Güneşi Gördüm


22 Mart 2009 Pazar 00:00
                                                     
 
Mahsun Kırmızıgül,  kendi tarz müziğinin tam düşüşe geçeceği bir anda,  adeta ileriyi önceden görüp,  yönünü sinemaya çevirmekle en doğru kararı vermiş oldu bana göre… Üstelik kimsenin kendisinden beklemediği düzeyde bir başarı sergileyerek,  dikkatleri üzerine çekip zirvede kalmayı başardı. Daha dün,  “varoşların çocuğu” diye beğenmedikleri Mahsun’un “Beyaz Melek” filmini görenler hayretler içinde kaldılar. Bunu açık yüreklilikle dile getirmekten de çekinmediler tabi... Bana göre,  “yönetmenim” diye ortalıkta gezinen birçok insandan bin kat daha iyi yapıyor işini de… Üstelik çekim kalitesi de çok yüksek bu filmlerin. Hakkını veriyor hâsılı…
Gelelim son filmi “Güneşi Gördüm” e… Uzun zamandır bekliyordum gösterime girmesini. Nitekim reklam fragmanları da oldukça merak uyandırıyordu bende. “Beklediğin kadar orijinal miydi?” diye sorarsanız,  “hayır” derim. Nedense ben,  daha çok yankı uyandıracak bir yapıt bekliyordum. Ama asla kötü bir film olmamış. Bilakis çok güzel,  içerisinde birçok anlamlı mesaj taşıyan,  tamamen gerçek olaylardan yola çıkılarak hazırlanmış bir film. Beklediğimden daha farklı ayrıntılar yakaladım doğrusu. Kalitesi mükemmeldi yine. Güneydoğu sorununu,  o yörede yaşayan,  yıllardır bu acıyla yaşamaya mahkûm edilmiş,  iki ateş arasında kalmış insanların bakış açılarıyla yansıtmış izleyenlere… Ben de o yörenin insanı olduğumdan yabancı değildim anlatılanlara. Yıllardır yaşadığımız acılardı gördüklerim… Yürek sızlatan,  ciğerleri yakan,  “yeter artık!” dedirten… Kardeşi kardeşe düşman ettiren bu zalim düzene isyan var filmde. Ve bu çok güzel işlenmiş. Ölen de biz,  öldüren de…
Yitip giden,  yok olmaya yüz tutmuş değerlerimizden biri olan “dengbejlerimiz”(*) e de yer verilmiş filmin bir sahnesinde. O acıklı sesleriyle,  cenazenin ardından söyledikleri yüreğimi dağladı,  gözyaşlarımı tutamadım…
Aslında anlatacak çok şey var ama henüz izlememiş olanlar için filmin büyüsünü bozmak istemiyorum. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film bana göre. Çünkü bizim gerçeğimiz var orda. Acımız var,  çaresizliğimiz var,  feryadımız var…
Yıllardır yaşadığımız olayların,  filmde anlatılanların dahi,  bana göre özeti olabilecek bir sahneyi paylaşmak istiyorum sizlerle… Bir aileden iki kardeş; biri dağa çıkmış,  biri asker… Asker olan izne gelmiş ailesini yanına. Bir gece ansızın kapı çalınıyor. Gelen,  dağdaki oğul… Anne ve babasını ziyarete gelmiş. Duygusal bir sahne yaşanıyor hâsılı… Gideceği esnada,  asker olan kardeşi önüne çıkıyor ve “biz bir çatışmada karşılaşsak ne olacak ağabey?” diyor. Ağabeyi ona; “ ben ölürsem terörist,  sen ölürsen şehit olacaksın!” diyor ve çıkıp gidiyor. Aynı gece,  çıkan çatışmada ölüyor.
Dağa çıkan da diyor “sizin için çıktık biz dağa” diye; asker olan da diyor “sizin için çıktık biz dağa” diye… Kimse çıkmasın dağlara artık,  yeter! Bırakın dağlar reyhanlara,  dağ çiçeklerine kalsın… Bırakın çobanların kaval sesleri süslesin korkusuzca o yerleri… Ve kimse evinden barkından olmasın! Bir kör kurşun söndürmesin ocakları,  yeter!

(*) Dengbej,  Kürt halk ozanlarına verilen isimdir.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık