Hac (1.Bölüm)


18 Şubat 2009 Çarşamba 00:00


       Kimine göre, maddi imkanı elverdiği sürece,  her insanın hayatında en az bir kez yerine getirmesi gereken bir ibadet; kimine göreyse, imkan elverse bile, para sömürüsü olarak görülen ve bu yüzden de gereksiz olduğu düşünülen bir ibadet “hac”…
      
       Farz olan bir ibadette, kişisel görüşleri neden yazma gereği duyduğuma gelince;
      
       İslam’ın beş temel şartından bir tanesidir “hac” ibadeti. Hem bedenen, hem de mal ile yapılan tek ibadet şeklidir. Her Müslüman’ın, maddi imkanı elverdiği sürece bu ibadeti ömründe bir kez yapması  “FARZ” dır. Diğer ibadetlere nazaran daha meşakkatli olması hasebiyle, Rasulullah Efendimiz (s.a.v.) bile yaşamında yalnızca bir kez eda etmiştir haccı. Eskiye  nazaran, şimdilerde bu ibadetin gerçekleşme koşulları gittikçe güçleşmiş, neredeyse bir para tuzağına dönüştürülmeye çalışılmıştır. Bu gerekçeyle bir çok insan da, bu duruma tepkili bakmaktadır. Haklı olunan noktalar da yok değil tabi. Fakat bu haklılık, ibadetin yapılmamasını gerektirmez asla. Sonuçta, bu farz olan bir ibadettir ve bu şartlara haiz olan herkes, yerine getirmekle mükelleftir. Koşulların zor olması tartışılabilir, düzeltme yollarına gidilebilir, eleştirilebilir. Bu tamamen farklı bir konudur. Haccı eda etmeye engel olmamalıdır.
     
      Hac ibadetinden biz ne anlıyoruz?

      Ne yazık ki insanlarımızın bir kısmı haccı, turistik bir gezi gibi yapıp, bu geziyi bolca alışverişle de tamamlayıp öyle dönüş yapmakta. Dünya Müslümanları arasında, bizim insanlarımız kadar, parasını Arabistan topraklarına yatırmış başka bir toplum yok maalesef! Ne acı değil mi?  Belki de hayatında bir daha nasip olmayacak bu ziyaretin sayılı günlerini bile alışveriş merkezlerinde geçirenlere, inanın acıyorsunuz gördüğünüzde… Oysa ki İslamiyet, en bilinçli bizim milletimizde yaşanmakta. Bilinçli Müslümanlar olarak geçinen bizler, böylesine bir yozluğa neden müsaade ediyoruz toplum olarak, neden kendimize çeki düzen vermiyoruz, anlamış değilim doğrusu!
             
      Nefsin, insanla en çok uğraştığı yerlerin başında geliyor kutsal topraklar… Sürekli bir imtihanla karşı karşıyasınız. Bir yandan nefsiniz sizinle uğraşırken, diğer yandan, dünyanın dört bir yanından gelmiş, birbirinden tamamen farklı insanların dini yaşama ve uygulama şekilleri kafanızı karıştırıyor. Müthiş bir kültür zenginliğiyle karşı karşıyasınız anlayacağınız. Endonezyalısı farklı yaşıyor bu duyguyu, Nijeryalısı  farklı, Arabı  farklı, Türkü farklı, Hollandalısı farklı yaşıyor… Ama herkes aynı noktada birleşiyor, ne garip değil mi? Bütün yollar aynı adrese çıkıyor. Önemli olan, halis niyetle varabilmek  Yaradanın huzuruna… Bembeyaz, yalın, riyasız…


     

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık