Bugünden Düne İsrail’i Tanımak


21 Temmuz 2014 Pazartesi 14:53

‘’…Fakat bir de İsrail’in savunmasız, silahsız, devletsiz ve lidersiz Filistin halkına yönelik insafsız savaşının neler başardığına bir bakın: Güç dengesizliğine bakınca insan ağlayacak gibi oluyor. En son teknolojiyle donatılan(ve rahat rahat temin edilen) Amerikan yapımı savaş uçakları, helikopterler, sayısız tank ve füze, üstün bir donanma…’’

‘’…Filistin hastaneleri, okulları, mülteci kampları, sivil yerleşim alanları, her gün saldırı helikopterleri, F-16 savaş uçakları ve Merkava tanklarının içine doluşmuş, İsrail askerlerinin acımasız saldırılarına maruz kalıyor. Kötü silahlanmış Filistinli direniş savaşçıları ise bu muazzam derece üstün güce boyun eğmeden, yiğitçe karşı koymayı sürdürüyorlar. ABD’de CNN televizyonu ve New York Times gibi gazeteler, yüzsüzce, yaşanan ‘şiddet’in eşitsizliğine hiç değinmiyorlar.’’

Edward Said

Bugün Gazze’de dünyanın en saldırgan, en acımasız ve de en korkak(evet bu kavramlar tam da burada örtüşüyor) ordusunun savaş uçaklarına, son model tanklarına, füzelerine; tanksız, topsuz, uçaksız, füzesiz; namluları paslanmış, kullanım miadını çoktan bitirmiş- üç beş paragöz devletten güç bela alınmış- G-3’lerle, kaleşnikoflarla direnmeye çalışan yiğit bir halkın direnişine şahit oluyor, dünyanın mazlum halkları.

Saldırmak kavramının dahi hafif kaldığı bir manzarayla karşı karşıyayız. Tanklar, derme çatma evleri yerle bir ediyor. Bir yaşındaki, iki yaşındaki, üç yaşındaki, dört yaşındaki, yetmiş yaşındaki canlar tankların paletleri altında, uçaklardan bırakılan bombaların yerle bir ettiği evlerin duvarlarının enkazlarında can veriyor. Filistin halkı; terörist bir devletin, haydut bir devletin, tavırlarıyla dünyaya meydan okurcasına hareket eden, savaş hukukunu tanımayan, sudan bahanelerle harekete geçen sapkın bir zihniyetin vahşetinde, gaddarlığında yaşam savaşı veriyor.

Tüm bunlar olurken; füzelerin yerle bir ettiği kasabalarda taşların, toprağın, beton yığınlarının altından bebeklerin elleri, kolları, bacakları toplanmaya çalışılırken henüz vicdanını yitirmemiş bir avuç uluslararası yardım görevlileri tarafından; Filistinli savaşçılar tarafından atılan ve ya havada vurulan ya da boş arazilere düşen cılız üç beş roket üzerine ‘’İsrail’in kendini savunma hakkını desteklemek için(!)’’ jet hızıyla altı yüz milyon dolar yardım gönderiyor Obama yönetimi. İnsanları; çoluk çocuk demeden, kadın erkek demeden, genç yaşlı demeden öldüren, yaralayan, yerlerinden yurtlarından eden, tutuklayan bir yönetim-ki haksızlığı defalarca BM kararlarıyla tescillendiği halde- dünyanın en güçlü ülkesi tarafından yardım edilerek destekleniyor. Bu ironiyi, bu komediyi, bu tiyatroyu elbette tarih kaydedecektir. Ama, içimizdeki bazı gizli Siyonizm hayranlarının Filistinli grupların bu savaştaki gerçek niyetlerini(!) kendilerince‘’arz-endam’’ etmeye çalışmaları, bunların; Gazze’yi yerle bir eden zihniyetten daha tehlikeli olduğunu göstermiyor mu?

Vahşi İsrail zihniyetine gelince…

Onlar bugün Filistinlilere yaptıklarının benzerlerini dünde yapmışlardı.

Onlar ki, dün de Hazreti Musa’yı ihbar etmemişler miydi? zalim Firavunun adamlarına. O Hazreti Musa ki, onlar için kavga etmiş, bu kavgada; düşmanlarından bir kişinin ölümüne yol açmıştı.

Onlar ki, Hazreti Musa, kendileri için bunu yaptığı halde onu ihbar ettiler zalim Firavunun adamlarına. Böylece ihanetlerini tescillediler.

Onlar ki, Hazreti Musa, Firavunun zulmünden kendilerini kurtarıp Mısır’dan çıkardığı halde…

Onlar ki, Kızıldeniz’de Hazreti Musa’nın açtığı yoldan geçtikleri halde… Onlar ki, Musa’nın asasını yılana dönüşüp Firavunun sihirbazlarının yılanlarını yediğini bildikleri halde… Tüm bunları bilmelerine rağmen, Hazreti Musa Tur dağına çıktıktan sonra Harun’u dinlemeyerek Samiri’nin buzağı heykeline tapmaya başladılar.

Onlar ki Harun’u öldürmeye teşebbüs ettiler.

Onlar ki, Hazreti Musa’nın kendilerine kızıp yüce Allah’a iman etmeyerek nasıl böyle bir puta taptıklarını sorması üzerine pişman olduklarını söyleyerek tövbe ettiler.

Onlar ki bu tövbelerine sadık olmayarak, sonraları tekrar sapkınlığa uğradılar.

Onlar ki, korkaktırlar. Bakmayın bugün dünyaya meydan okuyor göründüklerine…

Onlar ki, kendilerine Beytül Makdis’e gitmelerini emreden Hazreti Musa’nın bu buyruğuna orada Ad kavminin kalıntıları var, biz korkarız onlardan dediler.

Onlar ki kendilerine zalimlerle savaşmalarını emreden Hazreti Musa’ya ‘’Onlar(zorbalar) orada bulundukça biz oraya ebediyen giremeyiz’’ dediler.

Onlar ki, Hazreti Musa ve Hazreti Harun’a;

‘’Artık sen, Rabbinle beraber git! Bu surette ikiniz(onlarla) harp ediniz!’’ deme cüretlerini gösterdiler ki, bunun sebebi de korkaklarıydı, kuşkusuz. Bunun üzerine o topraklar kırk yıl kendilerine haram kılındı.

Onlar ki, Musa Aleyhisselam’a iftira etmekten bile geri durmadılar.

Onlar ki, Karun’u takip ettiler. Hazreti Musa’nın getirdiği Allahın emirlerine karşı çıktılar. Hazreti Musa’ya iftira etmek üzere komplo kurduğu için Karun’un yerin dibine girmesi üzerine ‘’Ey Musa, onu, ancak, konağını, servetini ele geçirmek için helak ettin’’ iftirasını atmaktan çekinmediler.

Onlar ki, Hazreti Musa’nın Hazreti Harun’u öldürdüğü iftirasını attılar. Onlar ki Allah’ın ayetlerine yüz çevirdikleri için, sapkınlıkları yüzünden hor ve zelil maymunlara dönüştüler.



Onlar ki, birbirlerini öldürüyorlardı. Onlar ki, güçsüzlerini sürgüne gönderiyorlardı.

Onlar ki, sürgüne gönderdikleri güçsüzlerin mallarına mülklerine el koyuyorlardı.

Onlar ki kötülükte yarışıyorlardı.

Onlar ki, kendilerine gönderilen peygamberleri yalanladılar, hatta onları öldürdüler. İşte bugün bu yaptıklarını misliyle masum Filistinli Müslümanlar üzerinde uyguluyorlar. Aslında tarih tekerrür ediyor.

Tarih tekerrür ediyor diye de durup beklemek elbette insanoğluna hiç yakışmaz.

Tarih tekerrür ediyor. Ve elbette Musa Aleyhisselam’ın İsa Aleyhisselam’ın İbrahim Aleyhisselam’ın ve de Hazreti Muhammed Aleyhis’selam’ın yolundan gidenler Allah’ın kelamını kendilerine düstur edinenler galip gelecektir.

Onların sergiledikleri bu vahşet, Esed diktatörünün de, İŞİD cellatlarının işbirlikçi Arap liderlerinin de tahtını yerle bir edecektir. Bu direniş ateşi sadece Ortadoğu’nun değil, dünyanın ezilen tüm halklarının da uyanışına vesile olacaktır. Venezuella ve Şili’nin İsrail büyükelçilerini sınır dışı etmeleri bunun en bariz göstergesidir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

1948’den bu yana ele geçire geçire, işgal ede ede, yerle bir ede ede, zeytinliklerini, incirliklerini yaka yaka Filistin topraklarını bitirememeleri, Filistin’deki direniş ateşini bir zerre kadar yok edememeleri bunu göstermiyor mu?

Musa ÖZER


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık