. “ O anlayış İnsan haklarının korumada ve hukukun işletilmesinin en yüksel zirvesiydi.” Onların Devlet başkanı olma anlayışı hakka ve halka hizmetten başka bir düşüncesi yoktu. “Onun için o devre saadet devri denilmiştir. Ülkemizden geçmişten bugüne öyle mi? Hukuk neden bizde işletilmiyor?  Yorumunu sizlere bırakıyorum.
                    Ali LALE

 

Bu yazı 495 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum